Showing posts with label Rusya. Show all posts
Showing posts with label Rusya. Show all posts

Wednesday, 28 December 2016

Rusya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Stanislav Osadchiy: Cenevre talebi Moskova’nın değil Kıbrıs’ın

CENEVRE FİKRİ KIBRIS’IN: Osadchiy: Rusya’nın Kıbrıs ile ilgili uluslararası konferansa katılması fikri Moskova’dan değil, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinden doğdu. Eğer iki lider, orada BMGK daimi üyelerine ihtiyaçları olduğuna karar verirlerse, bizim temsilcimiz de orada olacaktır.

ADADA ROL İSTEMİYORUZ: Osadchiy: Rusya’nın birleşik Kıbrıs’ta oynamak istediği özel bir rol yok. Eğer iki toplum bize ihtiyaçları olduğuna karar verirse, o zaman bu konuyu değerlendirmeye hazırız. Rusya adada kesinlikle askeri bir varlık peşinde değil. 

MOSKOVA ÇÖZÜMÜ DESTEKLİYOR: Osadchiy: Yaptığımız tüm resmi açıklamalarda, Kıbrıs’ta en kısa zamanda her iki toplumun da kabul edebileceği yaşayabilir ve kapsamlı bir çözüm bulunmasına olan güçlü desteğimizden söz ediyoruz.

ESRA AYGIN

Rusya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Stanislav Osadchiy, Rusya’nın, 12 Ocak’ta Cenevre’de gerçekleştirilecek Kıbrıs Konferansı’na  katılması fikrinin Moskova’da değil Kıbrıs’ta doğduğunu belirterek, iki liderin bu yönde karar vermesi halinde, ülkesinin BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olarak Cenevre’de olacağını belirtti.

Sözlerine Rus Büyükelçisi Andrey Karlov’un uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin ardından kendisine iletilen mesajlara teşekkür ederek başlayan Osadchiy, bu “trajedinin ardından bizlere taziye dileklerinde bulunan tüm Kıbrıslı Türklere şükranlarımızı sunmak istiyorum. Sayın Akıncı’nın da dediği gibi Kıbrıslı Türkler böylesi korkunç olaylara sessiz kalmıyorlar. Her iki toplumdan da anlayış ve destek gördük. Kıbrıs’ın insanları uluslararası terörizme karşı verilen mücadelenin sarsılmaz destekçileridir” dedi.

Kıbrıs’ta yaşayabilir bir çözümü desteklediklerinin altını çizen Büyükelçi,  Rusya’nın Kıbrıs’ın güvenlik yapısında oynamak istediği herhangi özel bir rol olmadığını belirtti ve “Eğer iki toplum bize ihtiyaçları olduğuna karar verirse, o zaman konuyu değerlendirmeye hazırız” diye konuştu.

12 Ocak’ta Cenevre’de gerçekleştirilecek Kıbrıs Konferansı’na kimin katılması veya kimin katılmaması gerektiği ile ilgili tartışma devam ediyor. Siz de bir süre önce yapmış olduğunuz bir açıklamada Kıbrıs sorununun güvenlik boyutunun Rusya’nın da yer alacağı uluslararası bir konferansta görüşülmesi gerektiğini söylemiştiniz. Kıbrıs Konferansı’nda yer almak Rusya için neden önemli?
Osadchiy: Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi bir üyesi olarak Kıbrıs ile ilgili uluslararası konferansa katılması fikri Moskova’da doğan bir fikir değildi. Bu fikir Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinden doğdu. Bu talebin mantığı da basit – müzakereler BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde yürütüldüğüne göre ve nihai çözüm, ilgili bir başka karar ile onaylanacağına göre,  Güvenlik Konseyi üyelerinin iki toplumun kararları hakkında bilgi sahibi olması lazım. Eğer iki lider orada BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesine ihtiyaçları olduğuna karar verirlerse, bizim temsilcimiz de orada olacaktır. Tekrar vurgulamak istiyorum: Konu, egemen bir ülke olarak Rusya’nın kendi çıkarları için orada bulunması değil, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin müzakere sürecine yardımcı olmak için orada bulunmasıdır.

Çözüm durumunda Kıbrıs’ta nasıl bir güvenlik çerçevesi olması gerektiği ile ilgili Moskova’nın bir görüşü var mı?
Osadchiy: Herkesçe çok iyi bilinen bir formül var; o da, bir toplumun güvenliği, diğer toplumun doğal bazı pozisyonları görmezlikten gelinerek elde edilemez. Hem Kıbrıslı Rumların hem de Kıbrıslı Türklerin bu konu ile ilgili mantıklı argümanları var. Bu yaklaşımların arasında köprü kurmak kolay değil, ama liderlerin bilgelikle her iki topluma da mümkün olduğunca uygun bir çözüm bulabileceklerine inanıyoruz. Yunanistan ve Türkiye’nin de zıtlıklara saplanıp kalmak yerine, güvensizlik ve korkularını yenmekte Kıbrıslılara yardımcı olması önemli. Bu, “Anavatanlar” olarak onların görevi.

Moskova birleşik Kıbrıs’ın güvenlik yapısında herhangi bir rol oynamak istiyor mu?
Osadchiy: Rusya’nın adada oynamak istediği özel bir rol yok. Eğer iki toplum bize ihtiyaçları olduğuna karar verirse o zaman konuyu değerlendirmeye hazırız.

