Showing posts with label BM. Show all posts
Showing posts with label BM. Show all posts

Friday, 11 March 2022

Guterres: Kıbrıs sorununa çözüm çabaları imkansız hale gelebilir

BM Genel Sekreteri Guterres Güvenlik Konseyi’ne rapor sundu:

Guterres: Kıbrıs sorununa çözüm çabaları imkansız hale gelebilir 

Esra Aygın 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, iyi niyet misyonu ile ilgili BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda karşılıklı olarak kararlı adımların atılmaması durumunda Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulma çabalarının imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu. 

19 Haziran 2021 – 15 Aralık 2021 dönemini kapsayan raporda Guterres: “Endişe ile not ederim ki, bu son dönem içerisinde toplumların pozisyonlarının daha sabit hale geldiği ve birbirinden daha da uzaklaştığı görülüyor” dedi ve geçen zamanın Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulunması çabalarını zorlaştırdığını vurguladı. 

Genel Sekreter, liderlerden geleceğe daha pragmatist bakmalarını isteyerek: 

Çözümsüzlük tüm Kıbrıslılar için olumsuz sonuçlar doğurur 

“Siyaseten herhangi bir gelişmenin olmaması tüm Kıbrıslılar için önemli olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Tüm taraflara sürece yardımcı olmayacak eylemlerden kaçınmaları ve diyalog yolu ile çözüm aramaları çağrısında bulunuyorum. Kararlı adımların atılmaması durumunda Kıbrıs ve çevresindeki dinamikler ve seçim takvimleri, Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulma çabalarını imkansız hale getirebilir” dedi. 

Taraflara esnek olmaları ve sağlam siyasi irade ortaya koymaları çağrısında bulunan Guterres, raporuna, “Taraflara anlamlı barış müzakerelerinin yeniden başlaması için ortak bir zemin bulmak adına yapıcı bir şekilde çalışmaya davet ederim” diye devam etti. 

BM temsilcisinin rolü ve görevi konusunda görüş birliği yok 

Atanması öngörülen BM temsilcisinin, ortak zemin bulma çalışmasının başını çekerek sürece kritik bir destek teşkil edebileceğini belirten Genel Sekreter, tarafların temsilcinin rolü ve görevi ile ilgili farklı görüşlere sahip olduğunu, bu yöndeki çabanın devam ettiğini söyledi. 

Guterres garantör güçlere de, Kıbrıs sorunun çözümü ve tüm Kıbrıslılara barış ve refah getirme çabalarını desteklemek için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulundu. 

Anlaşmaya olan inanç düşmekte 

BM Genel Sekreteri, raporlama dönemi içerisinde, Kıbrıs’ta müzakere edilmiş bir anlaşmaya varılacağına olan inancın düşmeye devam ettiğini ve her iki toplumun da herhangi bir ilerleme sağlanabileceği yönündeki şüphesinin arttığını belirtti.  

“Maraş’taki gelişmelerden endişeliyim”

Özellikle kapalı Maraş’ta atılan belli adımların hem iki taraf hem de iki toplum arasındaki güvensizliği artırdığına dikkat çeken Genel Sekreter Guterres, Güvenlik Konseyi’nin kapalı Maraş ile ilgili açıklama ve adımları kınamış olduğunu hatırlattı ve “Kapalı Maraş ile ilgili gelişmeler konusundaki endişemi tekrar ederim. Birleşmiş Milletler’in Maraş ile ilgili pozisyonunda hiçbir değişiklik yoktur” dedi. Guterres bu konudaki Güvenlik Konseyi kararlarını da hatırlatarak bu kararlara tümüyle uyulmasının öneminin altını çizdi. 

Teknik Komitelerde ilerleme yok

Kültürel Miras, Yayıncılık ve Telekomünikasyon, ve Sağlık Teknik Komitesi dışındaki komitelerin herhangi bir ilerleme kaydedememiş olduğuna dair endişelerini belirten Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin liderlere, komitelere, işlerini yapmaları önündeki engelleri kaldırmak ve etkin şekilde faaliyet göstermelerini sağlamak için gerekli siyasi desteği vermeleri çağrısında bulunmuş olduğunu hatırlattı. 

Özlü görüşmelerin olmayışının ve tarafların Kıbrıs sorunu ile ilgili pozisyonları arasındaki farkın teknik komitelerin çalışmalarını da etkilemeye başlamış olduğunu vurgulayan Guterres, komitelerin çalışmaları ile ilgili - aynı Kıbrıs sorununda olduğu gibi - ortak bir zemin olmadığına dikkat çekti. 

Guterres özellikle, Güvenlik Konseyi’nin, barış önündeki engelleri ele almak adına, okul kitapları da dahil okul materyallerinin ortak şekilde gözden geçirilmesi çağrısı ile ilgili herhangi bir gelişmenin yaşanmamış olmasının altını çizdi ve bunu “üzücü” olarak nitelendirdi. 

“Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk liderleri ve onların temsilcilerini güven yaratıcı önlemler üzerinde bir arada çalışmaya ve teknik komitelerin çalışmalarını canlandırmaya davet ederim” diyen Genel Sekreter, liderlerden ter terminoloji de dahil mevcut zorlukları aşarak tüm komitelere pratik ve siyasi destek vermeleri çağrısında bulundu. 

Kıbrıs ve etrafındaki gerginlik endişe verici 

Hidrokarbon araştırmaları ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlık ile Yunanistan ile Türkiye arasında yükselen tansiyonun bölgedeki gerginliği artırdığına dikkat çeken Guterres:

“Kıbrıs içerisinde, çevresinde ve Doğu Akdeniz bölgesinde yükselmekte olan gerginlik beni endişelendirmektedir. Kıbrıs ve çevresindeki doğal kaynaklar her iki toplumun da faydasına olacak şekilde kullanılmalıdır ve tarafların Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir ve kalıcı bir çözüm bulması için güçlü bir nedendir” dedi. 

Guterres tüm taraflara bu konuda itidal çağrısı yaptı ve gerginliğin azaltılması için ciddi çabaların sarf edilmesi çağrısında bulundu. 

AB Dijital COVID Sertifikası 

Kıbrıslı Türklerin AB Dijital COVID Sertifikasına tam ve eşit erişimi konusundaki önemli zorlukların devam etmekte olduğunu vurgulayan Genel Sekreter, bu konunun bir öncelik olarak ele alınması ve daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti. 

Ekonomik uçurum zarar verir

İki tarafın ekonomileri arasındaki uçurumun geçmişte elde edilmiş olan önemli yakınlaşmalara zarar verebileceğini belirten Guterres, toplumlar arasında daha fazla ekonomik ilişki ve daha fazla ada-içi ticaretin teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

Müzakere heyetlerinin yüzde 30’u kadın olmalı 

Kadınların anlaşmazlıkların çözümlenmesi ve barış süreçlerine karar verici seviyelerde katılımlarının sağlanması için çağrı yapan Guterres, bu konudaki Güvenlik Konseyi kararlarını hatırlattı ve taraflardan, bundan sonraki müzakere heyetlerinin yüzde 30’unu kadınların oluşturmasını temin etmelerini istedi. 

Son olarak, liderlerden, iki toplum arasındaki temas ve işbirliğini cesaretlendirmelerini isteyen Guterres, liderlerin, müzakere süreci yeniden başladığında kadınları, azınlıkları, gençleri ve engellileri de içine alan daha kapsayıcı bir barış süreci inşa etmeleri gerektiğinin altını çizdi. 


https://www.yeniduzen.com/guterres-kibris-sorununa-cozum-cabalari-imkansiz-hale-gelebilir-148228h.htm


Çözümsüzlük sahada yeni olgular yaratıyor

 

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü ile ilgili raporunu Güvenlik Konseyi’ne sundu: 

Çözümsüzlük sahada yeni olgular yaratıyor

Esra Aygın 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü ile ilgili BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, resmi müzakerelere başlamak konusunda herhangi bir ilerlemenin olmamasının sahada yeni olguların yaratılmasına zemin hazırladığını vurguladı. Guterres, bu olguların, diğer tarafça ‘provokatif’ olarak görülen eylemler olduğunu belirtti. 

19 Haziran 2021 – 15 Aralık 2021 dönemini kapsayan raporda, Genel Sekreter, söz konusu dönem içerisinde siyasi gerginlikler ve güvensizliğin önemli güven yaratıcı önlemlerin de uygulanmasını engellediğine dikkat çekti. 

Gerilimi tırmandırma politikası 

Raporlama dönemi içerisinde, UNFICYP’in sahada önemli ihlallerle karşılaşmış olduğunu söyleyen Guterres, “Bu trend, taraflar arasında halihazırda var olan zor ortamı daha da kötüleştirecek sistematik bir gerilimi tırmandırma politikasına dönüşebilir,” uyarısında bulundu. 

Guterres, Kıbrıslı Türklerin bazı geçiş noktalarında ve özellikle de Derinya’da kötü muamele gördüğü iddialarına da değindi. 

Geçiş noktalarındaki kısıtlamaların kaldırılmış olmasının, iki toplum arasında anlamlı bir etkileşime neden olmadığına dikkat çeken Guterres, “Toplumlar birbirlerinden uzak ve kendi taraflarındaki iç konulara odaklıdır. Geçen zaman ve toplumların birbirlerinden daha da uzaklaşması riski karşısında Kıbrıslıların günlük hayatını etkileyen konularda güven artırıcı faaliyetler ve iş birliğinin desteklenmesi gerekmektedir” dedi. 

Guterres, toplumlar arasında daha yakın iş birliğini teşvik etmeye çalışan yerel ve uluslararası aktörlerin, kuzeyin statüsü ile alakalı engellerle ve “tanıma” endişeleri ile karşılaştıklarının altını çizdi. Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs politikası devam ettiği ve Güvenlik Konseyi’nin bu konudaki kararları orada olduğu sürece tanıma ile ilgili endişelerin daha fazla işbirliğinin önünde bir engel teşkil etmemesi gerektiğini vurguladı. 

