Showing posts with label Haber. Show all posts
Showing posts with label Haber. Show all posts

Tuesday, 6 January 2015

Hochstein: Varolan tesisler kullanılmalı (Havadis Gazetesi, 18 Kasım 2014)


Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Enerji Özel Temsilci Vekili ve Koordinatörü ve Hochstein, Doğu Akdeniz ülkelerini pahalı altyapı yatırımları konusunda uyardı

“Var olan tesisler kullanılmalı”

DOĞU AKDENİZ’DE İŞBİRLİĞİ ŞART: Hochstein, doğalgaz rezervleri bakımından Doğu Akdeniz’e bir bütün olarak bakılması gerektiğini söyledi ve bölgedeki her ülkenin ayrı ayrı pahalı altyapı projelerini gerçekleştirmeye çalışmak yerine var olan tesislerden faydalanmaları gerektiğini vurguladı.

DOĞRU YERDE DOĞRU ALTYAPI: Hochstein “Doğru altyapının doğru yerde olması çok önemli. Bir LNG tesisinin faydalı olacağı stratejik yerler varken, hiçbir faydasının olmayacağı yerler de var. Bazı projeler ekonomik olarak mantıklı değil. Hükümetlerin, projelerinin mantıklı olması gerektiğini anlamaları gerek” dedi.


Esra Aygın

Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Enerji Özel Temsilci Vekili ve Koordinatörü ve Amos Hochstein, Kıbrıs da dahil, Doğu Akdeniz’de doğalgaz kaynağına sahip ülkelerin işbirliği yapması gerektiğini söyleyerek, bu ülkelerin pahalı altyapı projeleri yerine var olan tesisleri kullanma yoluna gitmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Washington’dan telekonferans yoluyla Avrupa’nın farklı yerlerinden bir grup gazeteci ile bir araya gelen Hochstein, Avrupa’nın enerji güvenliğinin ABD için temel bir ulusal güvenlik konusu olduğunu vurguladı. Kıbrıs Türk basınından sadece Havadis’in katıldığı telekonferansta Hochstein, rezervleri bakımından Doğu Akdeniz’e, İsrail, Kıbrıs, Mısır, Türkiye, Yunanistan ve potansiyel olarak gelecekte Lübnan’ı da kapsayacak bir bütün olarak bakılması gerektiğini söyledi. Bu bölgede keşfedilen “büyük, yeni ve heyecan verici kaynakların” pazarlanmasının ve paraya çevrilmesinin anahtarının işbirliğinden geçtiğini vurgulayan Hochstein, bölgedeki her ülkenin ayrı ayrı aynı çok pahalı altyapı projelerini gerçekleştirmeye çalışmak yerine var olan tesislerden faydalanmanın yolunun bulunması gerektiğini söyledi.

Avrupa’da en son 2006, 2009 ve 2014’te olmak üzere tekrar tekrar enerji tedariki krizi yaşandığını hatırlatan Hochstein, gelecekte bir daha kriz yaşanmasını engellemek için ABD ve AB’nin enerji güvenliği konusunda yakın bir çalışma içerisinde olduğunu belirtti. Enerji güvenliğinin, Avrupa’nın siyasi ve ekonomik istikrarı için çok önemli olduğunun altını çizen Hochstein, bunun için Avrupa’daki altyapının geliştirilmesinin yanı sıra, alternatif kaynakların Avrupa’ya ulaşmasının sağlamanın da çok önemli olduğunu  vurguladı. Hochstein, “Avrupa’da tedarik bakımından enerji güvenliğinin olmaması, hem Avrupa’nın ekonomik gelişimini hem de siyasi gücünü ve karar verme yetisini etkiler” dedi.

Avrupa’nın birçok yerinde atıl durumda olan ve kullanılmayan doğalgaz sıvılaştırma (LNG) tesislerinin varlığından söz eden Hochstein, “Altyapıdan bahsettiğimizde, doğru altyapının doğru yerde olması çok önemli. Bir LNG tesisinin tedarikin güvenceye alınması açısından faydalı olacağı stratejik yerler varken, hiçbir faydasının olmayacağı yerler de var. Önemli olan, doğru LNG tesisinin doğru yerde olması ve doğalgazı kaynak çeşitliliğine ihtiyacı olan kritik pazarlara taşınmasına katkıda bulunmasıdır. Bazı projeler ekonomik olarak mantıklı değil. Hükümetlerin, projelerinin hem ekonomik açıdan, hem siyasi açıdan hem de güvenlik açısından mantıklı olması gerektiğini anlamaları gerek” dedi.