Moskova’nın Kıbrıs’ta bir üs istediğine dair söylentiler var. Bunlar doğru mu?
Osadchiy: Söylentiler söylentidir. Rus Dışişleri Bakan S. Lavrov, Kıbrıs’a geçekleştirdiği son ziyarette mevkidaşı Sayın Kasulidis ile birlikte Rusya’nın adada kesinlikle askeri bir varlık peşinde olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Dahası, Suriye’deki başarılı operasyonumuz, ülkemizin, bölgede askeri tesislere sahip olmaksızın gerekli eylemleri gerçekleştirebilecek kapasitede olduğunu ortaya koydu. Ve bir başka çok önemli neden daha var: Bizler Kıbrıslıların askeri bir kampta yaşamalarını istemiyoruz, çünkü halihazırda adada büyüklüğüne ve nüfusuna kıyasla çok fazla yabancı asker var.

Birleşik bir Kıbrıs’ın karşı karşıya kalabileceği en büyük güvenlik riskleri nelerdir sizce?
Osadchiy: Kıbrıs’ın bulunduğu bölge maalesef bugünlerde çok çalkantılı. Umuyoruz ki, uluslararası toplumun ortak çabası ile komşu Suriye’deki durum yakında biraz olsun istikrara kavuşacaktır. Aynı şey kendi iç sorunları ile yüz yüze olan Türkiye için de geçerli. Ve tabii ki terörizm tehdidini unutamayız. Modern dünyada artık hiç kimse aşırılıkçıların korkunç eylemlerine karşı korunaklı değildir. Kıbrıslılar için ideal seçenek yaşayabilir ve kapsamlı bir çözüme ulaşmaktır ki, insanların endişe verici koşullara rağmen barış içerisinde yaşayabileceklerini dünyaya göstersinler.

Özellikle son zamanlarda Rusya’nın çözüm ile ilgili pozisyonuna dair olumsuz haberler ve spekülasyonlar var. Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?
Osadchiy: Yaptığımız tüm resmi açıklamalarda Kıbrıs’ta en kısa zamanda her iki toplumun da kabul edebileceği, yaşayabilir ve kapsamlı bir çözüm bulunmasına olan güçlü desteğimizden söz ediyoruz.

Kıbrıs çözümünün güvenlik boyutunun bölgede daha geniş bir etkisi olacağına inanıyor musunuz?
Osadchiy: Bu konuda şimdiden bir şey söylemek zor çünkü toplumların müzakerelerde vereceği kararı bilmiyoruz. Tıp doktorlarının ana ilkelerinden biri “primum non nocere”dir. Yani “Öncelikle, zarar verme!” Bu kural burada da geçerli olabilir, çünkü bazı dış aktörlerin güvenlik konusunda kendi çıkarları doğrultusundaki bazı fikirleri empoze etmeye çalıştığını görüyoruz. Eğer bu fikirler kabul edilirse bunların kesinlikle olumsuz etkileri olacaktır.

Kıbrıs müzakereleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Tarafların çözüme yakın olduğuna inanıyor musunuz?
Osadchiy: 2016 yılında müzakere süreci çok yoğun bir şekilde ilerledi. Her iki lider de müzakere başlıklarında yer alan bazı zorlukların üstesinden gelme konusundaki samimi isteklerini ortaya koydular. Hiç şüphesiz, Sayın Nami ve Sayın Mavroyannis başkanlığındaki müzakere ekipleri de çok zor işler başardılar. Mevcut durumda, her iki toplumun da çözümün parametrelerinin nasıl şekilleneceği konusunda genel bir fikri var. Ne var ki, cevaplanması gereken birçok soru da var. Örneğin, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün önemli rol oynayacağı çözümün uygulanmasının parametreleri gibi. Şu anda, çözümün toprak ve güvenlik boyutu odakta. Samimi bir şekilde, iki tarafın Cenevre’de pozisyonları arasında uzlaşma sağlamasını ve ileriye doğru daha net bir resim ortaya koyabilmesini umuyoruz.


Tuesday, 15 September 2015

Rusya'nın Lefkoşa Büyükelçisi Osadchy: Federal Kıbrıs'ta NATO garantörlüğünü kabul etmeyiz (15 Eylül 2015)

Esra AYGIN


Rusya’nın Kıbrıs’ta yürütülmekte olan müzakerelerle ilgili  düşüncesi nedir? İki lider arasında olduğu söylenen “kimya” ve çözüm kararlılığına siz şahit oldunuz mu?

Osadchy: Ülkemiz Rusya Federasyonu, iki toplum arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşılamıştır. Her iki toplumun liderleri ile sürekli temas halindeyiz. Temmuz başında Sayın Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Türk müzakere heyetinin başındaki kişi olan Özdil Nami ile görüştüm. Umuyoruz ki, adadaki iki toplum, liderleri Nikos Anastasiadis ve Mustafa Akıncı önderliğinde yaşayabilir bir anlaşmaya ulaşmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Görebildiğim kadarıyla müzakere masasında önemli ilerlemeler var. Her iki lider de mümkün olan en kısa zamanda kapsamlı bir çözüme varmak için irade gösteriyor. İki lider arasında kişisel düzeyde çok olumlu bir hava oluşmuş durumda; ki bu, sizin de doğru şekilde belirttiğiniz gibi, sıklıkla "kimya” olarak adlandırılıyor. Şahit olduğumuz bu olumlu ilişki veya kimya, sürece çok büyük ölçüde katkı sağlıyor. Ancak tabii ki, daha fazla ilerleme sağlayabilmek için her iki tarafın da bazı tavizler vererek belli uzlaşmalara varmak zorunda olduğu açıktır.

