Showing posts with label Crans Montana. Show all posts
Showing posts with label Crans Montana. Show all posts

Friday, 11 March 2022

Crans Montana - Basına sızan tutanaklar ne anlatıyor?

Esra Aygın 

Son günlerde Rum basınında 2017’de Crans Montana’da gerçekleştirilen kritik Kıbrıs Konferansı’na ait Birleşmiş Milletler tutanakları yayınlanıyor. Basına sızan tutanaklar Crans Montana’da ortaya konan öneriler ve yapılan tartışmalarla ilgili son derece önemli detayları gün yüzüne çıkarıyor. 

Guterres-Çavuşoğlu görüşmesi, Crans Montana, 6 Temmuz 2017, 13:00

Garantilerde esneklik tüm başlıklarda anlaşmaya bağlı

İlk tutanak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı bir görüşmeye ait. Bu görüşme konferansın çöktüğü gecenin gündüzünde, 6 Temmmuz’da saat 13:00’te gerçekleştirildi. 

Tutanakta, bu görüşmenin kilit noktası şu şekilde ifade ediliyor: “Genel Sekreter ve Sayın Çavuşoğlu güvenlik ve garantiler başlığı altında müzakere edilen konular ile ilgili görüş alış verişinde bulundu. Sayın Çavuşoğlu bu konularda süreci ileriye taşıyabilecek gizli bilgiler sundu.”

Tutanağa göre toplantı, Genel Sekreter Antonio Guterres’in Çavuşoğlu’na güvenlik ve garantiler konusunda Türkiye’nin kırmızı çizgilerinin ne olduğunu sorması ile başladı. 

Çavuşoğlu, Türkiye açısından, sıfır asker sıfır garanti kavramının bir başlangıç noktası olamayacağını belirtti. Çavuşoğlu, Türkiye’nin belli esneklikler göstermiş olduğunu, daha da esneklik gösterebileceğini ama iki nedenden dolayı şu anda bunu yapamadığını belirtti ve bu nedenleri, Kıbrıslı Rumların Türk önerilerini basına sızdırması ve 2. masada (anlaşmanın yönetim ve güç paylaşımı, toprak,  mülkiyet gibi iç konularının görüşüldüğü masa) hiçbir ilerlemenin olmaması olarak sıraladı. 

Ancak Çavuşoğlu, yine yapıcı bir katkı olması açısından, Türkiye’nin resmi olmayan bir belge sunacağını, bu belgede çok hassas bazı unsurların yer aldığını, ancak bu belgede yer almayan ek bazı ileri adımların da söz konusu olabileceğini belirtti. Garanti Antlaşmasının Türkler ve Kıbrıslı Türkler açısından bir tabu olduğunu da sözlerine ekleyen Çavuşoğlu, buna rağmen esneklik göstermiş olduklarını, bu belgenin gizli kalacağına dair BM’ye güvendiğini, bunun sızmasının her şeyi mahvedeceğini ifade etti. 

Çavuşoğlu, sunmuş oldukları ve güvenlik ve garantilerle ilgili esneklikler içeren resmi olmayan belgenin, sadece tüm başlıklarda anlaşma sağlanması halinde geçerli olduğunu vurguladı. 

Çavuşoğlu, Kıbrıslı Türklerin özellikle şu alanlarda tatmin edilmesi gerektiğini belirtti: 

- Siyasi eşitlik (dönüşümlü başkanlık ve etkin katılım da dahil)

- Toprak

- Adadaki Yunan ve Türk vatandaşlarına eşdeğer muamele (iş, kişiler, sermaye)

- Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Türk kurucu devletinde net mülkiyet çoğunluğuna sahip olması

Çavuşoğlu, Genel Sekreter’e, yukarıdakilerin yanı sıra, federal yetkilerle ilgili mutabakata varılması ve varılacak anlaşmanın AB birincil hukuku haline gelmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye Dışişleri Bakanı, anlaşmanın AB mahkemelerine götürülmesi olasılığının kesinlikle ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti. 

Çavuşoğlu devamında, Türkiye’nin Garanti Antlaşması’nın adının Uygulama Antlaşması olarak değişmesini ve bu antlaşmanın 4 tarafça imzalanmasını kabul edebileceğini belirtti. İlk aşamada bunun, birlikte adım atmanın mümkün olmadığı durumlarda tek taraflı müdahale hakkını da içereceğini söyledi. Eğer anlaşma siyasi açıdan başarılı bir şekilde yürüse karşılıklı kabul edilebilir bir tarihte bir gözden geçirmenin yapılabileceğini belirtti. Eğer anlaşma başarılı şekilde uygulanmaktaysa bu tarihin öne çekilebileceğini sözlerine ekledi. 

Asker konusunda ise, Çavuşoğlu, anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile önemli miktarda askerin çekileceğini ifade etti. Anlaşmann başarılı şekilde uygulanmasının geriye kalan askerlerin çekilmesini hızlandıracağını belirtti. 

Çavuşoğlu, İttifak Antlaşmasının yeni bir antlaşma olarak formüle edilebileceğini ancak Türk askerinin kalıcı şekilde adada bulunabilmesine olanak sağlayacak bir hüküm içermesi gerektiğini söyledi. Sıfır askerin Türkiye için bir kırmızı çizgi olduğunu belirtti. 

Çavuşoğlu, resmi olmayan belgedeki tekliflerin diğer tüm konularda bir anlaşmaya varılması şartı ile geçerli olduğunu sözlerine ekledi. 

Tek taraflı müdahale hakkı ile ilgili olarak Çavuşoğlu, ilk önce, toprak da dahil iki taraf arasında varılmış olan anlaşmayı görmeleri gerektiğini ifade etti. Anlaşmanın uygulanmasının da hayati olduğunu, Kıbrıslı Türklere gerekli güvenceleri verecek mekanizmaların bulunması gerektiğini belirtti. Buna ek olarak bir miktar Türk askerinin kalması gerektiğini, bunların olması durumunda müdahale hakkı ile ilgili daha fazla esneklik göstermeyi değerlendirebileceklerini söyledi. Ancak öncesinde, Kıbrıs’taki iki tarafın tüm başlıklarda anlaştıklarını görmeleri gerektiğini vurguladı. 

Genel Sekreter, bunun, Türkiye’nin Garanti Antlaşmasının yerini hemen Uygulama Antlaşmasının almasını ve tek taraflı müdahale hakkını feshetmeyi kabul ettiği anlamına gelip gelmediğini sordu.

Çavuşoğlu durumun bu olmadığını ancak tüm konularda anlaşılması durumunda, Ankara ile görüşüp daha fazla esneklik temin edebileceğini belirtti. Söylediğinin arkasında olduğunu ancak bunun şu an için gizli kalması gerektiğini ekledi. 

Guterres-Mogherini görüşmesi, Crans Montana, 6 Temmuz 2017, 16:30

Dönüşümlü başkanlık ve 1 olumlu oy konusunda yakınlaşma

Basına sızan ikinci tutanak aynı gün saate 16:30’da Genel Sekreter Antonio Guterres ile Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Frederica Mogherini arasında gerçekleştirilen görüşmeye ait. 

