Showing posts with label Niyazi Kızılyürek. Show all posts
Showing posts with label Niyazi Kızılyürek. Show all posts

Wednesday, 4 September 2019

Barış seninle olsun Kıbrıs…



Esra Aygın
27 Mayıs 2019

Niyazi Kızılyürek’e bütün yüreğimle inandım…

“Biz” dediğinde aklına “Mehmet ile Yiannis, Ayşe ile Maria aynı anda düşen”…
Sınırları, bölünmüşlüğü, milliyetçiliği, ulusları reddeden… 
Kıbrıs’ı tüm toplulukları, tüm farklılıkları, tüm dilleri, tüm dinleri, tüm insanları ile seven…
Bir Kıbrıs, birleşik Kıbrıs, TAM Kıbrıs hayal eden…
"Vatanı Kıbrıs’ın bütünü" olan Niyazi Kızılyürek’in yanında olmak, onu desteklemek…
İki-toplumlu, iki-dilli bir kampanyada sadece daha güzel bir ülke hayali ile biraraya gelen o güzel insanlarla çalışmak…
Sandıklara koşan umut dolu gençleri; güzel günlere hasret hala inatla inançla mücadele eden yaşlıları görmek…
Gözyaşını, mutluluğu, umudu, öfkeyi, zaferi birarada yaşamak….
Sonuçlar açıklandığında birbirine sarılan barışa susamış Türkleri, Rumları, Maronitleri, Ermenileri – bu ülkeyi etnik kökene göre, dine göre, dile göre bölmeyi reddeden Kıbrıslıları – izlemek…
Farklı dillerde aynı dili konuşmak…
Hayal kırıklıkları, hezeyanlar, kederler içinde zafer kazanmak…
Birkaç tabu daha yıkmak, birkaç miti daha çürütmek…
Barış adına, birleşik Kıbrıs adına bir adım daha atmak….
Yüreğimizin sınırsız bir Kıbrıs’ı ve tüm Kıbrıslıları sığacak kadar kocaman olduğunu göstermek…
Niyazi Kızılyürek’i, temsil ettiği değerleri ile; düşünceleri ile; barışa ve kardeşliğe adanmış hayatı ile; bir Kıbrıs’a, tam Kıbrıs’a, birleşik Kıbrıs’a olan inancı ile Avrupa Parlamentosu’na göndermek…
Kelimelerin anlatmakta yetersiz kaldığı, tarif edilemez duygular yaşattı bana…

Ve ne mutlu bana ki, bu duygularla veda ediyorum Kıbrıs’a…
Teşekkürler Niyazi Kızılyürek ve onun temsil ettiği değerleri benimseyen güzel insanlar…

Barış seninle olsun Kıbrıs…

Kiprianu’nun hakkını teslim etmek


“Beni korkularım değil, bu ülkeye bir perspektif kazandırma iradesi yönlendirecektir”

Esra Aygın 
12 Haziran 2019

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yankıları hem DİSİ hem AKEL içerisinde devam ediyor. 

Federalist liberal seçmenini Niyazi Kızılyürek’e kaptıran iktidar partisi DİSİ büyük bir kimlik krizi yaşıyor. Aday seçimi ve yaptığı kampanya ile pragmatik, çözümcü kanadını küstüren ve yapılan değerlendirmelere göre 6000’e yakın geleneksel DİSİ seçmeninin oyunu Niyazi Kızılyürek’e kaptıran DİSİ, bugünlerde geniş bir katılımla partinin yapısını, poltikalarını, yönünü sorguluyor.

Ama AKEL’de de her şey sütliman değil. Bir önceki AP seçimlerine göre daha yüksek oy almasına ve genel seçimlere göre oylarını yükseltmesine rağmen, AKEL, bir Kıbrıslı Türk’ü listesine dahil etmiş olmanın parti içerisinde ve tabanında yarattığı deprem ile uğraşıyor. AKEL’in bilinçli sol tabanını bir tarafa koyarsak, Kızılyürek’in varlığından rahatsız olan, bu nedenle AKEL’e küsen, sandığa gitmeyen birçok Kıbrıslı Rum var. Hatta bu nedenle partiden istifa edenler, ‘Niyazi Türktür, Türke oy vermeyin’ diye kampanya yapanlar da oldu.

