Showing posts with label Martin Schulz. Show all posts
Showing posts with label Martin Schulz. Show all posts

Monday, 21 March 2016

Schulz: A unique chance for Cyprus (The Cyprus Weekly, 11 March 2016)

By Esra Aygin
In an interview with the Cyprus Weekly and Havadis, President of the European Parliament Martin Schulz talks up the prospects of a peace deal on the island and hints that major developments will soon unfold
How do you see the prospects of a solution in Cyprus this year?
Schulz: This long-lasting conflict is one of the unsolved problems in the enlargement of the European Union. When we enlarged the EU in 2004,we had hoped that the Annan Plan would be accepted and that the whole island would join the bloc. But things developed differently. Now, there is a unique chance for unification. If this happens,we will finally complete the union of Europe.
How can the European Parliament and EU institutions in general facilitate a solution in Cyprus?
Schulz: This is one of the reasons why I will go to Cyprus in the next couple of weeks – at the end of March. I will meet with the government and with both communities to find out whether there is an option to help, to be helpful, to contribute.
Will you be visiting Turkish Cypriot leader Akinci during your visit?
Schulz: Sure!
Do you think EU institutions could help with the financing of a solution in Cyprus?
Schulz: If financial support could help, we are always prepared to discuss it.
There are concerns that a deal in Cyprus may be legally challenged unless certain provisions become EU primary law. Are these concerns legitimate?
Schulz: From a principles point of view, this is a question of self-determination on the island. If both sides, both communities decide to go for a reunification of the island and this is accepted in a referendum, I can’t see the European Court of Justice overrule such a decision. The question here is, whether there will be some details in the agreement that are incompatible with fundamental rules of the EU. But I can’t imagine that a member state of the EU would conclude an agreement, which is not compatible with the fundamental European rules.
There are certain derogations that sides might want to include in the agreement…
Schulz: I will not speculate about derogations because these are up to the two sides to discuss.
But if the two sides decide on certain derogations, would the EU accommodate these?
Schulz: This clearly depends on the compatibi-lity of the derogations with the basic rules of the EU.
Many people think this is the last chance for a solution in Cyprus – at least for a federal solution. What will happen if the solution process fails again?
Schulz: Then we would fail a historical chance. This is a historical moment. If we don’t achieve a solution now, then this will be a real failure. My feeling is that the two leaders are the two people who can pull this through. We should not forget that President Anastasiades was the man who supported the Annan Plan 12 years ago. He has a high credibility for really struggling and fighting for reunification. My feeling is that Turkish Cypriot leader Akinci is also very committed to a solution. I meet both men often, and I believe that if we don’t achieve a solution now, we will miss a historic opportunity.
There are efforts to open chapter 23 and 24 in Turkey’s EU accession negotiations. How will you overcome Cyprus’ veto on these chapters?
Schulz: The only way to overcome this obstacle is [for Cyprus and Turkey] to deepen their dialogue on the basis of mutual understanding and commitment. I want to add here that Ankara has never been so strongly committed to a solution in Cyprus for a very long time.
You see a strong commitment by Ankara to a solution in Cyprus right now?
Schulz: I spoke with the Turkish Prime Minister and the Turkish Foreign Minister just yesterday [on Monday]. And my feeling is, there is something mo-ving in Ankara. We aren’t where we want to be yet – and I can’t go into details to say why – but my feeling is, there is a certain movement in Ankara.
In terms of a solution in Cyprus?
Schulz: Turkey is discussing. I know that the Turkish government and the Turkish parliament are discussing concrete steps, which are not easy for Turkey. By the way, these are also not easy for Cyprus. But we had a long period without any dialogue [between Turkey and Cyprus]. But now, there are people speaking to each other and I know that there are a lot of contacts.Perhaps these are not very well known by the public. But there are things that are going on, that make me much more optimistic than I was in the past.
Are there contacts between the Republic of Cyprus and Turkey?
Schulz: Not officially but individually.
Do these contacts concern guarantees?
Schulz:I don’t want to make public too early what makes me optimistic. Therefore, I remain to be very general: There are talks on the road, which could lead to enormous improvement.
What message would you like to send to all Cypriots?
Schulz: I was born in a country, which was divided. It took 41 years for Germany to be reunified. Cypriots have a unique chance to do as Germany did, and reunify their island. In a time when so many countries are falling apart, and we are becoming more and more divided, a country that reunifies after such a long period of division will show that everything is possible. Our wishes are with the Cypriots of both sides.