Bu toplantıda, Genel Sekreter Guterres, Mogherini’ye, Türkiye’nin görüşmelerde diğer taraflardan daha açık olduğunu ifade etti. Bunun, diğer tarafların daha fazla açılım yapması gerektiği görüşünü dile getirdi. Türkiye’nin garantileri geçici bir dönem için devam ettirme teklifinde bulunduğunu, ancak Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk taraflarının uygulama mekanizması ile ilgili görüşlerinde büyük farklılıklar olduğunu belirtti. Anastasiadis’in, Türkiye’nin uygulama mekanizmasında yer almasını istemediğini net şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Aynı amanda iç konularda çok az ilerleme olduğunu vurguladı ve anlaşmazlık noktalarının tekrar edilmesi dışında herhangi bir şey elde edilmemiş olduğunu söyledi. 

Bu noktada, toplantıda bulunan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs Rum tarafının dönüşümlü başkanlık ve karar verme mekanizmalarında bir olumlu oy konusunda taviz vermiş olduğunu belirtti. Ayrıca, Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in, Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı’yı rahatlatmak adına, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek oy pusulası konusunda ısrar etmeyeceğini söylediğini de hatırlattı. 

Toprak, mülkiyet, Türk vatandaşlarına anlaşmazlık

Genel Sekreter Guterres, Mogherini’ye, anlaşmazlık noktalarının toprak konusunu da içerdiğini, hangi tarafın haritasının zemin teşkil edeceği konusunda uzlaşma olmadığını ifade etti. Mülkiyet konusunda da anlaşmazlık olduğunu belirten Guterres, iki tarafın iki farklı mülkiyet rejiminin uygulanması konusunda farklı felsefelere sahip olduğunu söyledi. Genel Sekreter Türk vatandaşları konusunda da anlaşmazlık olduğunun altını çizdi ve bu konuların hiçbirinde herhangi bir ilerleme olmadığını belirtti. 

Genel Sekreter tüm taraflardan, başbakanların üzerinde anlaşabileceği resmi olmayan bir sentez ortaya çıkarmalarını isteyeceğini belirtti. Ancak bunun zor olabileceğini çünkü Türkiye’nin konferansı daha fazla uzatmak istemediğini ifade etti. 

Mogherini, Anastasiadis’e, güvenlik ve garantiler konusunda olumlu bir gelişme elde etmek istiyorsa iki toplumlu konularda esneklik göstermesi gerektiğini söylediğini belirtti. Anastasiadis’in buna cevaben, bunu yapabileceğini ancak garantiler ve asker konusunda rahatlatılması gerektiğini söylediğini ifade etti. Aynı zamanda, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek oy pusulası ısrarından vazgeçmeye hazır olduğunu ve diğer konularda da daha esnek olabileceğini söylediğini ekledi. Ancak Anastasiadis için, sunduğu haritanın toprak konusundaki müzakerelere zemin teşkil etmesinin önemli olduğunu belirtti. 

AB tek taraflı müdahale hakkını kabul edemez

Mogherini, Avrupa Birliği’nin, müdahale hakkı hariç, taraflarca üzerinde anlaşılan herhangi bir anlaşmayı kabul edeceğini belirtti. Bunu Çavuşoğlu ve Akıncı’ya açıklıkla ifade ettiğini söyledi. Bunun için birincil hukukun değiştirilmesinin gerekmediğini de Çavuşoğlu’na ilettiğini belirten Mogherini, anlaşmanın mahkemelere götürülmesi için bir zemin olmayacağını belirtti. Birincil hukukta değişiklik yapılması için tüm üye devletlerin bunu onaylaması gerekeceğini, bu onay aşamasının anlaşma açısından bir risk olduğunun altını çizdi. Ancak Çavuşoğlu’nun birincil hukukta değişiklik yapılması konusunda ısrar ettiğini ifade etti. Ancak bunun bir müzakere taktiği olabileceğini söyledi.  

Genel Sekreter de Anastasiadis’in 1. masada (güvenlik ve garantilerin görüşüldüğü masa) açılım görmeden 2. masada (iç konular) taviz vermeye hazır olmadığını söyledi. 

BM Genel Sekreteri’nin Özel Danışmanı Eide de, Kıbrıslı Türkler 2. masada başarılı bir sonuç almadıkça Türkiye’nin hareket etmeyeceğini vurguladı. Tüm bunların aynı anda çözümlenmesini sağlayacak bir pakete olan ihtiyaçtan bahsetti. 

Guterres-Anastasiadis, Crans Montana, 6 Temmuz 2017, 18:15

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konferansın çöktüğü akşam yemeğinin hemen öncesinde Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüştü. 

Tutanaklara göre, bu görüşmenin kilit noktası, Genel Sekreter’in Türkiye’nin Garanti Antlaşmasını feshetme ve tek taraflı müdahale hakkını sona erdirme teklifini Anastasiadis ile paylaşması idi. 

Genel Sekreter bu görüşmeden Anastasiadis’e, Türkiye’nin bazı fikirleri gizlilik içerisinde kendisi ile paylaştığını söyledi. Türkiye’nin verdiği gizli belgeye temelinde, Genel Sekreter güvenlik ve garantiler konusunda bir açılım olduğu görüşünü dile getirdi. Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşması’nı feshetmek ve tek taraflı müdahale hakkından vazgeçmek niyetini ortaya koyduğunu belirtti. Garanti Antlaşmasının yerini bir uygulama ve izleme mekanizmasının alabileceğini belirtti. Genel Sekreter ayrıca, Türkiye’nin bugün askerlerinin tamamını çekmeyi kabul edebilecek bir pozisyonda olmadığını, ancak ileriki bir tarihte bunun gerçekleşebileceğini söyledi. 

Anastasiadis, Türkiye’nin önerisi ile ilgili daha net bilgi talep etti ve Garanti Antlaşması’nın gerçekten sona erip ermeyeceğini sorguladı. 

Genel Sekreter Garanti Antlaşmasının sona ereceğini, asker konusunun ise ileriki bir tarihte çözümleneceğini ifade etti. Bir uygulama ve izleme mekanizmasının kurulacağını ekledi. 

Anastasiadis Türkiye’nin uygulama ve izleme mekanizmasında yer alıp almayacağını sordu. 

Genel Sekreter Türkiye’nin rolünün henüz konuşulmuş olmadığını, ancak farklı oluşum ve aktörlerin uygulama sürecinin denetlenmesinde rol oynayabileceği görüşünü dile getirdi. 

Anastasiadis Türkiye’nin uygulama ve izleme mekanizmasında rol almasını kabul edemeyeceğini ifade etti. Garanti Antlaşmasının sona ermesinin olumlu bir gelişme olarak görülebileceğini, ancak bunun yerini Türkiye’nin uygulama sürecinde rol oynayacağı bir izleme sisteminin almasının kabul edilebilir olmadığını belirtti. Devamında, Türk askerlerinin adada kalmaya devam etmesini kabul edemeyeceğini söyledi. 