Spesifik olarak hangi konulardan bahsediyorsunuz ve bu sürecin gerçekten geçmiş süreçlerden daha umut verici olduğuna inanıyor musunuz?
Osadchy: Müzakere süreci ile ilgili, başta BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’den olmak üzere, çok iyimser öngörüler alıyoruz. Ancak, tarafların, mülkiyet ve toprak düzenlemeleri gibi önemli konulardaki pozisyonlarını uyumlaştırabilmeleri için daha fazla çalışmaları gerekiyor. ‘Garantiler’ konusu ve ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’nın bazı yönleri henüz ele alınmış değil. Özellikle de dönüşümlü başkanlık konusu hala açık – bu konuda bir anlaşma yok. Kıbrıs’ın, dış güçlerin vesayeti altında olmayan çağdaş, bağımsız bir devlet olmasına imkan verecek çözümü Kıbrıslıların kendilerinin bulmaları çok önemli.

Bir süre önce yaptığınız bir açıklamada, federal Kıbrıs’ta herhangi bir garanti sisteminin olmaması gerektiğini söylemiştiniz. Bu, herhangi bir garanti sistemine sahip olması durumunda Rusya’nın, BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs’ta federal çözümü desteklemeyeceği anlamına mı geliyor?
Osadchy: Hayır, kesinlikle bu anlama gelmiyor. Rusya, her iki toplum tarafından ayrı ayrı referandumlarda onay alan herhangi bir çözümü kabul edecek ve destekleyecek. Garantiler sisteminin devam mı edeceği yoksa sona mı ereceği sorusu Kıbrıs sorununun dış boyutudur ve dolayısıyla, bu konuya doğrudan müdahil ülkelerin katılımı ile çözülecektir. Her halükarda, Kıbrıs’taki toplumlar tarafından varılmış herhangi bir nihai anlaşmaya saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Peki, örneğin NATO’nun garantörlüğünü kabul eder misiniz? Osadchy: Osadchy: Rusya’ya karşı olan saldırgan ve düşmanca tutumundan dolayı NATO’nun garantörlüğünü kabul etmemiz mümkün değil.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak bir süre önce Rusya’ya Kıbrıs’taki barış sürecinde daha aktif bir rol oynama çağrısında bulunmuştu. Sizce bu süreçte ülkenizin rolü nedir?
Osadchy: Rusya’nın Kıbrıs’ta çözüm ile ilgili istikrarlı bir tutumu vardır. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri olarak, iki toplumun Kıbrıs sorununu  BM Güvenlik Konseyi kararları ve 1977-1979 Doruk Anlaşmaları temelinde, adil ve kalıcı bir şekilde çözebilmesi için olumlu ve müsait dış koşullar yaratmayı ana görevlerimizden biri olarak görüyoruz. Bu konuda, BM Güvenlik Konseyi’ndeki diğer daimi üyeler başta olmak üzere, tüm partnerlerimizle yakın bir işbirliği yapabilmeyi umuyoruz.
Rolümüz, tarafların, ortak geleceklerine yönelik kabul edilebilir bir çözüm bulmalarına yardımcı olmak. Sürece müdahale edilmemesini ve çözümün ilgili BM kararları ile uyumlu olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Müzakerelerdeki her iki topluma eşit mesafede duruyoruz. Tüm diğer taraflara da, toplumlardan birine veya diğerine, herhangi bir koşul empoze etmemeleri çağrısında bulunuyoruz.

Çözümün Kıbrıslılar tarafından bulunması gerektiği ve hiçbir dış etkenin sürece karışmaması konusunda çok hassassınız. Şu anki müzakere sürecinin gerçek anlamda “Kıbrıslı” bir süreç olduğunu düşünüyor musunuz?
Osadchy: Şimdilik bundan şüphe duymamız için hiçbir neden yok. Mayıs ayında yeniden başlamış olan müzakere süreci, hem güneydeki hem de kuzeydeki çoğu Kıbrıslı tarafından destekleniyor. Her halükarda, tarafların, müzakereler sonucunda varacağı anlaşma, Kıbrıslılar – Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler - tarafından değerlendirilecek.

Tuesday, 6 January 2015

Rusya Federasyonu'nun Lefkoşa Büyükelçisi Osadchiy ile Röportaj (Havadis Gazetesi, 26 Kasım 2014)

Rusya’nın Kıbrıs Büyükelçisi Osadchiy, ABD’nin Kıbrıs sorununun çözümüne katkısının doğal olduğunu, ancak ısrarla kendi fikir ve değerlerini herkese empoze etme girişiminin endişe verici olduğunu söyledi

ABD’nin tavrı endişe verici

HİDROKARBONLAR ÇÖZÜMDEN SONRA: Rus Büyükelçi “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir kıyı devleti olarak BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin kendisine sağladığı münhasır hakları kullandığını” belirterek, “İki toplumun hidrokarbonlar konusunda, sadece Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm sonrasında birlikte uyum içinde çalışabileceğine inanıyoruz” dedi.