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Kıbrıs’ta her iki tarafta da statükolara meydan okuyan bu cesur adımın partide sancılı bir dönüşüm olacağını biliyordu. Bugün çevirisi Yenidüzen tarafından yayınlanan söyleşide de okuyacağınız gibi Kiprianu, Kızılyürek’in adaylığı ve kazanması sonucunda yaşanacak tüm zorlukları göze almış görünüyor.

Kiprianu “listemizde bir Kıbrıslı Türkün olması birçok tehlike barındıran siyasi bir karardı ama aynı zamanda çok önemli siyasi mesajlar da içeriyordu,” diyor. “Bazı partililerin listemizde bir Kıbrıslı Türk yer aldığı için sandığa gitmediğini biliyorum. Ancak bu bizim, bu siyasi kararı vermemize engel olmadı çünkü mevcut koşullar altında, Kıbrıs konusundaki umutları canlı tutmak için verilebilecek tek siyasi mesaj buydu. Dolayısıyla bu riski aldık.”

Kiprianu şöyle devam ediyor:

“Bu işbirliğinin başarılı olması için her şeyi yapma irademiz ve sorumluluğumuz vardır. Bunu Kıbrıs’a ve tüm Kıbrıslılara borçluyuz.... Beni korkularım değil, bu ülkeye bir perspektif kazandırma iradesi yönlendirecektir.”

Kiprianu gerçek bir liderlik göstererek, büyük bir siyasi risk alarak, çok önemli bir siyasi karar verdi ve bir ilki gerçekleştirdi. Özellikle Kıbrıs Rum toplumu içerisinde kökleşmiş tabuları yıktı. “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Rumların çiftliği olmadığını” cesaretle dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dayandığı, kurulacak olan federal devletin temelinin de bu siyasi eşitlik olduğu kampanya boyunca gerçeğini tekrar tekrar vurguladı.  

Ve Kiprianu’nun bu cesur adımıyla, Kıbrıs’ın tarihinde ortaya ilk kez toplumlar-ötesi, partiler-ötesi bir dinamik çıktı. İlk kez Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, etnisiteden, siyasi duruştan, dinden, dilden bağımsız olarak tek bir aday etrafında kenetlendi. Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar, ortak siyaset üretebileceklerini, birbirlerine oy verebileceklerini, ortak bir mücadele ortaya koyabileceklerini gösterdi. Ortaya çıkan bu toplumlar ve partiler-ötesi dinamik, ve bir Kıbrıslı Türkün iki toplumun ortak oyları ile Avrupa Parlamentosu’na gitmesi, bu ülkedeki tüm barış yanlıları için, tüm federalistler için çok büyük bir mutluluk ve umuttur. Federal Kıbrıs yolunda da çok büyük bir dönüm noktasıdır.

2004’teki tutumu nedeni ile AKEL’e karşı hayal kırıklığı içinde olabilirsiniz. Başka tarihi dönemeçlerdeki tutumu nedeniyle AKEL’i sevmiyor da olabilirsiniz. Bu başka bir şeydir. Son dönemde, Kıbrıs’ta federal bir çözüm adına aldığı siyasi risk, göstermiş olduğu liderlik ve attığı cesur adım nedeniyle Andros Kiprianu’nun hakkını teslim etmek gerekir.

Kıbrıs’ta barış ve kardeşliğe adanmış seçim



Esra Aygın 
25 Mayıs 2019

Bizlere Kıbrıs’ın nasıl olabileceğini gösterdi…
Arzu ettiğimiz ve uğruna mücadele verdiğimiz Kıbrıs’ın…
Gelecekteki Kıbrıs’ın…
Kaybetsek bile, biz kazandık,Çünkü mesajımız yerine ulaştı.
- Maraş göçmeni bir Kıbrıslı Rum


Pazar günkü Avrupa Parlamentosu seçimleri, Kıbrıs’ın bütünü için tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor. 