Genel Sekreter bir kez daha, Türkiye’nin önemli miktarda askerini hemen çekmeye istekli olduğunu teyit etti. Askerin gözden geçirilmesinin bugün yapılmayacağını ancak daha sonraki bir tarihte bunun olabileceğini söyledi. 

Anastasiadis Türkiye’nin Garanti Antlaşması’nı feshetme niyetinin gerçek olduğuna inanmadığını söyledi. Türkiye’nin bu anlamdaki rolünü, uygulama ve izleme mekanizmasına aktaracağına, ve Garanti Antlaşması’nı feshederek gerçek niyetini saklayacağına olan inancını ortaya koydu. 

Genel Sekreter Garanti Antlaşmasının kusurlu olduğunu ve Türkiye hazır bundan vazgeçmeye istekliyken adanın %37’sinin geriye kalanı ile birleşmesinin iyi olacağını vurguladı. Garanti Antlaşmasının sona erdirilmesinin müzakereler için gerçek bir açılım teşkil ettiğinin altını çizdi. 

Anastasiadis, buna cevaben, Türkiye’nin bir askeri üs kurmak istediğini ve Kıbrıs’ta sonsuza dek asker bulundurmak niyetinde olduğunu söyledi. Anastasiadis, “Biz AB üyesi bir devletiz. Adada askeri bir üs bulunması durumunda, nasıl bağımsız olabiliriz?” diye sordu. 

Genel Sekreter ilk adım olarak Garanti Antlaşmasını sona erdirmek istediğini, daha sonra askerlerin çekilmesini konuşmanın mümkün olabileceğini belirtti. “Sıfır asker, sıfır garanti”nin bir başlangıç noktası olamayacağını söyledi. 

Anastasiadis, yarım bir anlaşmayı, yani sadece garanti ve tek taraflı müdahale hakkı ile ilgili olan ve asker konusuna değinmeyen bir anlaşmayı asla kabul edemeyeceğini söyledi. Tüm askerlerin anlaşmanın 1. gününden çekilmesini talep etti. Böyle bir anlaşmayı kabul edemeyeceğini ve bunu halkına sunamayacağını tekrar etti. 

Tarihi akşam yemeği – 6 Temmuz 2017, 21:15

BM tutanaklarına göre, 6 Temmuz gecesi başlayan ve 7 Temmuz’un ilk saatlerine kadar devam eden akşam yemeği, Genel Sekreter’in, birçok konuda fikir birliğine varılmış veya varılmaya yakın olduğunu ortaya koyması ile başladı. Ancak geriye kalan konularda tarafların zıt görüşler öne sürdüğünü belirten Genel Sekreter Guterres, 6 başlığı – yani toprak, güç-paylaşımı, mülkiyet, Türk vatandaşlarının hakları, garantiler ve yabancı askerler – içeren bir paket yaklaşımına gitme zamanının geldiğini ifade etti. 

Guterres, tüm başlıklarda iki tarafın ne noktada olduğunu ortaya koydu. Buna göre: 

Toprak

Genel Sekreter, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı’nda yer alan haritanın, Kıbrıs Türk tarafının ise 11 Ocak’ta Cenevre’de sunmuş olduğu haritanın kullanılmasını önerdiğini belirtti. Ancak Kıbrıs Türk tarafının, haritada, Rum tarafının kendilerinden beklemekte olduğu bir değişikliği yapacağını sözlerine ekledi. 

Yönetim ve Güç Paylaşımı

Genel Sekreter bu konuda tarafların “neredeyse tamamıyla mutabık” olduğunu belirtti. 2:1 temelinde dönüşümlü başkanlığın olacağını, ancak bunun toprak ve güvenlik ve garantiler ile ilgili müzakerelerin sonucuna bağlı olduğunu ifade etti. Türk vatandaşlarına eşdeğer muamele konusunda artan bir yakınlaşma olsa da, tarım ürünleri ve kişilerle ilgili kotalar konusunda anlaşmazlık olduğunun altını çizdi. Genel Sekreter Guterres, kişiler konusundaki anlaşmazlığı yeni gelen kişiler ile ilgili olduğunu, Kıbrıslı Rumların bu kişiler için 4:1 oranını (her 4 Yunan vatandaşına 1 Türk vatandaşı) teklif ettiğini, Kıbrıslı Türklerin ise 1:1 oranında (her 1 Yunan vatandaşına 1 Türk vatandaşı) ısrar ettiğini belirtti. 

Mülkiyet 

Mülkiyet konusunda, Genel Sekreter, Kıbrıs Türk kurucu devletindeki mülkiyet çözümlerinin şu anki kullanıcı lehine, toprak düzenlemelerine tabi bölgelerdeki mülkiyet çözümlerinin de yerinden edilmiş mülk sahiplerinin lehine olacağı üzerinde genel bir anlayış olduğunu belirtti. Guterres, şu anki kullanıcının lehine olacak çözümlerde, iki tarafın “duygusal bağ” ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihat hukuku konusunda farklı pozisyonlara sahip olduğunu ifade etti. Kıbrıslı Türklerin net şekilde tanımlanmış kriterler, Kıbrıslı Rumların ise genel bir referans istediğini söyledi. 1/3 kuralı ve daha spesifik olarak küçük arsalar ile ilgili bazı farklılıklar da olduğunu belirten Guterres, Kıbrıslı Türklerin bu durumlarda şu anki kullanıcının lehine olan bir rejim, Kıbrıslı Rumların ise yerinden edilmiş mülk sahiplerinin lehine olan bir rejim teklif ettiğini söyledi. 

Güvenlik ve Garantiler

Guterres: Garanti Antlaşması ve tek taraflı müdahale hakkının devam ettirilmesinin zor

Guterres, güvenlik ve garantiler başlığında öncelikle garantiler konusuna değindi. Garanti Antlaşması ve tek taraflı müdahale hakkının devam ettirilmesinin zor olacağı yönündeki görüşünü tekrar eden Guterres, Türkiye’nin, Garanti Antlaşması’nın korunması yönündeki pozisyonunu not etti. Ancak buna ek olarak, Genel Sekreter, Türkiye’nin resmi olmayan bir belge sunmuş olduğunu, bu belgede Garanti Antlaşmasının yerini bir Uygulama Antlaşmasının almasını önerdiğini belirtti. Türkiye’ye, güvenli ve izleme mekanizmasının kurulması durumunda Garanti Antlaşmasının hemen sona erdirilmesini kabul edip etmediklerini sorduğunu, buna karşılık Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Genel Sekreter’e Türkiye’nin bu konuda diyaloğa açık olduğunu ancak gösterebileceği esnekliğin diğer dört iç konuda kaydedilen ilerlemeye bağlı olduğunu söylediğini belirtti. 

Genel Sekreter uygulamanın izlenmesine dair resmi olmayan bir belgeyi taraflara dağıtmış olduğunu, bu mekanizmada BM ve kendisinin önemli bir rol oynayacağını ifade etti. 