TEK YOL MÜZAKERE: Büyükelçi Osadchiy, Rusya’nın çok güçlü bir şekilde müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğine inandığını, ve çözüme ulaşmanın tek yolunun müzakereler olduğunu vurguladı. Ancak, Büyükelçi, müzakerelerin dışarıdan hiçbir müdahale ve etki olmadan kendi normal seyrinde devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

ABD’NİN TAVRI ENDİŞE VERİYOR: Rus Büyükelçi, ABD’nin de diğer BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri gibi Kıbrıs’taki çözüm sürecine olumlu katkılar yapabileceğini, ancak ABD’nin kendi fikir ve değerlerini herkese empoze etme girişimleri ve uluslararası ilişkilerde hakem gibi davranması karşısında endişe duyduklarını söyledi.

İKİ LİDERE MESAJ: Büyükelçi Osadchiy, liderlere birbirlerine karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü davranmaları çağrısında bulundu ve Rusya’nın iki liderin üzerinde mutabık kalacağı herhangi bir çözüm şeklini destekleyeceğini belirtti.

KIBRIS GELECEĞE GERİ DÖNEBİLİR: Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları çok iyi tanıdığını vurgulayan Büyükelçi, “Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar eskiden olduğu gibi bir arada barış içinde yaşayabilirler. Bunun mümkün olduğunu burada görev yaptığım yıllar boyunca gördüm. İki toplumun, deyim yerindeyse ‘geleceğe geri dönebileceklerine’ inanıyorum” dedi.

Esra Aygın

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerinden Rusya Federasyonu’nun Kıbrıs Büyükelçisi Stanislav Osadchiy, Kıbrıs’taki her iki lidere mesaj göndererek, birbirlerini daha iyi anlamaya çalışmaları çağrısında bulundu. Rusya’nın güçlü bir şekilde müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğine inandığının altını çizen Osadchiy, “Müzakereler, dışarıdan hiçbir müdahale ve etki olmadan kendi normal seyrinde devam etmeli. Çözüme ulaşmanın tek yolunun müzakereler olduğuna inanıyoruz,” dedi. Dünyanın en etkili ülkelerinden Rusya’nın Kıbrıs Büyükelçisi, Rusya’nın, Kıbrıs’ta iki liderin üzerinde mutabık kalacağı herhangi bir çözümü destekleyeceği taahhüdünde de bulundu.

Büyükelçi Osadchiy, ABD’nin Kıbrıs’taki çözüm sürecine olumlu katkılar yapabileceğini ve yapması gerektiğini, ancak sürekli ve ısrarcı şekilde kendi fikir ve değerlerini herkese empoze etme girişimleri, uluslararası ilişkilerde kendisine devamlı hakem rolü biçmesi, ve uluslararası sorunları zor kullanarak veya baskı yaparak çözme isteği karşısında çok büyük endişe duyduklarını belirtti.

Büyükelçi Osadchiy, hidrokarbon arama çalışmaları konusundaki gerginlikte ise, Rum tarafının tavrını mantıklı bulduklarını, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin ancak kapsamlı bir çözümden sonra bu konuda işbirliği yapabileceklerini söyledi.

İşte dünyanın en güçlü ve etkili ülkelerinden Rusya’nın Kıbrıs Büyükelçisi Stanislav Osadchiy’nin Havadis gazetesinden Esra Aygın’ın sorularına verdiği yanıtlar...

Doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle yaşanan gerginlik müzakerelerin askıya alınmasına kadar vardı. Rusya’nın doğalgaz konusunda Kıbrıs’taki iki taraf ve Türkiye arasında yaşanan anlaşmazlık ile ilgili pozisyonu nedir?
Büyükelçi Osadchiy: Bilindiği gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hidrokarbonlar konusundaki tutumu, her iki toplumun da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’nden elde edilecek hidrokarbonların gelirinde hakkı olduğu, ancak bu hakkın sadece kapsamlı bir çözüme ulaşıldıktan sonra tamamıyla kullanılabileceği şeklindedir. Biz bu tutumu çok mantıklı buluyoruz çünkü hidrokarbonlar konusunun müzakere sürecine dahil edilmesi, Kıbrıs sorununun çözümünü zorlaştırabilir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı tek yanlı eylemlerin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz, çünkü bu tarz eylemler, müzakerelerin olumlu bir şekilde ilerlemesini engelliyor. Kıbrıs Cumhuriyeti yasal bir zeminde hareket ediyor ve bir kıyı devleti olarak BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin kendisine sağladığı münhasır hakları kullanıyor. İki toplumun hidrokarbonlar konusunda sadece Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm sonrasında birlikte uyum içinde çalışabileceğine inanıyoruz.

Peki ya bir çözüme ulaşamazsak? Kıbrıslı Türkler statükonun devamı durumunda olası hidrokarbonlardan elde edilebilecek gelirlerden nasıl faydalanacak?
Büyükelçi Osadchiy: Hidrokarbonlardan gelir elde edilmeye başlandığı ancak hala çözüme ulaşılmadığı bir durumdan bahsediyorsunuz. Bu açıdan haklı olabilirsiniz, ama ben olayların bu şekilde gelişeceğini düşünmüyorum, çünkü ilgili tüm aktörler Kıbrıs sorununun iki tarafça en kısa zamanda çözülmesi gerektiğini söylüyor.