Kıbrıs’ın acılarla, düşmanlıkla, milliyetçilikle dolu tarihinde ilk kez toplumlar ya da partiler ötesi bir dinamik ortaya çıktı. Tarihte ilk kez, büyük bir parti, bir Kıbrıslı Türkü aday gösterdi. İlk kez Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, etnik kimliklerinden, dinden, dilden bağımsız olarak tek bir aday etrafında kenetlendi. Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların ortak siyaset üretebileceğini, etnik kökenden bağımsız olarak birbirlerine oy verebileceğini, ortak bir mücadele verebileceğini, ortak bir gelecek hayal edebileceğini gördük.

AKEL listesinden Avrupa Parlamentosu adayı olan Niyazi Kızılyürek, adanın her yanında iki-toplumlu, iki-dilli bir kampanya yaptı ve bu kampanyayı “Kıbrıs’ta barış ve kardeşliğe” adadı. Adeta statüko karşıtı, federalist-çözümcü bir güç gösterisine dönüşen bu kampanyada, Kızılyürek etrafında kenetlenenler arasında sadece AKEL tabanı değil, federal bir Kıbrıs isteyen ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis ve hükümetteki DISY’nin politikalarından rahatsızlık duyan, siyasi yelpazenin her yanından kişi vardı. Bunların büyük çoğunluğunu DISY partisinin liberal kesimi oluşturdu. Hatta daha önce DISY’den aday olmuş bazı kişiler Kızılyürek’e açık destek ilan ettiler. 

Kuzeyde ise, görünmeyen bir toplum olarak bu yarım coğrafyaya mahkum edilmiş; her geçen gün daha da azınlığa düşen, barışsever, birleşik Kıbrıs’a inanan, ekonomik zorluklarla mücadele ederken toplum adına hiç bir şey üretmeyen siyasetten – ayarlardan bıkıp usanan Kıbrıslı Türkler, Kızılyürek üzerinden seslerini duyuracak, kendilerini ifade edecek, tepkilerini gösterebilecek, dünyaya var olduklarını haykıracak yeni bir kanal buldular. 

Bu toplumlar ve partiler-ötesi dinamik her iki taraftaki statükocuları son derece rahatsız etti. Kızılyürek güneyde “Türkiye’nin adamı” kuzeyde “Rumların adamı” diye lekelenmeye çalışıldı. Güneyde “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil etmeyeceği”, kuzeyde “Kıbrıslı Türkleri temsil etmeyeceği” söylendi. Oysa o, herhangi bir devleti veya toplumu değil, sadece, etnik kökeni, ırkı, dini, dili ne olursa olsun, Kıbrıs’ta barışa, federasyona, kardeşliğe inanan ve vatanı Kıbrıs’ın bütünü olan AB yurttaşlarını temsil etmek için yola çıktı. 

Son haftalarda statükocuları rahatsız eden bir diğer gerçek daha ortaya çıktı: Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarını Kıbrıslı Türkler belirleyecek.

Sadece Kıbrıslı Rum seçmenler arasında yapılan araştırmalara göre, DİSY ve AKEL arasında 2 puanlık bir fark var. Kıbrıslı Türklerin oyları denkleme girdiğinde, AKEL’in DİSİ’nin önüne geçmesi söz konusu olacak. Niyazi Kızılyürek ise, tüm anketlerde ilk üçte. Kıbrıslı Türklerin oyları onun Avrupa Parlamentosu’na gitmesini kesinleştirecek. Yine Kıbrıslı Türklerin katılımı, neo-nazi faşist ırkçı ELAM’ın Avrupa Parlamentosu’na temsilci gönderememesini sağlayacak. Yani, Kıbrıslı Türklerin, kuzeydeki seçimlerde olamadıkları kadar belirleyici olacakları bir Avrupa Parlamentosu seçiminden bahsediyoruz.