Ara bölgede izinsiz faaliyetler 

Ara bölgenin her iki tarafça izinsiz inşaat çalışmaları ile ihlal edilmiş olduğunun altını çizen Guterres, bunun taraflar arasındaki gerginliği tırmandırdığına dikkat çekti. “Hem bireysel, hem de asker de dahil iki tarafın otoritelerince yapılan inşaat çalışmaları karşılıklı tepkilere neden oldu,” diyen Guterres, söz konusu inşaat çalışmalarının BM’nin ara bölge sınırlandırmasını ve UNFICYP’in yetkilerini de göz ardı ettiğini belirtti. Genel Sekreter, her iki tarafa BM’nin ara bölge sınırlandırmasına saygı göstermeleri çağrısında bulundu. 

Güney ateşkes hattına paralel çekilen 12,009 metrelik dikenli telin yüzde 85’inin ara bölge içerisinde olduğunu vurgulayan Guterres, bu telin kaldırılmasına yönelik çağrıların cevapsız kaldığını ve telin BM’nin devriye yolunu 11 noktada kesmekte olduğunu belirtti. 

Guterres, “İzinsiz yapılar UNFICYP’in ana endişelerinden biridir, çünkü kalıcı bir ihlal teşkil etmektedirler ve diğer taraf da bunları saldırı olarak görmektedir,” ifadelerini kullandı. 

Güvenlik Konseyi’nin ara bölgedeki tüm izinsiz yapıların kaldırılması talebini hatırlatan Guterres, her iki tarafa ateşkes hattı içinde ve boyunca, izinsiz askeri ve sivil faaliyetleri engelleme çağrısı yaptı. 

Genel Sekreter, ara bölgenin her iki tarafındaki gözetleme teknolojisinin geliştirilmesine de değinerek, bunun UNFICYP’e danışılmadan yapıldığının altını çizdi. 

Maraş endişe kaynağı

Kapalı Maraş’taki gelişmeler ile ilgili duyduğu endişeyi ortaya koyan Genel Sekreter Guterres, Güvenlik Konseyi’nin bu konudaki kararına rağmen, Maraş’taki uygulamalardan geri dönülmediğini belirtti. 

Temmuz 2021’de Maraş’ın yüzde 3.5’inin askeri statüsünün kaldırılacağı açıklamasının ardından sahada, bitkilerin temizlenmesi dışında önemli bir değişiklik gözlemlenmediğini de sözlerine ekleyen Guterres, diğer noktalarda ufak çaplı altyapı çalışmaları (elektrik, yol asfaltlama, kapalı devre televizyon kameralarının yerleştirilmesi, sokak lambaları vs) gibi çalışmaların yapıldığını belirtti. 

Maraş’ın halka açık kısımlarına çok miktarda ziyaretçi geldiğini, birden fazla kez UNFICYP’in gözetleme noktalarının ihlal edildiğini, bu nedenle UNFICYP’in iki gözlem noktasının etrafına çit çektiğini söyleyen Guterres, bu nedenle, Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri ile birkaç haftalık bir gerginlik yaşandığını not etti. 

Guterres, “UNFICYP Maraş Konusunda Güvenlik Konseyi kararları ile hareket etmektedir ve misyon kapalı şehirdeki gelişmelerle ilgili endişelerini tekrar tekrar iletmiştir. BM Maraş’taki durumdan Türkiye Hükümetini sorumlu tutmaktadır” dedi. 

Maraş ve Strovilya’da BM’nin hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar konusunda bir gelişme yaşanmadığına dikkat çeken Guterres, Strovilya’da Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetlerine ait noktada gereğinden çok asker bulunduğunun da altını çizdi. 

Ateşkes hattındaki askeri varlık artıyor 

Raporlama döneminde karşılıklı kuvvetler arasındaki askeri gerginliğin düşük olduğunu ancak askeri varlığın ve faaliyetin artırılması çalışmalarının iki tarafta da devam ettiğini belirten Guterres, nicelik olarak daha az askeri ihlal yaşansa da, bu ihlaller daha ciddi ihlallerdi, dedi. 

Guterres, “Her iki tarafta da ek gözetim ekipmanlarının yerleştirilmesi, gözetleme noktalarının geliştirilmesi ve ara bölgeye yakın tatbikatların yapılması gibi, ateşkes hattının güçlendirilmesi faaliyetleri devam etti” dedi. 

Genel Sekreter, ateşkes hatlarındaki gözetleme kapasitesinin artırılmasının nedeni olarak mülteci ve düzensiz göçmenlerin gösterildiğini belirtti ve UNFICYP’in gözetleme noktalarındaki gözetleme teknolojisine, ancak aynı bölgedeki askeri personelin azaltılması halinde tolere edebileceğini vurguladı. 