Bu çözüleceği anlamına gelmiyor ama, çünkü aynı şey 40 yıldır söyleniyor?
Büyükelçi Osadchiy: Ama bu bahsettiğiniz 40 yıl boyunca bu kadar yoğun bir müzakere süreci yoktu. Daha önce dıştan bu boyutta bir baskı hissetmiyordunuz. Şu anda bir çözüme ulaşma şansınızın her zamankinden daha yüksek olduğuna inanıyorum.

ABD’nin hidrokarbonlar konusunda yaşanan gerginliği aşmak ve genel olarak Kıbrıs sorununu çözmek konusunda oynadığı rol ile ilgili düşünceniz nedir?
Büyükelçi Osadchiy: ABD ve diğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerinin Kıbrıs’taki çözüm sürecine olumlu katkılar yapabileceğini ve yapması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak ABD’nin sürekli ve ısrarcı şekilde kendi fikir ve değerlerini herkese empoze etme girişimleri, uluslararası ilişkilerde kendisine devamlı hakem rolü biçmesi, ve uluslararası sorunları zor kullanarak veya baskı yaparak çözme isteği karşısında çok büyük endişe duyuyoruz.

Peki sizce Kıbrıs’taki bu gerginlik nasıl sona erdirilebilir ve müzakereler yeniden nasıl başlayabilir?
Büyükelçi Osadchiy: Öncelikle şunu söylemeliyim. Çok güçlü bir şekilde müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve dışarıdan hiçbir müdahale ve etki olmadan kendi normal seyrinde devam etmeli. Çözüme ulaşmanın tek yolunun müzakereler olduğuna inanıyoruz. Bu gerginliğin sona erdirilmesi ise, sizlerin elinde. Hem bu spesifik durumda, hem de genel olarak çözüm anlamında ne yapacağınıza ve nasıl yapacağınıza sizler karar vermelisiniz. Her iki tarafın da, ve altını çiziyorum – her iki tarafın da – uzlaşmaya varmanın yolunu bulması gerekiyor. Her iki lidere de şu mesajı göndermek istiyorum: Şu anda yapmaları gereken en önemli şey birbirlerini daha iyi anlamak. Birbirlerini suçlamak ve müzakerelerin devamını daha da zorlaştıracak bir durum yaratmaktan kaçınmaları gerekiyor. Provokasyonlardan uzak durmaları gerekiyor. Birbirlerine karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü davranmalılar. Ve, daha önce birçok kez söylediğimiz gibi, ne tarz bir çözüm istediklerine – örneğin bir süre önce Sayın Eroğlu iki devletli bir çözümden bahsetti – kendileri karar verecekler.

Rusya, Kıbrıs’ta iki tarafın üzerinde mutabık kalacağı herhangi bir çözüm şeklini desteklemeye hazır, öyle mi?
Büyükelçi Osadchiy: Evet kesinlikle. Biz, iki toplum tarafından kabul edilebilecek her türlü çözümü destekleyeceğiz.

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rusya’nın KKTC’yi tanımasının Kıbrıs sorununu çözeceği yönünde bir açıklama yapmıştı. Bu açıklama ile ilgili yorumunuz nedir?
Büyükelçi Osadchiy: Sadece ve bir kez daha şunu söyleyebiliriz: Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs konusunda aldığı tüm kararları tamamıyla destekliyor ve bu kararlar doğrultusunda hareket ediyor.

Müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını bekliyor musunuz?
Büyükelçi Osadchiy: Bana öyle geliyor ki, müzakereler Barbaros gemisi buradan ayrılır ayrılmaz başlayacak.

Barbaros, Türkiye’nin yayınladığı Navtex’in süresi 30 Aralık’ta dolunca mı buradan ayrılacak?  
Büyükelçi Osadchiy: Evet  Navtex’in süresi dolunca.

Ama her zaman yeni bir Navtex daha yayınlanabilir?
Büyükelçi Osadchiy:  Evet, bu yapılabilir ama böyle bir adım, durumu sadece daha da karmaşık hale getirecektir. Böyle bir adımın atılmasını istemeyiz.

Bir süre önce Rusya’nın Kıbrıs’ın doğusunda gerçekleştirdiği deniz tatbikatı bazı çevrelerce aynı gün Türkiye’nin bölgeye sismik araştırma gemisi göndermesi ile bağlantılandırıldı. Bu iki faaliyet birbiri ile alakalı mıydı, yoksa zamanlama tesadüfi mi?
Büyükelçi Osadchiy:  Şunu söyleyebilirim ki, bu bölge Rusya Federasyonu için tarihi, coğrafi ve siyasi nedenlerden dolayı önemli. Ülkemiz, bu bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor. Ancak kısa süre önce donanmamız tarafından gerçekleştirilen deniz tatbikatı çok önceden planlanmıştı.

Rusya Avrupa’nın en büyük gaz tedarikçisi. Özellikle Ukrayna’da yaşananlardan sonra, Doğu Akdeniz doğalgazı, Avrupa için alternatif bir enerji kaynağı olarak görülmeye başlandı. Siz Doğu Akdeniz’deki potansiyel doğalgaz rezervlerini Rusya’nın jeopolitik ve ekonomik çıkarlarına bir tehdit olarak görüyor musunuz?
Büyükelçi Osadchiy: Doğu Akdeniz’de belirlenmiş olan hidrokarbon rezervleri bölgenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda. Bu kaynaklar Rusya’nın doğalgaz tedariki ile rekabet edecek büyüklükte değil. Bu kaynakların bir kısmının ihraç edilmesi ise, Rusya’nın çıkarlarına zarar vermez.