Guterres: “sıfır asker, sıfır garanti” pozisyonunun Türkiye için bir kırmızı çizgi

Guterres, asker konusunda, “sıfır asker, sıfır garanti” pozisyonunun Türkiye için bir kırmızı çizgi olduğunu belirtti. Genel Sekreter, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin adada asker kalmasını isterken, uzun-süreli askeri bir varlığın Kıbrıslı Rumlar için kırmızı çizgi olduğunu ifade etti. Bu konuda tarafların herhangi bir açılım yapma olasılığını görmediğini, dolayısıyla bu konunun daha üst düzeyde (yani Yunanistan ve Türkiye’nin başbakanlarının dahil olduğu) bir toplantıda görüşülmesi gerektiğini ortaya koydu. Genel Sekreter, Türkiye’ye askeri varlığını gözden geçirip geçiremeyeceğini sorduğunu, buna karşılık Çavuşoğlu’nun bunun Başbakanlar düzeyinde görüşülmesine karşı olmadıkları cevabını verdiğini aktardı. Genel Sekreter, Başbakanları ileriki günlerde New York’a davet edebileceğini veya Başbakanların Crans Montana’ya gelebileceğini belirtti. 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kotzias, 1974 yılında adaya gelen askerlerle İttifak Antlaşması altında adada bulunan 650 asker arasında ayırım yapılması gerektiğini belirtti. İlk kategorideki askerlerin hemen çekilmesi gerektiğini belirten Kotzias, ikinci kategoridekilerin de, hemen olmasa da gitmesi gerektiğini, bunun için ayrı bir çekilme metodolojisinin olabileceğini ifade etti. Bu kategorideki askerler için bir gözden geçirme sürecini tartışmaya açık olduğunu, ancak bunun Başbakanlar düzeyinde olması gerektiğini belirtti. Her delegasyonun başkentlerine dönerek nihai görüşmelere hazırlanmasını ve bu arada da uygulama ve izleme çerçevesinin nihai şeklini alması için teknik çalışmaların devam etmesini önerdi. 

Sir Duncan: taraflar ilerlemeyi görmüyorlarsa bu, tarihi bir fırsatı kaçırdıkları anlamına gelmez mi?

Birleşik Krallık’ın Avrupa ve Amerika İşlerinden sorumlu Devlet Bakanı Sir Alan Duncan, Kotzias’a dönerek, fırsatın yitirilmemesi gerektiğini, bir noktada tarafların “risk alması” gerektiğini belirtti. Bu sorunun çok uzun zamandır devam etmekte olduğunu ifade eden Duncan, ilerleme yakalanabileceğine dair olan hissiyatını dile getirdi. Genel Sekreter’in tek taraflı müdahale hakkının ortadan kalkması gerektiğini söylediğini vurgulayan Duncan, taraflar bu ilerlemeyi görmüyorlarsa bu, tarihi bir fırsatı kaçırdıkları anlamına gelmez mi? diye sordu. Duncan taraflara, büyük konularda elde edilen başarılara odaklanmalarını, uygulama ve izleme mekanizmasını daha sonra ele almalarını teklif etti. Eğer gerçekten “ilerleme” varsa, tarafların Crans Montana’da başladıkları işi bitirmelerini salık verdi. İlerleme olup olmadığını sordu, yanıt alamayınca, sessizliğin, ilerleme olduğuna dair bir işaret olabileceğini söyledi. 

Çavuşoğlu: diğer konularda ilerleme olması durumunda Türkiye daha da fazla esneklik gösterebilir

Çavuşoğlu, tek taraflı müdahale hakkının “sürdürülebilir olmadığına” dair ifadesini çok iyi bir şekilde not ettiklerini belirtti. Genel Sekreter’in askerin kalabileceğine dair ifadesini de not ettiklerini söyleyen Çavuşoğlu, “Sıfır asker sıfır garanti”nin Türkiye için bir başlangıç noktası olamayacağını tekrar etti. Ancak Çavuşoğlu, Türkiye’nin belli konularda esnek olmaya çalıştığını, Genel Sekreter ile hem Garanti hem de İttifak Antlaşmaları ile ilgili tekliflerini paylaştıklarını söyledi. Daha da fazla esneklik göstererek, bir unsur daha eklediklerini ve diğer konularda anlaşmaya varılması durumunda tek taraflı müdahale hakkının gözden geçirebileceğini söylediklerini ifade etti. Çavuşoğlu, diğer konularda ilerleme olması durumunda Türkiye’nin daha da fazla esneklik gösterebileceğini belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanı, önce kapsamlı anlaşmaya ve bu anlaşmanın nasıl izleneceğine odaklanmanın önemli olduğunu, daha sonra belli şeylerin konuşulabileceğini söyledi. Çavuşoğlu, daha fazla esneklik göstermek için elinden geleni yapmak istediğini, ancak tekliflerinin gizli kalacağına güvenmediğini belirtti. Kıbrıs Rum tarafının daha önceki önerilerini basına sızdırmasının kendisini bu konuda tereddüte düşürdüğünü ifade etti. Genel Sekreter Çavuşoğlu’nun bu önerisine saygı gösterdiğini söyledi. Çavuşoğlu, garantiler konusunda esneklik göstermiş olsa bile, askerin tümüyle çekilmesinin Türkiye için bir kırmızı çizgi olduğunu, ancak Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının bunda ısrar etmeye devam ettiğin belirtti. Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı, çözümden hemen sonra önemli sayıda askerin çekilmesi yönündeki teklifi teyit etti. 

Çavuşoğlu: Son konferans

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Garanti Antlaşması konusunda esneklik göstermiş olduğunu, ancak Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın tüm askerlerin çekilmesinde ısrar ettiğini belirtti. Bunun Türkiye ve Kıbrıslı Türkler açısından bir kırmızı çizgi olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, tarafların öncelikle temel konulara odaklanması, izleme mekanizmasını daha sonraya bırakması gerektiği konusunda Duncan’a katıldığını ifade etti. Bunun “son konferans” olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, Genel Sekreter’e birkaç gün içerisinde Başbakanları Crans-Montana’ya getirme şansı olup olmadığını sordu. Bu durumda, kendisinin burada kalabileceğini belirtti. Çavuşoğlu, kabul edemeyeceği şeyin, delegasyonların hiçbir karara varmadan buradan ayrılması olduğunu çünkü bunun süreci uzatacağını ifade etti. Başbakan Yıldırım’ın henüz gelmediğini çünkü henüz alınacak bir karar olmadığını belirten Çavuşoğlu, kapsamlı bir anlaşmaya yönelik ilerleme olmazsa, Yıldırım’ın gelmeyeceğini söyledi ve nasıl ilerleme yakalanabileceğini sorguladı. 