Bu seçim sürecinde ortaya çıkan toplumlar-ötesi ve partiler-ötesi federalist-çözümcü dinamik Kıbrıs’ın her iki tarafındaki statükoyu şimdiden sarsmış görünüyor. Eğer Kıbrıslı Türkler kitlesel bir şekilde seslerini sandığa yansıtırlar, ve Kıbrıslı Türk bir aday iki toplumun ortak oyları ile Avrupa Parlamentosu’na giderse, bu adanın her iki tarafında da siyasetin yapılış şekli geriye dönülmez bir şekilde değişecek. 

Sunday, 24 March 2019

Kızılyürek: Hiç bilmediğimiz bastırılmış, görülmesi istenmeyen bir dünyayı geri çağırıyoruz

Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek:

"Biz bastırılmış bir hakikati kamuoyuna gün ışığına çıkarıyoruz. Bu ülkede barış sever o kadar çok insan vardır ki... Milliyetçiler bu insanları bastırmış, saklamış, eğitim sistemleri ile, klişeler ile, atılan nutuklar ile.. Şimdi biz bu kampanya ile bunu suyun üzerine çıkarıyoruz ve her an bunun heyecanını yaşıyorum. Hiç bilmediğimiz bastırılmış, görülmesi istenmeyen bir dünyayı geri çağırıyoruz”

Esra Aygın

Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında AKEL listesinden adaylığını, Kıbrıs’ın her iki tarafında iki dilli ortak yürütülen kampanyasını ve seçilmesi durumunda yapacaklarını anlattı.

Kızılyürek, kendisine, Kıbrıslı Türk olduğu için değil, savunduğu görüşler nedeniyle oy verilmesini isteyerek “Bana oy verecek olanlar, Avrupa’da milliyetçiliğin önünü kesmek, ırkçılığa başkaldırmak için oy vereceklerdir. Ben Avrupa Parlamentosu’na anti-milliyetçi bir federalist olarak, Avrupa’nın ve Kıbrıs’ın federal bir yapıya kavuşmasına inanan biri olarak gitmek istiyorum” dedi.



Kıbrıslı Türklerin katılımı hem etkili hem de önemli

Kızılyürek, Kıbrıs Rum toplumunda seçimlere katılım oranları düşük olduğundan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bir adayın 17,000-18,000 oyla seçilebildiğini, bu bakımdan, 105,000’i aşkın seçmeni ile Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde esaslı bir faktör olduklarını vurguladı.

Seçime düşük katılımın, ELAM gibi faşist partilerin Avrupa Parlamentosu’nda yer alma şansını artırdığını belirten Kızılyürek, Kıbrıslı Türklerin oy vermesinin bu bakımdan da çok önemli olduğunun altını çizdi.

Kızılyürek, “Kıbrıslı Türklerin hem tercih ettikleri adayı AP’ye gönderecek güçleri vardır, hem de seçime katılım oranını yükselterek ELAM’ın oraya aday göndermesinin önünü kesebilirler. Bunlar fevkalade önemli şeylerdir” diye konuştu.

Pusulam yakınlaşma, barış ve federal Kıbrıs
Kıbrıslı Türklerin AB’de, AB’nin de burada daha görünür olabilmesi için birçok projenin hayata geçirilebileceğini belirten Kızılyürek, “Benim yapacağım bütün katkılar, federal Kıbrıs’ın kurulması için bir adım daha ileriye gitmek için olacaktır. İki toplumun barışması için yapılacak işler olacaktır. Benim pusulam her zaman yakınlaşma, barışma ve federal Kıbrıs’a doğru adım atmak ve anti-federal görüşlerin önünü kesmek olacaktır” diye konuştu.

AB’de eğitim ve kültür alanında toplumların yakınlaşması için çok büyük miktarların ayrılmış olduğunun altını çizen Kızılyürek, Yunanca ve Türkçe eğitimini toplumlar arasında yaygınlaştırmaya ve iki dilli ortak bir televizyon kanalını hayata geçirmeye büyük önem verdiğini, bunları için Avrupa Birliği’nin yardımlarından faydalanılabileceğini belirtti.