Kıbrıs Rum tarafının dış politikasında son zamanlarda Batı’ya ve özellikle de ABD’ye yönelim var. Yetkililer, ABD’nin ‘stratejik müttefiki’ olma arzusunun Moskova ile ilişkilere halel getirmeyeceğinde ısrarlı. Kıbrıs’ın bu dış politika değişikliği gerçekten Rusya-Kıbrıs ilişkilerini etkilemiyor mu?
Büyükelçi Osadchiy: Dış politikada spesifik hedefler belirlemek, spesifik bir yol çizmek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsız, egemen hakkıdır. Şu anki yönetimin politikalarının daha Batı yanlısı olduğunu söylemekte haklısınız. Aynı zamanda, Kıbrıs Cumhuriyeti AB’nin bir üyesidir ve dolayısıyla, Rusya’ya karşı yaptırımlar da dahil, AB’nin aldığı kararlara uymak zorundadır. Buna rağmen, hatırlatmak isterim ki, Kıbrıs Cumhuriyeti, Ukrayna ile ilgili tartışmalar sırasında, krizin siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi çağrısında bulunmuştur. Bize göre, bahsettiğiniz tutum değişikliği Kıbrıs ile ikili ilişkilerimizi olumsuz etkilemiyor.

Özellikle Ukrayna’da yaşanan anlaşmazlık nedeniyle, Rusya ile Batı Dünyası arasındaki ilişkiler 2. Dünya Savaşı’ndan beridir en kötü döneminde. Ukrayna ile ilgili son gelişmeler nedir?
Büyükelçi Osadchiy: Maalesef Ukrayna krizi henüz aşılmış değil. Putin’in ortaya koyduğu plan ile Ukrayna’nın doğusunda varılan ateşkes anlaşması hala geçerli olmasına rağmen, özellikle hükümet güçlerince sık sık ihlal ediliyor. AB’nin Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırımlara gelince, Avrupa’daki iş dünyası, Rusya’ya karşı uygulamaya konan yaptırımların, Batılı ülkelerin ekonomisine ciddi şekilde zarar vereceğinden endişe ediyor ve bu yaptırımların kalkması konusundaki sesler giderek daha fazla yükseliyor. Söz konusu yaptırımlar Rusya’yı ciddi şekilde etkileyemez. Tam tersine, bu yaptırımların zararı, en çok bunları uygulayan ülkelere dokunur.

Eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
Büyükelçi Osadchiy: Kıbrıs’ı çok uzun yıllardan beridir biliyorum. Çözümsüzlüğün her iki taraftaki insanları nasıl etkilediğini biliyorum. İki toplumun, bir an önce bir çözüme ulaşmalarını ve barış içerisinde yaşamalarını umuyorum. İki toplum eskiden olduğu gibi bir arada barış içerisinde yaşayabilir. Bunun mümkün olduğunu burada görev yaptığım yıllar boyunca gördüm. İki toplumun, deyim yerindeyse ‘geleceğe geri dönebileceklerine’ inanıyorum.




Sunday, 1 June 2014

Fransa'nın Lefkoşa Büyükelçisi Jean-Luc Florent ile Röportaj (Havadis Gazetesi, 23 Ocak 2014)



Florent: Çözüm Kıbrıslıların çıkarınadır

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan Fransa’nın Kıbrıs Cumhuriyeti Büyükelçisi Jean-Luc Florent, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’ın görevinden ayrılmasının şu an için sözkonusu olmadığını söyledi.

Havadis gazetesine röportaj veren Büyükelçi Florent, Downer’in Güvenlik Konseyi’ne sunacağı sözlü raporun tamamen gerçekleri yansıtan bir rapor olacağını ve Güvenlik Konseyi üyelerini son aylarda yaşanan gelişmeler konusunda bilgilendireceğini vurguladı. Florent, ayrıca, Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler’de bazı düşkırıklıklarının olmasının da anlaşılabilir olduğunun altını çizdi.

Ortak açıklama üzerinde bir mutabakata varma çabalarıyla geçen zamanı bir kayıp olarak görmediğini belirten Florent, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin herkesin kazanması anlamına geleceğini söyledi ve bu kez olası bir referandumda iki ‘evet’in çıkması için liderlerin halklarını eğitmelerinin önemine dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’ın, sürecin geldiği noktadan dolayı hayalkırıklığı içinde olduğu ve adaya gelişini de bu nedenle geciktirdiği söyleniyor. Hatta görevi bırakacağı söylentileri bile var. Bu konudaki düşünceleriniz nedir? 
Büyükelçi Florent: Biliyorsunuz, Downer Kıbrıs’a gelişini kişisel nedenlerden dolayı iki gün geciktirdiğini açıkladı. Bu gecikmenin sonucu olarak da iki liderle görüşmesi mümkün olmadı çünkü Anastasiades Londra’da Eroğlu ise Ankara’daydı. Tabii, Kıbrıs’a gecikmeli gelişini ve şu anda yaşanan süreci açıklamak Sayın Downer’a kalmış birşeydir. Ama, benim, Downer’in gecikmesi ile ilgili ortaya koyduğu nedene inanmamak için bir sebebim yok. Aynı zamanda, benim edindiğim izlenim şudur ki, Downer’in önümüzdeki haftalarda veya aylarda görevinden ayrılması gibi bir durum sözkonusu değildir.
Tabii, hepimiz biliyoruz ki şu anda ortak bir açıklama yapılması için sürdürülen çalışmalar bir nevi çıkmaza girmiş durumdadır. Bence, Sayın Downer’in son ziyaretinde adada bu kadar kısa kalmasının da nedeni budur. Tabii bir diğer nedeni de, Downer’in bu hafta New York’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs ile ilgili sözlü bir rapor sunacak olmasıdır.