Schulz: Tarihi Şans (11 Mart 2016)

TARİHİ ŞANS: Schulz: “Şu anda Kıbrıslıların elinde adalarını birleştirmek için eşsiz bir şans var. Ve bu sayede, sonunda Avrupa gerçek anlamda bir birlik olacak. Eğer şimdi çözüme ulaşamazsak tarihi bir şansı kaybetmiş oluruz. Bu gerçek bir yenilgi olur.”

MALİ DESTEK MÜMKÜN: Schulz: “Mart sonunda Kıbrıs’ı ziyaret edeceğim ve yardım etme, katkıda bulunma şansımızın olup olmadığını iki toplumdan dinleyeceğim. Eğer mali destek çözüme yardımcı olacaksa, bunu her zaman konuşmaya hazırız.”

ANKARA’DAN GÜÇLÜ DESTEK: Schulz: “Ankara çok uzun süredir ilk defa Kıbrıs’taki bir çözüm için bu denli güçlü bir kararlılık ortaya koyuyor. Geçmişte olduğumdan çok daha iyimser olmamı sağlayan bazı gelişmeler yaşanıyor. Muazzam gelişmelere yol açabilecek görüşmeler gerçekleşiyor.”

Esra AYGIN

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, şu anda Kıbrıslıların elinde adalarını birleştirmek için eşsiz, tarihi bir şans bulunduğunu belirterek, Kıbrıs’ın birleşmesi ile, Avrupa Birliği’nin de sonunda gerçek anlamda bir birlik olacağını söyledi. Schulz, “Eğer şimdi çözüme ulaşamazsak tarihi bir şansı kaybetmiş oluruz. Bu gerçek bir yenilgi olur” dedi.

Önümüzdeki haftalarda Kıbrıs’a yapacağı ziyaret öncesinde Havadis gazetesine Kıbrıs’taki çözüm süreci ile ilgili görüşlerini aktaran Avrupa Parlamentosu Başkanı, çözüme destek vermek istediklerini, eğer mali destek çözüme yardımcı olacaksa bunu her zaman konuşmaya hazır olduklarını açıkladı.

Ankara’nın çok uzun süreden beridir ilk defa Kıbrıs’ta çözüm için bu denli güçlü bir kararlılık ortaya koyduğunu vurgulayan Schulz, “Geçmişte olduğumdan çok daha iyimser olmamı sağlayan bazı gelişmeler yaşanıyor. Muazzam gelişmelere yol açabilecek görüşmeler gerçekleşiyor” dedi.  

İşte Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Havadis gazetesinin sorularına verdiği yanıtlar...

Bu yıl içerisinde Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşmak olası mı sizce?
Schulz: Uzun zamandır sürmekte olan bu anlaşmazlık, Avrupa Birliği’nin genişleme sürecindeki çözümlenememiş problemlerden biridir. Bizler 2004 yılında Avrupa Birliği’ni genişletirken, Annan Planı’nın kabul edileceğini ve adanın bir bütün olarak birliğe katılacağını umut etmiştik. Ancak olaylar farklı şekilde gelişti. Şu anda, benim gözümde, adanın yeniden birleştirilebilmesi için eşsiz bir şans var, ve bu sayede sonunda Avrupa gerçek anlamda bir birlik olacak.

Avrupa Parlamentosu ve genel olarak AB kurumları Kıbrıs’taki çözüme nasıl yardımcı olabilir?
Schulz: Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde – Mart sonunda- Kıbrıs’ı ziyaret etme nedenlerimden biri de bu. Hükümet ve her iki toplumla görüşeceğim ve yardım etme, katkıda bulunma şansımızın olup olmadığını kendilerinden dinleyeceğim.

Kıbrıs’tayken Sayın Akıncı’yı da ziyaret edecek misiniz?
Schulz: Tabii!

AB kurumları Kıbrıs’taki çözüme mali katkı yapabilir mi?
Schulz: Eğer mali destek çözüme yardımcı olacaksa, bunu her zaman konuşmaya hazırız.

Kıbrıs’taki bir anlaşmanın, belli hükümler AB birincil hukuku haline getirilmedikçe, yasal olarak bozulabileceği endişeleri var. Bu endişeler meşru mu?
Schulz: İlke olarak, burada adanın self determinasyonu söz konusu. Eğer her iki taraf, her iki toplum, adanın yeniden birleştirilmesi üzerinde anlaşır ve bu da referandumlarda kabul görürse, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Kıbrıslıların bu kararını bozması söz konusu olmaz. Burada sorulması gereken soru, anlaşmada AB’nin temel kuralları ile uyumsuz detayların olup olmayacağıdır. Ancak AB üyesi bir devletin temel Avrupa kurallarına uyumsuz bir anlaşma yapacağını düşünmüyorum.