Düzensiz göç ve sığınmacıların kuzeyden güneye yasadışı geçişlerinin, iki taraf arasında gerginlik konusu olmaya devam ettiğinin altını çizen Guterres, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yapılan iltica başvurularında geçtiğimiz yıl önemli bir artış yaşanmış olsa bile, bu sayı 2019’daki sayının altındadır” dedi.  Guterres “Ekim ayı sonuna kadar 10,508 kişi iltica başvurusunda bulunmuştur. Kıbrıs Cumhuriyeti, iltica başvurusunda bulunanların %80’inin ara bölgeden geçmiş olduğunu söylemektedir,” dedi. 

Doğrudan temas mekanizması 

Askerin birbiri ile doğrudan temas edebilmesi için bir mekanizmanın kurulması ile ilgili Güvenlik Konseyi çağrısına rağmen, bu konuda herhangi bir karar alınamadığını belirten Guterres, bu mekanizmanın kurulmasına her iki taraftan da engeller konulduğunu belirtti. Guterres, “Güney bu mekanizmada sadece Türk askerinin bulunmasını talep ederken, kuzey bu mekanizmada sadece Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetlerinin yer almasını istemektedir,” dedi. 

Böylesi bir mekanizmanın, tarafların ara bölge ve etrafındaki günlük gerginlikleri çözmesini sağlayacağını vurgulayan Guterres,  taraflardan, diğer askeri güven yaratıcı önlemlerin yanı sıra, bu mekanizma ile ilgili öneriyi ele almalarını rica etti. 

Mayınlar

29 şüpheli tehlikeli alanın mayınlardan temizlenmesi için herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini belirten Genel Sekreter, Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri’nin bu konuyu tartışmak için potansiyel bir istek göstermiş olduğunu ancak Milli Muhafız Ordusu’nun bunu tartışmak istemediğini söyledi. 

Pile’de yasadışı faaliyetler artıyor 

Genel Sekreter Guterres, Pile’de son altı ayda yasadışı kumarın arttığını belirterek, “bölgede yasadışı faaliyetlerdeki artış her iki tarafı da endişelendirmektedir” dedi. Guterres “BM yardımı ile bu konunun nasıl ele alınması gerektiği ile ilgili bir plan ortaya konmaya çalışılmaktadır. Tarafları, en kısa zamanda, bu durumu ele almak için etkin yöntemler bulmaları konusunda cesaretlendiririm,” diye devam etti. 

Pandeminin özellikle Kıbrıs Türk toplumunda yarattığı sosyo-ekonomik etkinin iki tarafın ekonomileri arasındaki uçurumu artıracağından endişe duyduğunu belirten Guterres, bunun da ara bölge üzerinden kaçakçılığı artırabileceğini belirtti. 

Genel Sekreter Guterres, Güvenlik Konseyi’ne, UNFICYP’in görev süresinin altı ay daha uzatılması tavsiyesinde bulundu. 

https://www.yeniduzen.com/cozumsuzluk-sahada-yeni-olgular-yaratiyor-148254h.htm


Wednesday, 20 May 2020

BM Endişeli

Esra AYGIN

Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) adanın iki tarafı arasındaki geçiş noktalarının uzun süre kapalı kalmasından endişeli.

Covid 19 salgını nedeniyle Mart başında fiilen geçişlere kapanan kapıların açılması için herhangi bir plan veya çaba görmeyen Barış Gücü, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak geçiş kapılarındaki kısıtlamaların kaldırılması için taraflara yardımcı olmaya hazır olduğunu belirtmişti.

Geçiş noktalarının açılması çağrılarına Kıbrıs Rum tarafı, kendilerinin sadece iki kapı dışındaki kapıları kapattığını, tüm kapıları kapatan tarafın Kıbrıslı Türkler olduğunu belirterek yanıt veriyor. Ancak 14 günlük karantina süresi fiilen tüm kapıların kapalı olması anlamına geliyor.

BM Barış Gücü’nden kaynaklar, kapıların açılması konusunun siyasete alet edilmesinden endişe duyduklarını belirtiyorlar ve bu konuda verilecek kararların bilim temelinde verilmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar. Ayrıca geçiş noktalarının tek taraflı değil koordinasyon halinde karşılıklı açılması gerektiğini belirtiyorlar.

Her iki tarafla da bu konusunda istişarelerde bulunan Barış Gücü yetkilileri kapıların yakın zamanda açılmasını pek olası görmüyor.

Thursday, 28 November 2019

Bize söyleyecek misiniz Sayın Guterres?

Esra Aygın

Liderlerin BM Genel Sekreteri ile 25 Kasım’da yaptıkları gayrı-resmi toplantı, BM parametreleri ve geçmiş anlaşmalardan sapmalara, ve 30 Haziran Guterres çerçevesi ile ilgili tartışmalara nihayet bir son vermesi açısından olumluydu. BM bunu daha önce yapmalıydı. 

Liderler, toplantıda, iki-bölgeli, iki-toplumlu ve Güvenlik Konseyi’nin 716 (1991) sayılı kararı dahil olmak üzere, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği şekliyle siyasi eşitliğe sahip bir federasyona dayalı çözüm konusundaki kararlılıklarını yinelediler. Ayrıca geçmiş yakınlaşmalar ve 30 Haziran Guterres çerçevesine bağlılıklarını teyit ettiler.