Anastasiadis: Önerileri yazılı olarak görmem gerekiyor

Anastasiadis, kendi tekliflerini yazılı olarak sunmaktan çekinmediklerini belirterek, Kıbrıs Rum tarafının Türkiye’nin teklifleri ile ilgili neden bilgi sahibi olmadığını sordu. Anastasiadis, Garanti Antlaşması ve müdahale hakkının gerçekten feshedilip feshedilemeyeceğini nasıl bilebileceğini sordu. Çavuşoğlu’nun “esneklik”ten bahsederken ne demek istediğini ve garantörlerin izleme mekanizmasındaki rolünü bilmesi gerektiğini belirtti. Rum lider, ortaya konan önerilerin başka bir isim altında ama özünde Garanti Antlaşması olmadığından nasıl emin olabileceğini sordu. Türk askerinin varlığının Kıbrıslı Rumlar için bir tehdit olduğunu belirten Anastasiadis bunların netleştirilmesi gerektiğini ve önerileri yazılı olarak görmesi gerektiğini ifade etti. Güvenliğin bir öncelik olduğunu söyleyen Anastasiadis güvenlik ve garantilerde bir çözüm olmazsa diğer başlıklarda da bir çözüm olamayacağını belirtti. 

Çavuşoğlu, Türkiye’nin önerisini paylaştığını belirtti. Anastasiadis bunun kendisi ile paylaşılmadığını söyledi. Çavuşoğlu, tarafların birbirlerinin önerilerini açıklamamak konusunda anlaştıklarını ancak Türkiye’nin önceki önerilerinin sızdırıldığını dolayısıyla Anastasiadis’e güvenemeyeceğini söyledi. 

Akıncı: Türkiye’nin garantileri ele alması çok önemli bir adım

Türkiye erken bir zamanda önemli miktarda asker çekmeye hazır

Kıbrıslı Türk lider Akıncı, güvenlik ve garantiler konusunun daha önce hiç ele alınmış olmadığını hatırlattı ve yakın bir geçmişe kadar eski sistemin devam edeceği varsayımının devam ettiğini belirtti. Türkiye’nin ilk defa bu konuları ele almayı kabul ettiğini ifade eden Akıncı, bunun “çok önemli bir adım” olduğunu vurguladı. Türkiye’den hala nasıl bir sinyal beklendiğinden emin olmadığını belirten Akıncı, askerlerle ilgili olarak, Türkiye’nin erken bir zamanda önemli miktarda askeri çekmeye hazır olduğunun işaretini verdiğini söyledi.  Akıncı, iki tarafın aynı aciliyeti hissetmediğini, bazı delegasyonların sorunun çözülmesi zamanının geldiğini ve tarafların bir fırsatı kaçırma riski ile karşı karşıya olduğunu düşündüğünü ifade etti. Çözümün ellerinden kayıp gitmekte olduğunu ve yeni nesillere karşı herkesin sorumlu olacağını belirtti. Akıncı, Genel-Sekreter’in belirlediği altı konudan oluşan bir paket üzerinde anlaşmaya varabileceklerini ve bir referandum tarihi belirleyebilecekleri değerlendirmesinde bulundu. Akıncı, daha sonra Kıbrıs’a dönüp gerekli hazırlıkları yapabileceklerini söyleyerek Anastasiadis’ten “son bir gayret” göstermesini istedi ve bunu yapmamaları durumunda toplumlarına karşı sorumlu olacaklarını söyledi. “Federasyon için son şansımız,” diyen Akıncı’ya karşılık Anastasiadis, herhangi bir netlik olmadan bunu nasıl kabul edebileceğini sordu. Çavuşoğlu, Anastasiadis’e cevaben, 15 yıl sonra garantilerde bir gözden geçirmenin mümkün olabileceğini duyduğunu söyledi. 

Guterres: diğer konularda varılacak anlaşmaya bağlı olarak Türkiye garantileri sona erdirmeyi düşünebilir 

Genel Sekreter en başından beri tek taraflı müdahale hakkının mümkün olmadığı konusunda çok açık olduğunu belirtti. Uygulama izleme mekanizması ile ilgili önerisinin BM’ye merkezi bir rol verdiğini ve Garanti Antlaşmasının devam etmeyeceği fikri üzerine bina edildiğini belirtti. Guterres, bugün yaptığı görüşmelerden, diğer konularda varılacak anlaşmaya bağlı olarak Türkiye’nin garantileri sona erdirmeyi düşünebileceği hissiyatını aldığını söyledi. Anastasiadis, güvenlik ve garantiler çözümlenmedikçe çözümün mümkün olmayacağını yineledi. Akıncı, Genel Sekreter’in kendisine garantilerde bardağın “boş olmadığını” söylediğini, ancak Anastasidis’in bunu duymadığını ifade etti. Anastasiadis “bunu görmediğini” söyledi. 

Çavuşoğlu bu sürecin altı ay veya bir yıl daha daha devam edemeyeceğini, tarafların zaman harcadığını, şimdi karar verme zamanı olduğunu söyledi. Tarafların gerekli olduğu sürece burada kalması gerektiğini ekledi. 

Guterres: Başbakanları davet etmeye hazırım 

Genel Sekreter asıl sorunun tarafların siyasi iradesi olduğunu, tarafların istediğini yapmaya hazır olduğunu, ve Başbakanları davet etmeye hazır olduğunu söyledi. 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kotzias herhangi bir ilerleme elde edilmemiş olmasına rağmen tartışmanın Başbakanları davet etmeye odaklandığından şikayet etti. Çavuşoğlu belli konuların Başbakanlar olmadan çözülemeyeceğinin altını çizdi ve gelmeleri konusunda ısrarcı oldu.  Anastasiadis “muğlak teklifler” temelinde nasıl bir anlaşmaya varabileceklerini sorguladı. 

Genel Sekreter asker konusunda Başbakanların bir anlaşmaya varıp varamayacaklarını bilmediğini belirterek, bunun bir kırmızı çizgi olduğunun kendisine ifade edildiğini ve karmaşık bir konu olduğunu kabul ettiğini söyledi. Ancak Türkiye’nin Garanti Antlaşmasını çözüme adapte etmekte gösterdiği esnekliğin önemli bir adım olduğunu, bunu görmemenin bir hata olacağını ifade etti. Başbakanların davet edilmesinin faydalı olabileceğini belirtti. 

Kotzias Çavuşoğlu’ndan pozisyonunu netleştirmesini istedi. Çavuşoğlu, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafından hala “sıfır asker sıfır garanti” pozisyonunu duyduğunu, bunun Türkiye için bir başlangıç noktası olamayacağını tekrarladı. Çavuşoğlu müzakerelerin sadece güvenlik ve garantilerden oluşmadığını da söyledi. Kotzias, söylenenlerden anladığının, Türkiye’nin müdahale hakkını korumak istediği olduğunu belirtti. 

Genel Sekreter araya girerek, Türkiye’nin, tüm diğer unsurların yerliyerinde olması durumunda, müdahale hakkının sona ermesini kabul edebileceğini belirtti. Anastasiadis Yunanistan ve kendi delegasyonunun önerilerini sunduğunu söyledi ve Çavuşoğlu’nun neden önerisini sunmadığını sordu. Çavuşoğlu, Genel Sekreter’in, öneriyi biraz önce dillendirdiğini, ancak Kotzias ve Anastasiadis’in maalesef buna inanmadığını belirtti. Anastasidadis Türkiye tarafından önerilenin ne olduğunu anlamadığını, çok fazla muğlaklık söz konusu olduğunu söyledi. 