Alternatif enerji kaynakları bakımından Doğu Akdeniz’de yeni keşfedilmiş olan doğalgaz rezervlerinin önemine dikkat çeken Hochstein, bu kaynaklarının doğru ele alınması halinde hem bölgeye hem de dünyanın geri kalanına büyük fayda sağlayabileceğini belirtti. Doğu Akdeniz’de siyasi sorunların çözülmesi ve bu alanda işbirliğinin sağlanması durumunda bunun meyvelerinin çok büyük olacağının altını çizdi.

Hochstein telekonferans sırasında Havadis gazetesinden Esra Aygın’ın sorularına verdiği yanıtlarda Kıbrıs açıklarındaki gazın pazara ulaşması için konuya geniş perspektiften bakılmasını istedi

Bölge ülkeleri işbirliği yapmalı

Soru: Kıbrıs’ta tahmini doğalgaz rezervi miktarı Avrupa’nın enerji güvenliğine etki edemeyecek kadar küçük değil mi?
Hochstein: “Çok küçük olduğunu düşünmüyorum. Şu anda Kıbrıs’ta çıkarılabilir gaz rezervinin boyutunu belirleme sürecinin başında olduğumuzu düşünüyorum. ENI ve Koreli ortağının şu anda devam etmekte olan bir sondaj çalışması var ve bunun sonuçlarını görmemiz gerekiyor.”

Soru: Öyleyse Kıbrıs doğalgazını Avrupa’ya götürmenin en mantıklı yolu ne olur? Kıbrıs’ta bir LNG tesisinin mantıklı olmadığını artık herkes kabul ediyor sanıyorum?
Hochstein: “Kıbrıs’ın doğalgazını pazarlaması için en iyi yöntemin, olaya daha geniş bir perspektiften bakılması olduğunu düşünüyorum. Doğu Akdeniz’e bir bütün olarak bakılmalı. Yani İsrail, Kıbrıs, Mısır, Türkiye, Yunanistan ve potansiyel olarak gelecekte Lübnan’ı da kapsayacak bir bütün olarak... Bu bölgede keşfedilen büyük, yeni ve heyecan verici kaynakların pazarlanmasının ve paraya çevrilmesinin anahtarı işbirliği yapmaktan geçiyor. Tabii siyasi süreçler üzerinde çalışmalıyız. Ama aynı zamanda, bu bölgedeki her ülkenin ayrı ayrı, aynı çok pahalı altyapı projelerini gerçekleştirmesi yerine var olan tesislerden faydalanmanın yolunu bulmalıyız. Bu işbirliğinde ne kadar başarılı olabilirsek bölgenin istikrarı, güvenliği ve refahına o ölçüde katkı yapmış oluruz. Bahsettiğim ülkelere bakarsanız, birlikte çalışabildikleri sürece, bu işbirliğinin her birine ayrı ayrı büyük faydalar sağlayacağını görebilirsiniz.”



Gergin Bekleyiş (Havadis Gazetesi, 4 Ocak 2015)

TPAO’ya ait sismografik araştırma gemisi Barbaros, Türk tarafının olası yeni bir NAVTEX kararı için hazır bekliyor. Türk tarafının NAVTEX kararı, Rum tarafının tavrına bağlı olacak

GERGİN BEKLEYİŞ



Esra Aygın

Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) sismografik araştırma gemisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın olası yeni bir NAVTEX kararı için hazır bekletildiği, Türk tarafının NAVTEX ile ilgili kararının ise, Rum tarafının tavrına bağlı olduğu belirtildi.

Havadis gazetesine bilgi veren Türk kaynaklar, Türk tarafının önkoşulsuz bir şekilde müzakerelere devam etmeye hazır olduğunu ve Rum tarafının pozisyonunu esnetmesi için kendisine bir şans verildiğini vurguladı. Kaynaklar, topun Rum tarafında olduğunu, ve yeni bir NAVTEX’in yayınlanıp yayınlanmayacağı yönündeki kararın Rum tarafının tavrına göre verileceğini belirtti.

Türk kaynaklar, iyi niyetli bir şekilde Birleşmiş Milletler’in müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki çabalarını desteklediklerini, ancak Rum tarafının müzakere masasına dönmek konusunda katı bir tutum sergilemeye devam etmesi durumunda Kıbrıs açıklarında hidrokarbon araştırmalarına yönelik yeni bir NAVTEX yayınlanacağını belirttiler.