Ancak, büyük resime baktığımızda, aslında, 2017 yazında Crans Montana'da bulunduğumuz noktadan pek de farklı bir yerde değiliz. 18 aylık BM istişareleri ve çok değerli zamanın harcanmasını da içeren yaklaşık 2,5 yıllık bir sürenin ardından, referans kavramlarında henüz bir uzlaşı yok. Müzakerelerin ne zaman başlayacağına dair net bir gösterge de yok. BM Genel Sekreteri, 18 ay önce referans kavramları üzerinde uzlaşı şartı getirdiğinde, bunun, uzun yıllar sürecek tartışmalara – diğer bir deyimle müzakereler için müzakerelere - yol açacağını yazmıştım. Haklı çıkmış olmaktan dolayı çok üzgünüm.

Tüm tarafların içinde bulunduğumuz durum ile ilgili bir sorumluluğu var (sivil toplum da dahil). Ancak BM’nin Kıbrıs ve burada olanlarla ilgili duruşunu artık neredeyse hakaret olarak  görüyorum. Genel Sekreter, Crans Montana'da ve sonrasında olanları çoğu kişiden çok daha iyi biliyor. Buna rağmen, tarafların Guterres çerçevesinin tarihini aylar boyunca tartışmasına izin verdi. Sonuçlarının ne olacağını çok iyi bildiği halde, yeni fikirlere kapı açtı; ve “tarafsız olmak” adına çözüm sürecini sekteye uğratan unsurların ne olduğunu hiç açıklamadı. 

Eğer Genel Sekreter, “bu sefer durum farklı” derken gerçekten samimi ise, raporlarında gerçekleri anlatmaya başlamalıdır. Bu raporlarda artık sadece ara bölgede kaç çiftçinin yasa dışı faaliyette bulunduğunu ve BM'nin kaç toplantı yaptığını okumak istemiyoruz.

Bize söyleyin, Sayın Genel Sekreter, neden sizin ve Güvenlik Konseyi’nin yaptığı çağrılarla ilgili hiç bir ilerleme yok?

Neden liderler, Güvenlik Konseyi’nin talebine rağmen, yakınlaşmalarla ilgili uyumlu mesajlar vererek ve bilgilendirme yaparak toplumlarını çözüme hazırlamadılar?

Çevre, kriminal olaylar ve göç konularında iş birliği yönündeki çağrınıza neden uyulmadı?

Teknik komiteler neden hala tam siyasi desteğe sahip değil?

Sizin deyiminizle “adada uzlaşma ve barış içinde bir arada yaşam karşısında ciddi engel” teşkil eden zıt okul müfredatları ve geçmişe ilişkin çelişkili ve bölücü anlatılarda neden hala bir değişiklik yok? Liderler, barış eğitiminin teşviki için ada çapında öğrenci değişim programları düzenlenmesi ve İki- Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’nin liderlere sunduğu ortak önerilerin uygulanması çağrınıza neden uymadı?
Bize söyleyin, BM Güvenlik Konseyi’nin 550 sayılı kararına rağmen “tanınmaya” ilişkin endişelerin, geniş kapsamlı güven yaratıcı adımları ve tüm adayı ilgilendiren sorunlarla ilgili daha yakın iş birliği ve teması tam olarak nasıl engelliyor? 

Ara bölgedeki gerginlikleri olduğundan abartılı şekilde aktarmak için medyayı kullanmanın barış ve güvenlik açısından yarattığı riskleri aktarın…

Kıbrıslı Türkleri sivil toplum alanında bile izole etme politikasının onları nasıl bir çözüme değil Türkiye'ye yakınlaştırdığını anlatın. 

Sivil toplumun, özellikle de kadınların ve gençlerin sürece katılımı konusunda neden hiçbir gelişme yaşanmadığını söyleyin.

Bu sefer gerçekten durum farklıysa, Kıbrıslılar bunları bilmeyi hak ediyor Sayın Guterres. Hangi liderin, Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamak adına ne yaptığını veya ne yapmadığını anlatın. Bize ‘taraflar anlaşamadı’ demeyin. Eğer Güvenlik Konseyi kararlarına saygı göstermemenin bir bedeli yoksa, birleşik Kıbrıs'a nasıl ulaşmamızı bekliyorsunuz, söyleyin… Bu sefer gerçekten durum farklıysa, tarafları sorumlu tutun ve hesap verebilir kılın.

Ve lütfen Sayın Guterres, bizi daireler çizerek tekrar tekrar başa döndürüp mutlu olmamızı beklemeyin...

(Fotoğraf by Tobias Hofsaess/United NAtions/AFP] 

Wednesday, 17 October 2018

Nedir bu UNFICYP meselesi?


UNFICYP ile ilgili tartışmaların nedeni (1)

2015 yılında çok büyük umutlarla başlayan Kıbrıs müzakerelerinin Temmuz 2017’de bir kez daha çöküntüye uğraması 54 yıldır adada olan BM Barış Gücü (UNFICYP)’in varlığı ile ilgili tartışmaları da beraberinde getirdi.