Tarafların anlaşmaya dahil etmek isteyeceği belli derogasyonlar olabilir...
Schulz: Derogasyonlarla ilgili spekülasyon yapmak istemiyorum çünkü bunlar Kıbrıs’taki iki tarafın konuşması gereken konular.

Eğer iki taraf belli derogasyonlar üzerinde anlaşmaya varırsa, AB bu derogasyonları akomode edecek mi – bunlara imkan verecek mi?
Schulz: Bu, söz konusu derogasyonların AB’nin temel kuralları ile uyumlu olup olmadığına bağlı. Bu çok açık.

Birçok kişi bu sürecin Kıbrıs’ta bir çözüm, en azından federal bir çözüm için son şans olduğuna inanıyor. Bu sefer de çözüm olmazsa ne olur?
Schulz: O zaman tarihi bir şansı kaybetmiş oluruz. Tarihi bir an yaşıyoruz. Eğer şu anda bir çözüme ulaşamazsak, bu gerçek bir yenilgi olur. Her iki liderin de bu işi başarıyla sonuçlandırabilecek kişiler olduklarını düşünüyorum. Unutmamalıyız ki Sayın Anastasiadis 12 yıl önce Annan Planı’nı desteklemiş bir kişidir. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi mücadelesi ile itibar kazanmış biridir. Sayın Akıncı da kendisini çözüme adamış biridir. Her ikisi ile de sık sık görüşüyorum. Ve eğer şimdi bir çözüme ulaşamazsak tarihi bir fırsatı kaybetmiş olacağımızı düşünüyorum.

Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinde 23 ve 24. başlıkların açılması çabaları var. Çözüm öncesinde veya çözümsüzlük durumunda bu başlıklar üzerindeki Kıbrıs vetosunun üstesinden nasıl geleceksiniz?
Schulz: Bu engeli aşmanın tek yolu [Kıbrıs ve Türkiye’nin] aralarındaki diyaloğu karşılıklı anlayış ve kararlılıkla derinleştirmeleridir. Burada şunu da eklemek isterim ki, Ankara çok uzun süreden beridir ilk defa Kıbrıs’taki bir çözüm için bu denli güçlü bir kararlılık ortaya koyuyor.

Şu anda Ankara’da Kıbrıs’ta çözüme yönelik güçlü bir kararlılık mı görüyorsunuz?
Schulz: Daha dün [Pazartesi] Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile görüştüm. Hissiyatım, Ankara’da bazı şeylerin değiştiği, hareketlendiği yönündedir. Belki henüz ulaşmak istediğimiz noktada değiliz ama – ve bunun nedenlerini açıklayacak detaylara giremem – Ankara’da kesinlikle bir değişim ve hareketlenme var.

Kıbrıs’ta bir çözüm ile ilgili mi?
Schulz: Türkiye belli şeyleri konuşuyor. Hükümetin ve meclisin, Türkiye için kolay olmayan bazı somut adımları konuştuğunu biliyorum. Tabii bunlar Kıbrıs için de kolay değildir. [Türkiye ve Kıbrıs arasında] hiçbir diyaloğun olmadığı uzun bir dönem yaşandı. Ancak şu anda taraflar birbirleri ile konuşuyorlar ve birçok temasın gerçekleştirildiğini biliyorum. Belki bunlar kamuoyunun gözleri önünde olmuyor, ama oluyor. Geçmişte olduğumdan çok daha iyimser olmamı sağlayan bazı gelişmeler yaşanıyor.

Bu temaslar Rum tarafı ve Türkiye arasında mı?
Schulz: Resmi olarak değil, ama kişisel olarak.

Bu temaslar garantilerle mi ilgilidir?
Schulz: İyimser olmamı sağlayan nedenleri kamuoyuna şu anda açıklayamam. Bu nedenle çok genel konuşmak istiyorum: Muazzam gelişmelere yol açabilecek görüşmeler gerçekleşiyor.

Kıbrıslılara göndermek istediğiniz son bir mesaj var mı?

Schulz: Ben bölünmüş bir ülkede doğdum. Almanya 41 yıl sonra yeniden birleşti. Şu anda Kıbrıslıların elinde, Almanya’nın yaptığı gibi, adalarını yeniden birleştirme şansı var. Bu eşsiz bir şans. Birçok ülkenin parçalandığı, ayrılıkların her gün  daha da arttığı bir dönemde, bu kadar uzun zamandır bölünmüş kalan bir ülkenin yeniden birleşmesi bizlere her şeyin mümkün olduğunu gösterecektir. Umutlarımız Kıbrıslılar iledir.