Genel Sekreter uygulama mekanizması ile ilgili resmi olmayan belgeye dönerek, üç noktaya dikkat çekti: 1. Genel Sekreter’e verilen merkezi rol,  2. mekanizmanın muğlaklığa yer bırakmayan kapsayıcı yapısı, ve 3. Türkiye, Yunanistan ve Birleşij Krallık’ın yürütme gücünün olmaması. Bu temelde, önerilen mekanizmanın Garanti Antlaşmasının yerini alacak bir mekanizma olarak algılanmasının doğru olduğunu düşünmediğini söyledi. 

Guterres: Öneriler muğlak değil 

Anastasiadis’in önerinin muğlak olduğu yönündeki ısrarına karşılık, Genel Sekreter, “muğlak değil. Reddedilebilir, ancak muğlak değil” cevabını verdi. 

Söz alan Eide, anladığı kadarıyla, güvenlik ve garantiler konusunda önemli değişikliklere gidilebileceğini, yönetim ve güç paylaşımında potansiyel bir ilerleme olduğunu, Akıncı’nın toprak konusunda açılıma gittiğini, mülkiyet konusunun biraz daha karmaşık olduğunu ancak iki tarafın çalışarak bunu aşabileceğini, dolayısıyla anlaşmanın neden ellerinden kayıp gitmekte olduğunu anlamadığını ifade etti. 

Akıncı: Rumlar tek taraflı müdahale ve asker konusunda büyük oranda istediğini alıyor

Akıncı Anastasiadis’den ellerindeki anlaşmayı statüko ile karşılaştırmasını istedi. Kıbrıslı Rumlar’ın tek taraflı müdahale hakkı ve asker konusunda büyük oranda istediğin aldığı bir anlaşmaya varmanın daha iyi olup olmayacağını sordu. 

Kıbrıslı Türk müzakereci Özdil Nami, Türkiye’nin Kıbrıslı Türkler’in istediklerini almaları durumunda daha fazla esneklik gösterebileceğini özel görüşmelerde ifade ettiğini söyledi. Türkiye’nin bunu yapmaya hazır olduğunu Genel Sekreter’e ilettiğini belirtti. 

Kotzias: Tsipras Türkiye’nin önerisini yazılı istiyor

Anastasiadis, ileriye doğru adım atabilmek için Türkiye’nin teklifini yazılı olarak alması gerektiğini ve uygulama çerçevesi ile ilgili daha net bilgiye sahip olması gerektiğini söyledi. Kotzias, Başbakan Tsipras’ın, Türkiye’den Garanti Antlaşması ve müdahale hakkını feshetmeye hazır olduğuna dair yazılı bir metin görmesi gerektiğini, ancak bu şartla Başbakanlar düzeyinde bir toplantıya katılabileceğini belirtti. 

Kotzias Türkiye’nin hiçbir şeyi yazılı olarak sunmadan nasıl “tarihi bir fırsattan” bahsettiğini veya Yunanistan’ın “imza atmasını” beklediğini sorguladı. 

Akıncı kimseden ne imzaladığını bilmeden herhangi bir şey imzalamasının beklenmediğini ifade etti. 

Çıkmazı aşmak için, Genel Sekreter, bir çözüm çerçevesinde Türkiye Hükümeti’nin Garanti Antlaşması’nı (ve dolayısıyla müdahale hakkını) feshetmeye hazır olduğu yönündeki anlayışını yazıya dökmeyi önerdi.  Buna bir cümle daha eklenerek, asker konusunun, garantör ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla tartışılacağının ifade edilebileceğini söyledi. 

Çavuşoğlu birincil hukuk ve uygulama konusu da dahil Kıbrıslı Türkler için önemli olan konularda netlik olması gerektiği konusunda ısrar etti. Asker sayısını üzerinde anlaşılmış bir seviyeye indirmek için yetkili olduğunu, ancak Yunanistan’ın bunu konuda karara varmak için Başbakanların gelmesine ihtiyacı varsa bunun Türkiye için bir sorun teşkil etmediğini söyledi. 

Genel Sekreter Başbakanların gelmesi için yazılı bir metin oluşturma teklifini yineledi. Kotzias Tsipras’ın gelmek için Türkiye’den Garanti Antlaşmasının anlaşmanın yürürlüğe girdiği anda feshedileceği yönünde yazılı bir taahhüt görmek istediğinde ısrar etti. Çavuşoğlu hiçbir şeyi yazılı olarak sunmayacağını ifade etti. Genel Sekreter, Kıbrıslı Türklerin endişelerinin giderilmesi durumunda Türkiye’nin Garanti Antlaşması ve müdahale hakkını yeniden ele alacağı ile ilgili anlayışını yineledi. Çavuşoğlu, bir anlaşmaya bağlı olarak Türkiye’nin daha ileri adım atmaya da hazır olduğunu ifade etti. İlk önerisinde Garanti ve İttifak Antlaşmalarının gerekli değişiklikler yapılarak uygulanmasının yer aldığını, daha sonra, Kıbrıslı Türkler’in taleplerinin karşılanması ve uygulama mekanizmasının oluşturulması durumunda  bunun 10-15 yıl sonra gözden geçirebileceğini önerdiğini hatırlattı. Çavuşoğlu anlaşmanın başarılı şekilde uygulandığını görmeden Türkiye’den haklarından vazgeçmesinin nasıl beklenebileceğini sordu. 

Kotzias daha önce müdahale hakkının hemen kaldırılabileceği ifadesini duyduğunu ancak şimdi Türkiye’nin eski pozisyonu olan 15 yıl sonra gözden geçirme teklifine geri döndüğünü belirtti. Dolayısıyla Türkiye’nin garantiler konusundaki pozisyonunu değiştirdiği görüşünün bir yanlış anlamadan kaynaklamış olması gerektiğini ifade etti. Bu pozisyonda bir değişiklik olmadığı görüşünde olduğunu dolayısıyla Başbakanından Crans Montana’ya gelmesini veya New York’ta Genel Sekreter ile görüşmesini isteyemeyeceğini söyledi. Kotzias Kıbrıs’ın normal bir devlet olmasını istediğini dolayısıyla önceliğin yabancı askerlere verilmemesi gerektiğini belirtti. 

Akıncı, Genel Sekreter’in daha önce söylediği “tek taraflı müdahale hakkı sürdürülebilir değildir” ifadesini hatırlattı. Sürdürülebilirliğin uzun süreli bir kavram olduğunu belirtti. Eğer bugünkü sistem ortadan kalkacaksa yerini neyin alacağını bilmesi gerektiğini söyledi ve Genel Sekreter’in tüm bu tartışmalardan anladığını yazıya dökmesinin iyi olacağını, aksi halde bunun görüşmelerin sonu olabileceğini belirtti. 

Anastasiadis Genel Sekreter’in 4 Temmuz 2017 tarihli açıklamasını hatırlatarak, güvenlik ve garantilerde bir çözüm olmadıkça çözüm olamayacağını yineledi. Rum lider, Garanti Antlaşması ve müdahale hakkının hemen ortadan kalkabileceğini anladığını, ancak şimdi Türkiye’nin 15 yıldan bahsettiğini belirtti. 