Tartışmaların özündeki en büyük sorulardan biri şu: UNFICYP adada barış koşullarının temin edilmesine mi katkı koyuyor, yoksa adadaki statükonun – yani çözümsüzlüğün- devamını mı kolaylaştırıyor?

1964 yılında Kıbrıs’a gelen UNFICYP günümüzde temel olarak birbirini muhatap almayan Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının askeri, polisi ve sivil otoriteleri arasındaki iletişimi sağlıyor, 180 kilometrelik ara bölgeyi gözlüyor, ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkların teknik düzeyde çözümüne katkı koyuyor. Ama aynı zamanda da, tarafların doğrudan iletişim kurma ve işbirliği yapma ihtiyacını ortadan kaldırarak, statükonun bildiğimiz şekliyle devamını kolaylaştırıyor. Ve dünyanın en militarize bölgelerinden birinde sahte bir güvenlik hissi yaratarak çözüm ihtiyacı ve aciliyetini bastırıyor.

BM barış gücü misyonlarının ana finansörü ve BM Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden biri olarak bu konuda büyük bir nüfuza sahip olan ABD, Kasım 2016’da, Başkan Donald Trump’ın göreve gelmesiyle, barış güçlerine karşı yeni bir yaklaşım geliştirdi. Bu yeni yaklaşım çerçevesinde, ABD, tüm dünyada toplam 14 yerdeki tüm barış gücü misyonlarının bütçesini kısmak ve misyonları daha verimli ve etkin kılmak amacıyla, siyasi bir çözüm bulunmasına katkı yapmayan barış gücü misyonlarının yeniden gözden geçirilmesini ve gerekirse sona erdirilmelerini savunuyor.

Geçtiğimiz günlerde istifa eden ama yıl sonuna kadar görevinin başında kalacak olan ABD BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, Nisan 2017’de UNFICYP de dahil, tüm dünyadaki BM barış gücü misyonları için dört ilke ortaya koydu:

- misyonlar siyasi çözümleri destekler nitelikte olmalı;
- ev sahibi ülkeler barış gücü ile işbirliği içinde olmalı;
- barış gücü hedefleri gerçekçi ve ulaşılabilir olmalı; ve
- barış gücünün net bir çıkış stratejisi olmalı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 20 Eylül 2017’de aldığı 2378 sayılı kararla, çatışma ve anlaşmazlıkların önlenmesinin, devletlerin öncelikli sorumluluğu olduğunu hatırlatarak, barış gücü misyonlarının siyasi çözümlere destek niteliğinde olması gerektiğini beyan etti. Kararda, kalıcı barışın siyasi çözümlerle sağlanıp sürdürülebileceği ve BM barış gücü operasyonlarının yapı ve görev yerlerinin siyasi süreçlerce belirlenmesi gerektiği vurgulanırken, tüm devletlerin, iç anlaşmazlıklarını, diğerler barışçıl yöntemlerin yanı sıra, müzakere, tahkikat, iyi niyet misyonu, arabuluculuk, uzlaşma, hakemlik ve adli uzlaşma ile çözme görevi” teyit edildi.

Bu yeni yaklaşımla birlikte, geçtiğimiz Temmuz ayında BM Genel Merkezi, Kıbrıs’taki UNFICYP’in görev süresinin uzatılması sürecinde yoğun tartışmalara sahne oldu. ABD, kararda, UNFICYP ile Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik siyasi süreç arasında bağ kurulması ve barış gücünün Kıbrıs’tan çıkış stratejisi ile ilgili bir takvim oluşturulması konusunda ısrar etti.

ABD’nin önerdiği çıkış stratejisi ise, Kıbrıs’taki iki tarafın askeri, siyasi ve sosyal düzeyde iletişim kurabilmesi ve işbirliği yapabilmesi için bir mekanizmanın oluşturulmasını, böylece, çözüm olmasa da iki toplumun UNFICYP’e ihtiyaç duymadan olayları ele alabilmesini içeriyordu.

Sonuç olarak, ABD’nin söz konusu önerileri nihai karara girmedi ve BM Güvenlik Konseyi 26 Temmuz 2018 tarihindeki 2430 sayılı karar ile Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nü görev süresini altı ay daha – yani Ocak 2019’a kadar - uzattı.

Ocak 2019’da UNFICYP’in görev süresini yeniden ele alacak olan BM Güvenlik Konseyi ve özellikle ABD, şu anda siyasi süreçte yaşanacak gelişmeleri yakından izliyor. Dolayısıyla, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs geçici danışmanı Jane Holl Lute’un 15 Ekim’de sunması beklenen raporu bu açıdan büyük önem taşıyor.