20 Ekim – 30 Aralık 2014 tarihleri arasında Rum tarafının Münhasır Ekonomik Bölge olarak ilan ettiği alanda hidrokarbon arama çalışmaları Barbaros Hayreddin Paşa, Cuma gününden beridir Mağusa’daki Salamis Antik Kent açıklarında karadan yaklaşık 1 deniz mili açıkta demirlemiş durumda hazır bekletiliyor. Dünya deniz trafiği ve gemi pozisyonları ile ilgili canlı bilgiler içeren MarineTraffic.com sitesinde yer alan son durum bildirimi, Barbaros’un bir sonraki hedef noktasının, halen 20 Ekim-30 Aralık 2014 tarihlerini kapsayan NAVTEX ile tespit edilmiş projeksiyon alanı olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin, Türk ve Rum tarafları arasında, müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde bir uzlaşmaya varmak için çok yoğun bir telefon diplomasisi yürüttüğü belirtiliyor.

Havadis gazetesine konu ile ilgili bilgi veren Kıbrıslı Türk müzakereci Ergün Olgun da Türk tarafının müzakerelere önkoşulsuz bir şekilde yeniden başlamaya hazır olduğunu teyit etti. Ancak Olgun, hidrokarbon konusunda iki tarafın işbirliği yapması için ısrarlı olmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Olgun, “Eğer masada işbirliği ortamı sağlayamazsak her iki taraf ayrı ayrı kendi çıkarlarını gözetmeye mecbur kalır. Bu da kimseye fayda sağlamaz. Hidrokarbonlar konusunda sadece Kıbrıs değil Doğu Akdeniz’in tüm paydaşları arasında işbirliği ve ortaklık gerekiyor,” diye konuştu.

Havadis gazetesine konu ile ilgili bilgi veren Kıbrıslı Rum kaynaklar ise, Türkiye’nin yeni bir  NAVTEX yayınlamaması ve 9. blokta hidrokarbon araştırma çalışmaları yürüten İtalyan ENI’nin faaliyetlerini aksatmaması durumunda müzakere masasına dönmeye hazır olduklarını belirttiler. Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis’in Pazartesi günü Rum siyasi parti liderleri ile yapacağı toplantıda konunun ele alınması ve Rum tarafının tavrını netleştirmesi bekleniyor.





Saturday, 22 November 2014

Afrodit’in bir kısmı İsrail’in (Havadis Gazetesi, 22 Kasım 2014)

Afrodit Şoku

AFRODİT’İN BİR KISMI İSRAİL’İN: Bugüne kadar Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğuna inanılan Afrodit haznesinin bir kısmının İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğu ortaya çıktı.

OLASI KAYNAKLARA İSRAİL DE ORTAK: Uzmanlara göre, bu durumda, Kıbrıs ile İsrail arasında, Afrodit haznesinden çıkarılacak muhtemel doğalgazın paylaşımına dair bir anlaşma yapılması gerekiyor.

ARTIRIMIN NEDENİ İSRAİL’DEKİ KISIM: Afrodit haznesinde bulunan tahmini doğalgaz miktarının %12 artırmasının nedeni haznenin İsrail’deki kısmından elde edilen veriler.


Esra Aygın

Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğuna inanılan ve işletim hakları Noble - Delek – Avner ortaklığına ait olan Afrodit haznesinin bir kısmının İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz gün basına yansıyan ve Afrodit haznesinde bulunan tahmini doğalgaz miktarının %12 artırıldığını içeren haberler üzerine resmi internet sitesinde bir açıklama yayınlayan Delek Group, bugüne kadar bilinmeyen bu gerçeği de su yüzüne çıkarmış oldu. Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğu zannedilen Afrodit haznesinin, İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi’ne uzandığını belirten Delek Group, söz konusu artırımın, haznenin İsrail’deki kısmından kaynaklandığını belirtti.

Delek Group’un açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Afrodit Rezervuarı’nın büyük bölümü Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde yer alırken, bir bölümü de İsrail Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki Ishai Ruhsat Alanı’ndadır... Ishai Ruhsat alanındaki kuyudan elde edilen veriler temelinde, Afrodit Rezervuarı’ndaki olası ve muhtemel kaynaklar ile ilgili güncelleme yapılmıştır.”

Afrodit haznesindeki tahmini doğalgaz miktarının %12 artması, 4.05 trilyon ayak küpten 4.54 trilyon ayak küpe yükselmesi anlamına geliyor. Havadis gazetesinin danıştığı enerji uzmanlarına göre, açıklamada yayınlanan veriler, 4.54 trilyon ayak küplük tahmini rezervin %10luk kısmının İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde olduğuna işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumda, Kıbrıs ve İsrail arasında, Afrodit haznesinden çıkarılacak muhtemel kaynağın paylaşımına dair bir anlaşma yapılması gerektiğini belirtiyor.

Delek Group’un açıklamasında “sözü geçen olası kaynakların keşfedileceğine dair bir katiyet yoktur... Pratikte çıkarılacak (eğer çıkarılabilirse) doğalgaz hacminin tahmini rakamlardan farklı olması muhtemeldir” uyarısı da yer alıyor.