Kızılyürek şöyle konuştu:

“Dil çok önemli bir faktördür. Avrupa’nın o kadar savaştan sonra nasıl barıştığına baktığınız zaman - ki Kıbrıs savaşları Avrupa savaşlarının yanında devede kulaktır - Avrupa orta çağda din savaşları ile yanmış, modern çağda da ulus devletlerin savaşları ile yakılmış bir kıtadır. Ve o kıtadan barış çıkmıştır. Barış çıkana kadar Avrupa’daki insanlar birbirlerinin dillerini öğrenmeye başladılar, ortak programlar yapmaya başladılar, kanallar kurdular, gençlik projeleri yaptılar ve okullara dersler koydular. Biz şu anda bir televizyon programındayız. Bizi izleyen hiçbir Rum yoktur. Hiçbiri bizim şu anda ne konuştuğumuzu bilmiyor. Orada bir tartışma dönüyor ve bizim de burada haberimiz yoktur. İki dilli ortak bir televizyon kanalı öneriyorum. Fransızlar ve Almanlar bunu yaptı. Aynı anda Paris’te ve Berlin’de oturan insanlar aynı programı kendi dillerinde izleyebiliyorlar. Artık böyle şeyler düşünme zamanıdır.”

Kızılyürek, Kıbrıs Türk eğitim kurumlarının, üniversitelerin Bologna sürecine dahil edilmesi, öğrencilerin Erasmus programından yararlanabilmesi için de çaba sarf edeceğini belirtti. Kızılyürek, Avrupa Birliği eğitim uzmanlarından oluşan bir komitenin kuzeydeki üniversiteleri değerlendirmeye alabileceğini, bu yolla, hak eden eğitim kuruluşlarının Bologna sürecine ve Erasmus programına dahil edilebileceğini söyledi ve bunun üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladı.

Yeşil Hat Tüzüğü, geçiş noktaları, Maraş...

Avrupa Birliği’nin Kıbrıslı Türklere sağladığı ekonomik yardım ve Yeşil Hat Tüzüğü konusunda çok ciddi iyileştirmelerin yapılabileceğini söyleyen Kızılyürek, sözlerine şöyle devam etti:

“Yeşil Hat tüzüğü kapsamında bir takım mallar kuzeyden güneye, güneyden Avrupa’ya gidebiliyor. Peki o malların listesi genişletilebilir mi? Yeşil Hat tüzüğü kullanılabiliyor mu? İnsanlar bunu biliyor mu? Ne kadar tanıtım yapılmıştır bu konuda? Mesela Rum arkadaşlarıma Yeşil Hat tüzüğünden yararlanıp dülger Mehmet’ten daha ucuza aynı veyahut daha iyi  kalitede alışveriş yapabileceğini söylediğimde şok oluyorlar çünkü farkında değiller. Rum tarafı bunu saklıyor. Söylemiyor bunu kimseye. Bunları açık bir şekilde söylemek ve çoğaltmak lazım.”

Geçiş noktalarının dokuz tane ile sınırlı olmasını da eleştiren Kızılyürek “Neden ben 9 kapıyla sınırlandırılmışım ki? Geçiş noktalarında saaterce bekliyorsunuz. İnsanların hayatından günde 2 saat çalmak ne demektir?” diye sordu.

Maraş’ı sahibine iade etmemek ölüyü elinde tutup vermemek gibi bir ayıptır

Kızılyürek Maraş’ın yasal sahiplerine iade edilmesi için çalışacağının altını çizerek şöyle konuştu:

“Yıllardan beri söylüyorum, Maraş’ı sahibine iade etmemek ölü cesedi elinde tutup vermemek gibi bir ayıptır. Ben bundan utanıyorum. Bunun pazarlıkla hiç bir alakası olamaz. Yasal sahiplerine iade edilmesi için de çalışacağım. Bunun için biri bana oy vermeyecekse lütfen vermesin.”

Tarihin ilk iki dilli ortak kampanyası

Kızılyürek, AP adaylığı ile birlikte Kıbrıs’ta tarihte ilk kez ada çapında iki dilli bir kampanya yürütüldüğünü, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların birlikte siyasi bir çaba ortaya koyduğunu söyledi.