Siyasi bir çözümün veya müzakerelerde elle tutulur bir ilerlemenin yokluğunda, Konsey’in UNFICYP’in görev süresi, koşulları ve sayısı konusunda bir karar vermesi gerekecek. Eğer Lute 15 Ekim raporunda Kıbrıs’ta yapılacak bir şey olmadığına kanaat getirirse, ABD’nin, UNFICYP’in varlığının siyasi süreç ile ilişkilendirilmesinde ısrar etmesi bekleniyor. Nihai karar her ne kadar, ABD ile UNFICYP’in görev koşullarında veya sayısında herhangi bir değişikliğe karşı olan Rusya arasındaki büyük al-ver ile şekillenecek olsa da, not etmekte fayda var:
UNFICYP’in Kıbrıs’tan çekilmesi için, ABD’nin, gücün görev süresinin uzatılması oylamasında çekimser kalması yeterli.


 BM Güvenlik Konseyi’nin UNFICYP ile ilgili son kararı (2)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 26 Temmuz 2018 tarihinde 2430 sayılı karar ile Kıbrıs’taki BM Barış Gücü UNFICYP’in görev süresini altı ay daha uzattı.

UNFICYP de dahil tüm barış gücü operasyonlarının verimlilik ve etkinlik açısından düzenli olarak gözden geçirilmesi ihtiyacının vurgulandığı karar metninde, Konsey’in barış gücü misyonlarına karşı katı ve stratejik bir yaklaşım sergilemesi gerektiği vurgulandı.

Karar metninde, Güvenlik Konseyi’nin taraflardan beklentilerini ortaya koyan bazı önemli ifadeler de yer aldı.

Güvenlik Konseyi:

- Taraflara, ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında anlatıldığı şekliyle siyasi eşitliğe sahip iki-bölgeli iki-toplumlu federal çözüme bağlılıklarını yeniden ortaya koymaları çağrısında bulundu ve statükonun sürdürülemez olduğunun altını çizdi;

- Kapsamlı ve kalıcı bir çözümün tüm Kıbrıslılara, ekonomik avantajlar da dahil, birçok önemli fayda sağlayacağını vurgulayarak, iki tarafa ve liderlerine olumlu bir söylem geliştirmeleri çağrısı yaptı. Liderlerden, çözümün faydalarını ve çözüme ulaşmak için daha fazla esneklik ve tavizin gerekli olduğunu toplumlarına net şekilde anlatmalarını istedi;

- Taraflara iki-toplumlu inisiyatifler ve iki toplumun birlikte çalışıp birlikte kazanacağı kalkınma projeleri de dahil, toplumlararası teması, uzlaşmayı ve sivil toplumun aktif katılımını teşvik etmeleri çağrısında bulundu. Ekonomik ve ticari örgütler arasındaki işbirliğini teşvik etmeleri ve bu tarz temaslar önündeki tüm engelleri kaldırmaları telkininde bulundu;

- Tüm taraflara, çözüm için siyasi iradelerini tazeleme; açıklık ve yaratıcılıkla sürece katılma ve bağlılık gösterme; ve sürecin başarı şansına zarar verecek faaliyetlerden kaçınma çağrısı yaptı;

- İki liderden, gelecek için ortak bir vizyon temelinde hem karşılıklı hem tek taraflı güven yaratıcı önlemlerin uygulanmasını talep etti. Taraflara, toplumlararası temas, alışveriş ve işbirliğini teşvik ederek çözüm için uygun bir ortam yaratılmasına katkıda bulunmaları çağrısı yaptı. Kıbrıslıların Yeşil Hat’tan geçmesinin önemine vurgu yaparak, hem üzerinde anlaşılmış olan geçiş noktalarının hem de yeni geçiş noktalarının açılması için tarafları teşvik etti.

Konsey, ayrıca, liderlere:
(a) Temel konularda yakınlaşma sağlamak için çaba sarfetmeleri;
(b) Toplumlararası teması artırmak ve Kıbrıslıların günlük hayatlarını geliştirmek amacıyla Teknik Komitelerin çalışmalarını yoğunlaştırmaları;
(c) Yakınlaşmalarla ilgili topluma verecekleri mesajlara odaklanmak da dahil, toplumların müzakerelere yaklaşımı iyileştirmeleri, iklimi geliştirmeleri, daha yapıcı ve uyumlu mesajlar vermeleri ve başarılı bir süreci zorlaştıracak söylemlerden kaçınmaları; ve
 (d) Çözüm sürecine daha geniş bir destek sağlamak adına, sivil toplumun sürece katılımını artırmaları ve sağlamlaştırmaları çağrısı yaptı.

Karar metnindeki bu önemli maddelere kısa bir bakış bile, tarafların BM Güvenlik Konseyi’nin beklentilerinden hiç birini henüz yerine getirmemiş olduklarını anlamaya yetiyor.



BM Genel Sekreteri’nin son UNFICYP raporu bize ne anlatıyor? (3)

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 6 Temmuz 2018 tarihinde BM Güvenlik Konseyi’ne, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü UNFICYP ile ilgili bir rapor sundu.

UNFICYP’in görev süresinin 31 Ocak 2019’a kadar uzatılmasının önerildiği rapor, Kıbrıslılar olarak içerisinde bulunduğumuz sahte barış ve güvenlik koşullarına dair çarpıcı bilgiler içeriyor.