Açıklamada ayrıca, Afrodit haznesinden çıkacak olası gazın ticari hale getirilmesi için farklı olasılıkların değerlendirildiği, bu olasılıklardan birinin de Afrodit haznesi ile İsrail’deki Leviathan haznesinin birlikte geliştirilmesi – yani birleştirilmesi - olduğu belirtiliyor. Açıklamaya göre, Afrodit haznesindeki olası doğalgaz, boru hatları vasıtası ile Mısır dahil bölgesel piyasalara ihraç edilebilir.


Tuesday, 3 June 2014

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Kıbrıs ziyareti ile ilgili Haber (Havadis Gazetesi, 24 Mayıs 2014)


Biden’dan son ana kadar Maraş çabası

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, Kıbrıs’ta kaldığı son ana kadar Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis’i Maraş/Mağusa ile ilgili bir yol planı üzerinde anlaşmaları için ikna etmeye çalıştığı ortaya çıktı.

Havadis gazetesinin diplomatik kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, geçen akşam Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Kıbrıslı Rum Lider Anastasiades ile akşam yemeğinde bir araya gelen Biden, tarafların, Maraş ve Mağusa limanı ile ilgili bir yol planı üzerinde anlaşmaları için yoğun çaba sarfetti. Söz konusu yol planı, Maraş’ın yeniden yapılandırılması amacıyla bir grup uzmanın inceleme yapmak üzere kapalı şehre girmesi ve Mağusa limanının AB ile direk ticarete açılması amacıyla bir grup uzmanın da bu limanda inceleme yapmasını içeriyordu. Kıbrıslı Türk müzakereci Kudret Özersay, Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyiannis ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim’ın da katıldığı yemeğin sonuna kadar süren müzakereler, Biden ve  Ulusal Güvenlik Danışmanı Jacob Sullivan’ın yoğun mekik diplomasisine rağmen başarısızlıkla sonuçlandı. Havadis’in ulaştığı bilgiye göre, Kıbrıs Türk tarafı, Maraş’ta inceleme yapacak uzmanların sadece Kıbrıslı Türk ve uluslararası uzmanlardan oluşmasında, hiç bir şekilde Kıbrıslı Rum uzmanların sürece müdahil olmamasında ısrarcı oldu.

Eroğlu: “Maraş’tan bahsedeceksen yanında durmam”

Diplomatik kaynaklara göre, tarafların Maraş/Mağusa önerisi üzerinde herhangi bir anlaşmaya varamamasının ardından, Biden’ın yemek sonrası yapacağı konuşmanın içeriği ile ilgili de bir sorun yaşandı. ABD Başkan Yardımcısı’nın, açıklamasında, söz konusu öneriden bahsetmek istemesi üzerine, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun Biden’a, “Maraş’tan bahsedeceksen yanında durmam” dediği iddia edildi.

Bunun üzerine, önce iki lider eşliğinde basına bir açıklama yapan ABD Başkan Yardımcısı Biden, liderlerin yanından ayrılmasından sonra şu ifadeleri kullandı: “ABD, liderleri Maraş ve Mağusa ile ilgili paketi görüşmeleri yönünde teşvik eder. İki tarafın bu konuda bir anlaşmaya varması halinde, ABD, paketin uygulanmasına yardımcı olmaya hazırdır.”

İşte ABD’nin desteklediği Maraş/Mağusa paketi

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın açıklamasında yer verdiği Maraş/Mağusa paketi, Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiades tarafından bir güven artırıcı önlemler paketi olarak müzakere masasına getirilmişti. Paket, Maraş’ın BM kontrolünde yasal sahiplerine iade edilmesini, Mağusa limanının AB kontrolünde  direk ticarete açılmasını, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin AB’ye katılım süreci kapsamında bazı müzakere başlıkları üzerindeki vetosunu kaldırmasını, ve Türkiye’nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti gemi ve uçaklarına açmasını kapsıyor.

Çabalar haftalar önce başladı

ABD, son haftalarda, bu paketin uygulanması ile ilgili bir yol haritası oluşturmak ve tarafların, Biden’ın ziyaretinden önce, bir ilk adım olarak teknik uzmanların Maraş ve Mağusa limanında incelemelerde bulunması üzerinde anlaşmaya varmaları konusunda yoğun çaba sarf etti. Bu çerçevede, ABD Lefkoşa Büyükelçisi John Koenig’in, hem Kıbrıslı Türk müzakereci Kudret Özersay, hem de Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyiannis ile çok yoğun bir görüşme trafiği yaşadığı biliniyor.