Guterres: Bazı şeyleri yanlış anlamış olduğum net

Genel Sekreter, bazı şeyleri yanlış anlamış olduğunun net olduğunu dile getirdi. Anlaşma için gerçekçi bir şans olmadığını ve en doğrusunun konferansı sona erdirmek olacağını belirtti. Tarafların söyledikleri temelinde Başbakanları davet etmenin koşullarının oluşmadığını söyledi. 

Çavuşoğlu, Türkiye’nin ilk defa güvenlik ve garantiler konusunda öneriler ortaya koymuş olduğunu yineledi. 

Eide tarafların birkaç saat önce bir anlaşmaya kendilerinin bile anlayamayacağı kadar çok yaklaşmış olduklarını vurguladı. 

Genel Sekreter delegasyonlara teşekkür ederek akşam yemeğini sonlandırdı. 

https://www.yeniduzen.com/crans-montana-basina-sizan-tutanaklar-ne-anlatiyor-146714h.htm



 


Saturday, 31 March 2018

The orphaned Guterres framework


Esra Aygin

United Nations Secretary General Antonio Guterres presented a framework to the sides on 30 June 2017 during the Cyprus Conference in Crans Montana. This document adeptly provided a framework for the solution of the important outstanding issues of political equality, property, territory, security/guarantees, and equivalent treatment – the most sensitive and difficult issues, which were kept by the sides for the big give-and-take at the end of the process. Unfortunately however, since it was abandoned at the dinner table at Crans Montana, the Guterres framework has not been upheld by anyone, including its name-father.

Even though the Greek Cypriot side expresses acceptance of the Guterres framework, it voices demands that are simply inconsistent with the framework, such as: “Let’s first solve the internal issues among ourselves and then prepare the security conference together with the UN Security Council’s five permanent members.”

The Turkish Cypriot side, on the other hand, is not even mentioning the Guterres framework. Let embracing the framework alone, some Turkish Cypriot officials are coming up with dangerous suggestions like “redefining UN parameters.” But the most incomprehensible attitude must be that of the UN’s. The UN has not shown any will whatsoever to uphold the document that carries its own secretary general’s name.

The Guterres framework was prepared after UN Secretary General Antonio Guterres listened to all sides -including the guarantors- directly or through his special advisor and formed a thorough understanding of who may compromise how much on which issues, and which issues are red lines. Therefore, the framework eliminates positions that are unacceptable to either of the sides and only includes positions that are acceptable to all. In this sense, it is a compromise document.

The Guterres framework envisages rotating presidency with a 2:1 ratio; effective participation, where one Turkish Cypriot positive vote is sought; deadlock resolving mechanisms in vital decisions; a property regime that gives priority to dispossessed owners in areas under territorial adjustment, and to current users in areas not under territorial adjustment; the return of “a location” interpreted as Morphou to the Greek Cypriot constituent state; the free movement of goods, services, capital as well as tourists, students and seasonal workers between Turkey and the new federal Cyprus; and equitable treatment to Greek and Turkish nationals with regards to permanent residence.

In terms of security and guarantees, it asserts that both communities should feel safe in a federal Cyprus, and that the security of one should not come at the detriment of the other. The framework outlines that a system in which the right of intervention remains would not be sustainable; and that the Treaty of Guarantees could be replaced by adequate implementation monitoring mechanisms, where Guarantor Powers could partly be involved. The framework states that issues related to troops (numbers, withdrawals if and when they will need to leave, timelines, etc.) will be agreed at the prime ministerial level of guarantor countries.

It is worth repeating that this framework is a compromise document prepared after in-depth discussions with all relevant sides!

Attempting to re-negotiate the Guterres framework, which is one of the most important documents arising from 50-years of Cyprus negotiations, would disturb the balance successfully established by the Secretary General between all the sides, reset more than two years of negotiations and cost us decades. Putting this document away would bring about the questioning of not only two years of negotiations, but also the 50-year-old solution parameters. And this would mostly hurt Turkish Cypriots, who are not part of international community and law. Upholding the Guterres framework is the obligation of the UN, which has been hosting the negotiations for 50 years.

I will dare say that the only safe harbour for Turkish Cypriots is the prospect of a federal solution based on political equality in line with UN parameters. Any other alternative would drag Turkish Cypriots into uncharted waters. Mr Akinci should, in no time, declare his full commitment to the Guterres framework, gain the support of the international community and convince Mr Anastasiades to sit on the table for negotiations within the framework. This is the historic duty of the Turkish Cypriot leader, who has displayed a great commitment to solve the Cyprus problem and single-handedly led the process up until Crans Montana!


Guterres framework as it was presented to the sides:


Political equality
Rotating Presidency with 2:1 ratio
Decision-making (effective participation): simple majority with one positive vote with deadlock resolving mechanism/ in cases where issues are of vital interest for the communities

Property
Two property regimes: for areas under territorial adjustment and the rest regime to be constructed in a way that would lend itself to give priority to dispossessed owners, for areas not under territorial adjustment regime to be constructed in a way that would lend itself to give priority current users. Specific elements to be further elaborated.

Territory
Need to adjust the map presented by the TCs to respond to concerns expressed by GCs regarding some locations

Security and guarantees
SG outlined that he did not think that a system in which right of intervention would remain would be sustainable. He said that areas that are under the Treaty of Guarantees could be replaced by adequate implementation monitoring mechanisms, covering various aspects, to be mutually agreed. In some of these, Guarantor Powers could be involved.  A security system should ensure that both communities feel safe in a united Cyprus, while the security of one should not come at the detriment of the other.
The issue of troops is a different question relative to the Treaty of Guarantees, and to be handled in a different format. Issues related to troops (numbers, withdrawals if and when they will need to leave, timelines, etc.) to be agreed at the highest level when time is ripe.

Equivalent treatment
Free movement of goods (= customs union + a quota to be agreed for primary agricultural products), services and capital are ok.
Free movement of persons: the regime will permit tourists, students and seasonal workers. For those seeking permanent residence, equitable treatment will be granted to Greek and Turkish nationals in Cyprus.




Sunday, 11 February 2018

The way is clear if there is will



ESRA AYGIN

Greek Cypriot leader Nicos Anastasiades, who was recently reelected in the presidential elections in the southern part of the island, and Turkish Cypriot leader Mustafa Akinci are expected to meet soon. During this meeting, the two leaders will have to assess whether there is a possibility to revive the talks that failed in July, and discuss what kind of a roadmap a possible new process should follow.

Provided that both sides have the will to return to a results-oriented negotiation process, the way forward is actually very clear.


Guterres framework should be formally confirmed

On 30 June 2017 in Crans Montana, United Nations Secretary General Antonio Guterres tabled a document for the simultaneous resolution of the outstanding core issues across the six chapters of the negotiations.

This document, which came to be called the “Guterres framework”, eliminates extreme positions on highly sensitive issues – territory, political equality, property, equivalent treatment, and security and guarantees - which the sides saved for the ‘big give-and-take’ at the end.