“Dil farkı bariyeri olabilir fakat zihinsel değerler ortaktır. Benim kampanyam Kıbrıs’ta barışa ve kardeşliğe adanmış bir kapanyadır. Dolayısı ile o dili konuşan insanların birlikte mücadele ettiği bir kampanyadır... Aynı anda ve de birlikte çalısıyoruz. İki dilli çalışıyoruz. Bu tarihimizde bir ilktir... Birinin adı Mehmet diğerinin Yiannis diye kavga etmedikleri bir çalışmadır. Ayşe ile Eleni’nin sırf etnik kökenlerinden ötürü karşı karşıya gelmedikleri bir çalışmadır,” diyen Kızılyürek sözlerine şöyle devam etti:
“Biz bastırılmış bir hakikatı kamuoyuna gün ışığına çıkarıyoruz.  Bu ülkede barış sever o kadar çok insan vardır ki... Milliyetçiler bu insanları bastırmış, saklamış, eğitim sistemleri ile, klişeler ile, atılan nutuklar ile.. Şimdi biz bu kampanya ile bunu suyun üzerine çıkarıyoruz ve her an bunun heyecanını yaşıyorum. Hiç bilmediğimiz bastırılmış görülmesi istenmeyen  bir dünyayı geri çağırıyoruz.”

Kıbrıs sorunu Avrupa’nın ayıbıdır ama biz de Kıbrıslılar olarak Avrupa’nın ayıbıyız
Kızılyürek Avrupa Birliği’nin, Avrupa kıtasını barıştırmaya yönelik bir birlik olduğunu ve Kıbrıs gibi küçük bir adanın bölünmüş olmasından ancak hicap duyabileceğini belirtti.

“Kıbrıs sorunu Avrupa’nın ayıbıdır. Ama bizda Kıbrıslılar olarak Avrupanın ayıbıyız” diye konuşan Kızılyürek, AB’nin Kıbrıs’ı bir bütün olarak barış içinde birliğe almak için  gerçekten çok çaba sarf ettiğini ancak dönemin Kıbrıs Türk liderliğinin bunu elinin tersi ile ittiğini hatırlattı.

Kıbrıslı Türklerin AB yurttaşı olduğunun tekrar tekrar altını çizen Kızılyürek,
“AB üyesi Kıbrıslı Türklere ‘Siz sakın oy kullanmayın! Oturup bekleyin. Sabredin, bir gün gelecek ve o 2 koltuk bizim olacak’ diyorlar. Biz bir fare olarak dağa küseceğiz, ta ki dağın aklı başına gelsin. Bu argümanları zerre kadar ikna edici değildir. Bu halkın her gün ne yaşadığına hiç bakmıyorlar. Çünkü belli ki kendi keyifleri yerindedir. Mevcut statüko işlerine yarıyordur” dedi.




Kıbrıslı Türkler Avrupa Parlamentosu seçimlerinde nasıl oy kullanacak?

105,000 Kıbrıslı Türk seçmen için Yeşil Hat boyunca 50 sandık
Kıbrıs’ta 26 Mayıs’ta yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde toplam 105,415 Kıbrıslı Türk oy kullanma hakkına sahip. Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu, yani 79,679’u herhangi bir geçiş noktasından geçerek bu noktalara yakın mesafelerde kurulacak seçim sandıklarında sadece kimlik göstererek oy kullanabilecek. Geriye kalan 25,000 kadar kişi ise, kuzeyde ikamet etmesine rağmen kimlik alırken güney adresi ibraz etti. Bu kişilerin 2 Nisan’a kadar güneydeki kaymakamlığa giderek ikamet adreslerini düzeltmeleri gerekiyor. Bunu yapmaları halinde diğerleri gibi kimlikleri ile geçiş noktalarına yakın yerlerde oy kullanabilecekler. Yeşil Hat boyunca Mağusa –Derinya’dan Lefke-Yeşilırmak’a kadar 50 sandık kurulması ve bu sandıklara Türkçe bilen insanların görevlendirilmesi planlanıyor.