Sunday, 1 June 2014

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile Röportaj (Havadis Gazetesi, 27 Ocak 2014)


Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz Havadis’e açıkladı:

“Temsiliyet sorunu sadece anlaşma ile çözülebilir”

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsiliyet sorununun, ancak Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması ile kesin ve daimi bir şekilde çözülebileceğini söyledi.

Havadis gazetesinin, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsiliyeti ve Kıbrıs sorunu ile ilgili sorularını yazılı olarak yanıtlayan Schulz, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilmiyor olmasının kabul edilebilir olmadığını ve Avrupa Parlamentosu’nun bu konudan dolayı kaygılı olduğunu vurguladı. Ancak, Schulz, bu soruna şu anda getirilebilecek tüm çözümlerin sınırlı ve uygulaması zor çözümler olacağını, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsiliyeti ile ilgili sorunun sadece Kıbrıs sorununun çözülmesi ile kesin ve daimi bir şekilde çözülebileceğini söyledi.

“Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadığı sürece temsiliyeti sağlamak çok zor”

Schulz, “Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmadığı sürece bu temsiliyeti sağlamak çok zor. Adadaki iki toplum arasında bir anlaşmaya varıldığı anda, Kıbrıs Türk toplumunun AP’deki temsiliyetinin hemen sağlanması önündeki tüm engeller kalkmış olacak” dedi.

“Statüko ne adanın ne de Avrupa Birliği’nin çıkarına”

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili iyimser olduğunun altını çizen Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz, her iki liderin de Kıbrıs’ın uzun vadeli geleceği ile ilgili vizyon sahibi olmaları ve Kıbrıs’ta kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm için çaba sarfetmeleri gerektiğini vurguladı. Schulz, “Hepimiz Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşmanın kolay olmayacağını biliyoruz. Ancak ben iyimser bir siyasetçiyim. Siyasi diyalog ve uzlaşma kültürüne yürekten inanıyorum. Her iki tarafın da çözümün herkesin çıkarına olduğunun ve içinde bulunulan çıkmazı aşma gerekliliğinin farkında olduğuna eminim,” dedi.

Kıbrıs’ın şu anda içinde bulunduğu durumun ne adanın, ne de Avrupa Birliği’nin çıkarına olduğunu vurgulayan Schulz, daimi ve kapsamlı bir çözümün herkese kazanç sağlayacağını belirtti ve sadece siyasi bir çözümün iki toplumun beklenti ve demokratik özlemlerine karşılık verebileceğinin bir kez daha altını çizdi.


“AP’de Kıbrıs için ayrılmış altı sandalyenin üçte biri Kıbrıslı Türklere ait”

Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti, Kıbrıslı Türklerin Mayıs ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmalarını kolaylaştıracak bir yasa tasarısını onayladı. Yasa tasarısına göre, Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartına sahip tüm Kıbrıslı Türkler otomatik olarak seçmen kütüğüne dahil edilecek ve 26 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanabilecekler.

Kıbrıslı Türkleri Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmaları yönünde teşvik eden Schulz, “Hatırlatmak isterim ki, Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs için ayrılmış olan altı sandalyenin üçte biri Kıbrıs Türk toplumuna ait” dedi.

“Kıbrıslı Türklere Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci statüsü verilemez”

AP Başkanı Schulz, bazı çevrelerin Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Türklere, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asemblesi’nde olduğu gibi gözlemci statüsü verilmesi yönündeki talepleri ile ilgili ise şunları söyledi:

“Bu iki kurumun yapılarının ve yetkilerinin çok farklı olduğunu gözönünde bulundurmanız gerekiyor. Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci statüsü Avrupa Birliği’ne girmek için müzakereler yürüten ülkeler içindir. Bu statü Kıbrıslı Türkler için mantıklı ve anlamlı olmaz.”


“Türkiye AB’ye üye olmak istiyorsa tüm mevzuat ve kurumlarına saygı göstermeli

Son olarak, Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirmesi ve liman ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması gereklilikleri karşısındaki tutumunu da değerlendiren Schulz, AB’ye katılmak isteyen tüm ülkelerin AB mevzuat ve kurumlarına uyması ve saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. Schulz, “Hatırlatmak isterim ki, Türkiye şu anda Avrupa Birliği ile müzakereler yürütüyor. Eğer Türkiye AB’nin tam üyesi olmak istiyorsa, o zaman herhangi başka bir Üye Devlet gibi davranması gerekir. Yani AB’nin tüm mevzuat ve düzenlemelerine uyması, ve AB’nin tüm siyasi kurumlarına saygı göstermesi gerekir,” dedi.