Although both leaders have said they accept it, they must now formally confirm the Guterres framework and make it public as a joint statement. This would preserve the agreements and convergences reached until now, provide a solid basis for the resumption of negotiations, and serve as a concrete roadmap for the process.

Such a step would also encourage the UN, which is looking for a clear determination on both sides before it decides to assist another process.

A strategic agreement

As UN Secretary General highlights in his report dated 28 September 2017, he wants the two leaders to return to the table not for random negotiations, but to reach a strategic agreement that will serve as a basis for a comprehensive solution. The Guterres framework contains the elements of this strategic agreement. After confirming the framework, the two leaders can discuss the elements included in it with a package approach, resolve them simultaneously and reach a strategic agreement.

As a matter of fact, the Secretary General says that the two leaders were very close to reaching this strategic agreement that is basically the essence of a comprehensive solution in Crans-Montana, and states that the UN is ready “to assist the sides, should they jointly decide to engage in such a process with the necessary political will, in order to conclude the strategic agreement that was emerging in Crans-Montana.”

According to the Secretary General, “an early agreement at the strategic level would immediately provide each side with the needed reassurance that the overall settlement would contain those elements that are of key importance for each community and thus provide impetus for completion of the remaining technical details.”

As the Secretary General points out, the details may be concluded at a technical level after an agreement at the strategic level within the Guterres framework.


UNSG will make the final decision

Inarguably, the resumption of such a process, and the conclusion of an agreement in line with the Secretary General’s suggestions, depends entirely on the sincere will of the two leaders.

The Secretary General points to this fact by writing in his report:

“Even if all the core enablers are in place, as they appeared to be in Crans-Montana in late June, I am convinced that the prospects of finally pushing this process over the finishing line will remain elusive without the strongest of political will, courage and determination, mutual trust and a readiness on the part of all parties to take calculated risks in the last and most difficult mile of the negotiations.”

Exactly for this reason, UN’s support to a new process is conditional to the determination of the two leaders. Through his representatives here, the UN Secretary General, is currently closely following everything that is said, done, and not done by the sides. He will make a decision on the viability of a new process in the near future. Although there is no timeframe for this decision, signs are that the UN Security Council is determined to scale back the UNFICYP and UN Good Offices presence in Cyprus in July 2018 if prospects for a resumption have not emerged by then.  


xxx

Guterres Framework

Territory
Need to adjust the map presented by the Turkish Cypriots to respond to concerns expressed by Greek Cypriots regarding some locations.

Political equality
Rotating Presidency with 2:1 ratio
Decision-making (effective participation): simple majority with one positive vote with deadlock resolving mechanism/ in cases where issues are of vital interest for the communities

Property
Two property regimes: for areas under territorial adjustment and the rest regime to be constructed in a way that would lend itself to give priority to dispossessed owners, for areas not under territorial adjustment regime to be constructed in a way that would lend itself to give priority current users. Specific elements to be further elaborated.

Equivalent treatment
Free movement of goods (= customs union + a quota to be agreed for primary agricultural products), services and capital are ok.
Free movement of persons: the regime will permit tourists, students and seasonal workers. For those seeking permanent residence, equitable treatment will be granted to Greek and Turkish nationals in Cyprus.

Security and guarantees
Secretary General outlined that he did not think that a system in which right of intervention would remain would be sustainable. He said that areas that are under the Treaty of Guarantees could be replaced by adequate implementation monitoring mechanisms, covering various aspects, to be mutually agreed. In some of these, Guarantor Powers could be involved. A security system should ensure that both communities feel safe in a united Cyprus, while the security of one should not come at the detriment of the other.
The issue of troops is a different question relative to the Treaty of Guarantees, and to be handled in a different format. Issues related to troops (numbers, withdrawals if and when they will need to leave, timelines, etc.) to be agreed at the highest level when time is ripe.









Thursday, 18 January 2018

Permanent partition is in sight


Esra  Aygin

During the course of 2017, Cyprus got closer than ever to being unified. Despite having made unprecedented progress in almost all issues, prepared maps of territorial adjustments, and opened the security and guarantee system to negotiation for the first time in history, Turkish Cypriot and Greek Cypriot leaders failed to take the final step and reach a settlement.

To the astonishment of the international community, in the early hours of 7 July 2017, the parties left the negotiation table at Crans Montana, Switzerland and walked away from the best and probably last chance to unify Cyprus.

As UN Secretary-General Antonio Guterres later wrote in his report, this was not due to a lack of understanding over the substance, but a lack of trust and determination. Unfortunately fear and short-term political agendas won over vision in Crans-Montana and now Cyprus stands closer than ever to be permanently divided.

The collapse of talks has empowered the pro-partition forces on both sides of the island. While right-wing nationalists on the Turkish Cypriot side are advocating an independent or semi-independent state, Greek Cypriot nationalists are talking about federalism as an unnecessary risk that would put Cyprus in permanent danger by enabling Turkey to have impact in its daily affairs. Although no Greek Cypriot political party or politician has spoken publicly in favour of a partition, the option of a velvet divorce has entered public discourse. Moreover, elements across the divide with vested interest in the continuation of status quo have been active in promoting separation.

A number of reciprocal provocative steps on both sides of the divide, such as imposing customs duties on humanitarian aid delivered to Greek Cypriots and Maronites and limiting religious services in the churches in the north, ceasing the activities of bi-communal committees, and denying entry at Cyprus airports of non-EU tourists planning to stay in the hotels in the north, are poisoning the public sentiment and damaging any remaining prospect of solution. 

The UN Secretary General has been very clear about the conditions of supporting another effort in Cyprus. He stated that there should be joint determination and willingness by the sides to take up the core issues in a package approach with the aim of reaching a strategic agreement. However, instead of paving the way for a successful return to negotiations, both sides have been setting preconditions that are likely to discourage the UN from taking any initiative.

Moreover, any positive outcome in Cyprus would depend also on Turkey and Greece and their broader Greco-Turkish relations. Turkish President Recep Tayyip Erdogan faces challenging parliamentary and presidential elections in November 2019 after his narrow victory in a referendum on a new constitution in April 2017, which abolished the role of prime minister and gave extensive powers to the presidency. Therefore, it is questionable if Ankara would be willing to make a move on Cyprus before the knife-edge elections.

Meanwhile, the demographic change that is altering the composition of the Turkish Cypriot community, mushrooming hotels and casinos in the hands of Turkish capital, increasing socio-cultural and religious pressure, increased dependence on Ankara, and direct involvement in education, civil society and media through the Turkish embassy in Nicosia, will alter the conditions in the north in such a way that federation will ultimately practically not be possible in the near future.

As the north will be absorbed demographically, economically, socially and politically, the progressive Turkish Cypriots seeking unification will grow weaker, whilst those seeking partition will grow stronger.

The only way to reverse the trend toward permanent partition is to erode the status quo by actively promoting dialogue, empathy and understanding between the communities; encouraging economic cooperation and interdependence; and establishing a sense of partnership and coexistence in every field of life, so that the conditions are created for the people to demand solution from their leaders.

We will either let go of our fetish of a comprehensive solution and embrace a very active evolutionary approach towards a federal solution or we will sail in uncharted waters until partition is finalized.