BM Güvenlik Konseyi’ne nasıl bir raporun sunulmasını bekliyorsunuz?
Büyükelçi Florent: Buraya son gelişinde Downer ile görüştüm ve görüşmemizde bu konuyu da ele aldık. Bana Güvenik Konseyi’ne sunacağı raporun tamamıyla gerçeklere dayalı bir rapor olacağını söyledi. Bu raporla, Downer, son hafta veya aylarda burada ne olup bittiği ve şu anda ne noktada olduğumuz ile ilgili Güvenlik Konseyi üyeleri bilgilendirecek. Ama anladığım kadarıyla, raporda öneri veya tavsiyeler olmayacak. Tabii, bunun ardından bir açıklama yaparak pozisyonunu ortaya koymak Güvenlik Konseyi üyelerine kalmış birşeydir.

Herhangi bir taraf suçlanacak mı?
Büyükelçi Florent: Bu sözlü bir rapor olacağı için Downer’ın tam olarak ne diyeceğini bilmiyorum. Dediğim gibi, gerçekleri ortaya koyacak ve tahmin ediyorum ki, sürecin şu anda neden çıkmaza girdiği ile ilgili sebebi de açıklayacak.


Ben bu iki-üç ayı kayıp olarak görmüyorum

Fransa’nın bu çıkmaz karşısındaki tutumu ne?
Büyükelçi Florent: Ben bir diplomat olarak ve birçok kez çok-uluslu kuruluşlarda, özellikle de New York’taki Birleşmiş Milletler’de hizmet vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, bir müzakere sürecine başlamadan önce, izlenecek yöntem ve müzakerelerle ulaşılmak istenen sonuç üzerinde bir anlaşmaya varmak sık başvurulan, geleneksel bir yöntemdir. Bunun faydalı bir süreç olduğunu da söylemem gerekiyor. Tabii ki, aylardır iki tarafın bir ortak açıklama üzerinde mutabık kalamamış olması üzüntü vericidir diyebilirsiniz. Ama şunu gözönünde bulundurmalıyız ki, her iki taraf da bu ortak açıklama üzerinde çalışırken birçok konuda ilerleme sağladır. Ve bu süreç bir ‘al ya da bırak’ şeklinde yürümedi. Her iki taraf da belli konularda tavizlerde bulundular. Sonuç olarak, gelinen noktanın çok da kötü olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki, belli konularda, özellikle de egemenlik konusunda iki tarafın bazı zorluklar yaşadığının hepimiz farkındayız. Ama bu gerçekten kolay bir konu değil. Çok hassas bir konu ve bence müzakerelere başlamadan bu konuda bir uzlaşmaya varmaları tam da bu nedenle çok önemli. Ben bu iki-üç ayı kayıp olarak görmüyorum. Bunun karmaşık, ama müzakereler başladığında her iki tarafa da çok yardımcı olacak faydalı bir süreç olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca, ortak açıklama konusunda bir anlaşmaya varılmaması için hiçbir neden görmüyorum ve yakın bir gelecekte adanın yeniden birleştirilmesi amacıyla müzakere sürecinin başlayacağını umuyorum.


Kıbrıs bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir konu

Soru: Birleşmiş Milletler çok uzun zamandır buraya çok para, zaman ve enerji verdi. Bu kez de bir sonuç alınamaması durumunda Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’tan çekilmesi söz konusu olabilir mi?
Büyükelçi Florent: Sanmıyorum. Kıbrıs’tan vazgeçmek BM’nin çıkarına olmaz.

Soru: Neden?
Büyükelçi Florent: Çünkü bu, bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir konu ve BM’nin rolü anlaşmazlıkların çözümüne yardımcı olmaktır. Kıbrıs konusunda birtakım düş kırıklıkları olabileceğini anlıyorum çünkü bu çok uzun sürmüş olan bir sorun. Ama Birleşmiş Milletler’in en azından şimdilik buradan ayrılma niyeti olduğunu düşünmüyorum. BM’nin aklında böyle birşey olduğuna dair kimseden hiçbir sinyal almadım. Tabii, bu benim değerlendirmem, ama BM’nin şimdilik Kıbrıs konusundan uzaklaşmak gibi bir niyeti olduğunu düşünmüyorum.

Fransa Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesini istiyor

Fransa BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi. Kıbrıs’la ilgili duruşunuzu bize aktarır mısınız?
Büyükelçi Florent: Ada bölündüğü andan itibaren Fransa, özellikle de Güvenik Konseyi bağlamında, her zaman adanın yeniden birleşmesini desteklemiştir. Bu geçmişte de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Amaç adanın yeniden birleştirilmesidir. Bunun çok zor bir süreç olduğunu ve zaman alacağını hepimiz biliyoruz, ama amaç budur.