Rapora göre, 180 kilometrelik ara bölgenin her iki tarafında Türk ve Rum askeri güçleri karşılıklı olarak konumlanmış durumda. Toplamda yaklaşık 2000 silahlı asker, belli bölgelerde aralarında 4 metreye kadar inen mesafelerde nöbet bekliyor. Adanın geriye kalanında bulunan on binlerce Türk, Yunan, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum asker, Kıbrıs’ı dünyanın en militarize – yani en yoğun asker ve silaha sahip yerlerinden biri yapıyor.

BM tarafından çizilmiş iki ateşkes hattı, Türk ve Rum taraflarınca resmi olarak tanınmıyor ve her iki tarafın güçleri de asker konumlandırarak ara bölgeyi sürekli olarak ihlal ediyor. Daha önceki yıllarda azalma seyrine girmiş olan askeri gerginliklerin, raporun kapsadığı 19 Aralık 2017 - 20 Haziran 2018 tarihleri arasında yeniden artmış olması da dikkat çekiyor. Raporda, altı ayda toplam 207 askeri ihlalin yaşandığı belirtiliyor. Askeri ihlallerin çoğu, her iki tarafça ara bölge ihlallerini ve nöbet noktalarında gerekenden fazla asker bulundurmayı içeriyor. Bu sayı bir önceki yıl 184 idi.

Rapordaki dikkat çekici noktalardan biri, bugüne kadar ilk defa nöbet noktalarında ağır silahların tespit edilmiş olması. Rapora göre, Kıbrıs Rum ordusunun nöbet noktalarında, aralarında havan topları, roket güdümlü el bombaları ve M-60 makineli tüfeklerin de bulunduğu izinsiz ağır silahlar var.

Altı çizilen bir diğer endişe, askeri pozisyonların güçlendirilmesi girişimleri. Rapora göre, Türk tarafına ait bazı askeri nöbet noktaları, kapalı-devre televizyon (CCTV) ekipmanları yerleştirilmek sureti ile güçlendiriliyor. Raporda, nöbet yerindeki “askeri çekmeden CCTV ekipmanı yerleştirmek askeri avantaj sağlamak anlamına gelir,” deniyor. Rapora göre, UNFICYP’in itirazlarına rağmen, Türk tarafına ait 17 noktada asker çekilmeden CCTV ekipmanı yerleştirildi.

Ayrıca, rapora göre, son aylarda her iki taraf da, UNFICYP’i haberdar etmeksizin, ve diğer tarafın görüş alanı içerisinde askeri eğitimler yapıyor. UNFICYP bunları ciddi ihlal olarak kayda geçiriyor.

UNFICYP verilerine göre, Kıbrıs’ta halen 1.7 milyon metrekareyi kapsayan mayın açısından riskli 47 bölge var. Ara bölge içerisindeki dört mayın tarlası riskli bölgelerin yüzde 42’sini oluşturuyor. Bunların üçü Kıbrıs Rum tarafına, biri Kıbrıs Türk tarafına ait. Raporda, bu dört mayın tarlasının temizlenmesi konusunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunduğu belirtiliyor. Kıbrıs Türk tarafı, dört bölgenin bir paket şeklinde temizlenmesini kabul edebileceğini belirtirken, Kıbrıs Rum tarafı, tehdit algısına karşı bu üç mayın tarlasına ihtiyacı olduğu konusunda ısrarlı.
Karşıt askeri güçler, tarafların polis güçleri ve sivil otoriteleri birbirleri ile direk iletişim kurmadığından, iki taraf arasındaki iletişimi UNFICYP sağlıyor. Genel Sekreter raporunda, taraflara, aralarındaki anlaşmazlıkları doğrudan birbirleri ile temas ederek çözme çağrısında bulunuyor. Böylece ara bölge ve çevresinde gerginliğe neden olabilecek günlük olayları UNFICYP’e gerek duymadan çözebilmeleri amaçlanıyor. Bu çağrı, Kıbrıs Türk tarafının askeri, polisi ve sivil makamları ile doğrudan teması, dolaylı tanıma olarak gören Kıbrıs Rum tarafında büyük bir rahatsızlık yaratmış durumda. Ancak ABD’nin barış gücü misyonları için belirlediği çıkış stratejisi ilkesi doğrultusunda, BM’nin tarafların doğrudan teması üzerindeki ısrarının devam etmesi bekleniyor. 

Sonuç olarak, BM Genel Sekreteri’nin UNFICYP raporu bizlere, Kıbrıs’ın, aslında resmi bir ateşkes anlaşmasına bile sahip olmayan, karşıt güçlerin sürekli olarak birbirlerine karşı avantaj sağlamak için ihlallerde bulunarak burun buruna nöbet beklediği savaş koşullarındaki bir ülke olduğunu hatırlatıyor.

UNFICYP adada barış koşullarının temin edilmesine mi katkı koyuyor, yoksa adadaki statükonun – yani çözümsüzlüğün- devamını mı kolaylaştırıyor sorusuna yanıt ararken bu gerçeği de göz önünde bulundurmakta fayda var.