Bu adanın bir kısmı Türkiye tarafından işgal edilmiştir

Fransa taraflı mı? Kıbrıs Rum tarafına daha yakın bir tutum izlemekle eleştiriliyorsunuz?
Büyükelçi Florent: Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor: Fransa, ta başından beri Kıbrıs konusunda hukuk ilkeleri temelinde bir tutum izliyor. Gerçek şu ki, bu adanın bir kısmı Türkiye tarafından işgal edilmiştir. Bu, baştan beri Güvenlik Konseyi içerisinde benimsediğimiz tutumdur ve uluslararası hukuk ilkelerini temel alan bir tutumdur. Ama tabii ki burada bir çözüm istiyoruz. AB üyesi olarak, ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak da elimizden geldiğince burada bir çözüm bulunmasına yardımcı olmaya hazırız.
Ancak, tekrar etmek istiyorum, biz buradaki iki toplumdan birine karşı değiliz. Hayır, kesinlikle. Ama tutumumuz baştan beri, bu adanın bir kısmının Türkiye tarafından işgal edildiği ve buradaki durumun uluslararası hukuk ve uluslararası toplum tarafından tanınmadığıdır, ve tabii ki bunu gözönünde bulundurmalıyız. Ancak, Kıbrıslı Türklere kesinlikle karşı bir tutumumuz yoktur. Tam tersine... Ve, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların bir anlaşmaya varıp yeniden birarada yaşamalarını umuyoruz.

Kıbrıs’ta bir çözüm herkesin kazanması anlamına gelir

Neden Kıbrıs’ta çözüm istiyorsunuz? Bu kimin çıkarına olur?
Büyükelçi Florent: Herkesin. Kıbrıs’ta bir çözüm herkesin çıkarınadır. Bölünme herkese zarar veriyor. Bölünmeden dolayı sürekli olarak ortaya çıkan sorunlar var. Eğer bölünme sona ererse bu problemler de ortadan kalkacaktır. Kıbrıs’ta çözüm öncelikle Kıbrıs’ın çıkarınadır. Bölünme nedeniyle yaşadığımız problemlere bakın; burada bir yeşil hat var, BM barış gücü var, ticaret ve işbirliği konusunda birçok sıkıntı yaşanıyor. Ayrıca, Türkiye’nin AB’ye girme arzusunu da gözönünde bulundurmalıyız. Hepimiz biliyoruz ki, Kıbrıs Türkiye’nin AB üyeliği önündeki en büyük engellerden biridir.
Dediğim gibi, çözüm Kıbrıs’ın, Kıbrıs’taki iki toplumun, Türkiye dahil tüm komşu ülkelerin, AB’nin, BM’nin ve dolayısıyla uluslararası toplumun çıkarınadır. Objektif olmak gerekirse, adadaki bölünmüşlüğünün kalıcılaşması kimsenin çıkarına olmaz. Gerçekten artık bir çözüm bulma zamanıdır. Şu anki durum kimse için en iyi durum değildir ve çözüm hepimizin çıkarınadır. Kıbrıs’ta bir çözüm herkesin kazanması anlamına gelir.

Ekonomik kriz ve doğalgaz bölünmenin kötü yanlarını göstermeli

Ekonomik kriz ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki hidrokarbon yatakları çözüm için bir motivasyon değil mi? Liderler neden bunu kullanmıyor?
Büyükelçi Florent: Evet ekonomik kriz ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki hidrokarbon yatakları adanın yeniden birleştirilmesi için bir fırsat olmalı. Her iki konu da, bize bölünmenin çözüm olmadığını gösteriyor. Tam tersine, hidrokarbon yatakları ve eğer ada birleşmiş olsaydı ekonomik durumun çok farklı olacağı gerçeği, umuyorum ki, müzakerelere ve Kıbrıs’ta bir çözüm bulunmasına yardımcı olur. Ben liderlerin her iki konunun da öneminin farkında olduklarını düşünüyorum. Bunlar bölünmeye hizmet edecek unsurlar değil, tam tersine, bölünmenin kötü yanlarının farkına varılmasına hizmet edecek unsurlar olmalı.

Umuyorum ki, bu kez her iki taraf da referandumda çözümü kabul ederler

İki liderin toplumlarını yönlendirmek adına yeterince çaba gösterdiklerine inanıyor musunuz?
Büyükelçi Florent: Gördüğüm kadarıyla her iki lider de siyasi partiler ve sivil toplum ile temas halinde. Yani süreçle ilgili bilgi vermek ve bu konuda duyarlılığı artırmak için çaba sarfediyorlar. Ama haklısınız, özellikle de eğer müzakereler başlarsa ilgili tüm tarafları bilgilendirmek çok önemli olacaktır ki, eğer liderler belli bir çözüm üzerinde mutabık kalırlarsa bu iki toplum tarafından da kabul edilebilsin. Umuyorum ki, bu kez her iki taraf da referandumda kendilerine sunulan çözümü kabul ederler. İşte bu nedenle, her iki liderin de toplumlarını eğitme konusunda gerçek bir sorumluluk üstlenmeleri gerekiyor. İnsanlara ne noktada olduğumuzu, bu anlaşmayı neden kabul ettiğimizi, nereye varmak istendiğimizi, zorlukların ne olduğunu anlatmamız lazım ki, ileride bir anlaşmaya varılması durumunda, bu anlaşma her iki toplum tarafından da kabul edilsin.