Showing posts with label federal. Show all posts
Showing posts with label federal. Show all posts

Sunday, 21 February 2016

Eide: UYGULAMA MASADA (12 Şubat 2016)

ÇÖZÜMÜN UYGULANMASI GÖRÜŞÜLÜYOR: Eide, hangi zaman diliminde hangi adımların atılacağı da dahil çözümün uygulanması konusunun görüşülmeye başlandığını söyledi. Müzakere sürecinin nihai aşamasına gelindiğinde ve gerçekten siyaseten zor konular aşıldığında, geriye kalan diğer herşey ile ilgili çerçevemizin hazır ve planlanmış olmasını sağlamak istiyoruz..”

GARANTİLERDE YOĞUN DİPLOMASİ: Güvenlik ve garantiler ile ilgili perde gerisinde yoğun bir diplomasi yaşanıyor. “Atina, Ankara, Londra’nın yanı sıra, Güvenlik Konseyi ve diğer ilgili taraflar, ve tabii iki taraf ile güvenlik ve garantiler ile ilgili devamlı temas halindeyiz ve nihai aşamanın hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz.”

IMF VE DÜNYA BANKASI BURADA: Eide, uzun vadede çözümün kendi kendisini finanse edeceğini, ancak ilk aşamada gereken finansman ile ilgili ise iki tür uluslararası devlet desteğinden ve uluslararası yatırımlardan kapsayan bir paket hazırlığı içerisinde olduklarını aktardı. “IMF, Dünya Bankası ve Komisyondan ayrı ayrı heyetler neredeyse her hafta Kıbrıs’ta çalışma yapıyor.”

Esra AYGIN

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide,
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak için yürütülmekte olan müzakerelerde, tarafların, hangi zaman diliminde hangi adımların atılacağı da dahil çözümün uygulanması ve birleşik Kıbrıs’ın anayasası için hazırlıkları görüştüğünü söyledi.

Havadis gazetesine özel bir röportaj veren Eide, “Müzakere sürecinin nihai aşamasına gelindiğinde ve gerçekten siyaseten zor konular aşıldığında geriye kalan diğer her şey ile ilgili çerçevemiz hazır ve planlanmış olsun istiyoruz,” dedi.

Güvenlik ve garantiler ile ilgili perde gerisinde yoğun bir diplomasi yaşandığını ve Atina, Ankara ve Londra’nın yanı sıra Güvenlik Konseyi gibi diğer ilgili taraflarla da konunun istişare edildiğini belirten Eide, hem sürecin olumlu seyri, hem taraflar arasındaki güven, hem de garantörlerin olumlu tavrı nedeniyle garantilerin aşılması çok zor bir konu olmasını beklemediğini söyledi.

Özel Danışman Eide, uzun vadede çözümün kendi kendisini finanse edeceğini, ancak, ilk aşamada gereken finansman ile ilgili iki tür uluslararası devlet desteğini ve uluslararası yatırımları kapsayan bir paket hazırlığı içerisinde olduklarını aktardı. Uluslararası Para Fonu IMF, Dünya Bankası ve AB Komisyonu’ndan ayrı ayrı heyetlerin neredeyse her hafta Kıbrıs’ta bulunduğunu ve kuzeyin Euro’ya geçişi, bankacılık sektörü, sürdürülebilirlik, borçlar, emeklilik sistemi gibi tüm ekonomik boyutlarda çalışmalar yaptıklarını da aktardı.

Güneyde seçim sürecinin başlaması bugüne kadar devam eden olumlu havayı etkiler mi? Karşılıklı suçlamaların başlayabileceği konusunda endişeli misiniz? Bunun sinyallerini halihazırda aldık.
Eide: Çok fazla endişe duymuyorum. Evet, son günlerde yapılan açıklamalar daha farklı olabilirdi, ama her iki tarafta da buna dair bir farkındalık olduğunu düşünüyorum. Dahası şu anda, çok önemli, ama siyasi olarak iki taraf arasında büyük görüş ayrılıklarına neden olmayacak konuları ele aldığımız teknik bir aşamadayız; finansman, Euro’ya geçiş, AB müktesebatına uyum, anayasa çalışmalarına hazırlık, çözümün uygulanması ile ilgili çalışmalar gibi. Bu nedenle de seçim sürecinin çalışmalarımızı çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum.

Müzakere sürecinde geriye kalan işlerin çoğunlukla siyasi farklılıkların aşılmasından çok teknik çalışmalar olduğunu söyleyebilir miyiz?
Eide: Şöyle söyleyebiliriz: Şu anda yaptığımız çalışmalarla, müzakere sürecinin nihai aşamasına gelindiğinde ve gerçekten siyaseten zor konular aşıldığında, geriye kalan diğer her şey ile ilgili çerçevemizin hazır ve planlanmış olmasını sağlamak istiyoruz. Örneğin çözümün uygulanması ile ilgili adımların ve takvimin hazır olmasını istiyoruz.

Yani çözümün uygulanması konusu görüşülmeye başlandı mı?
Eide: Evet bunun görüşülmeye başlandığını söyleyebilirim.

Şu anda ne noktadayız. Bizi nasıl bir süreç bekliyor?
Eide: Yönetim ve güç paylaşımı, AB, ekonomi, ve mülkiyet konularının büyük oranda tamamlandığını söyleyebilirim. Tabii, henüz üzerinde anlaşılmamış bazı önemli noktalar var. Toprak düzenlemeleri ve güvenlik ve garantilerin sürecin sonunda görüşüleceğinde de mutabıkız. Bu tabii ki, bu konulara hiç değinilmediği anlamına gelmiyor. Ama harita ve rakamlar en son aşamada görüşülecek. Güvenlik ve garantiler konusunun da nihai noktaları son aşamada görüşülecek. Ancak Atina, Ankara, Londra’nın yanı sıra, Güvenlik Konseyi ve diğer ilgili taraflar, ve tabii iki taraf ile güvenlik ve garantiler ile ilgili devamlı temas halindeyiz ve nihai aşamanın hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz. Bu temasların olumlu seyrettiğini düşünüyorum. Bu işe ilk başladığımda güvenlik ve garantilerin hem en önemli hem de en zor konu olacağını düşünüyordum. Şimdi hala önemli olduğunu, ancak ille de aşılması zor bir konu olmayacağını düşünüyorum.

Yakın geçmişte verdiğiniz bir röportajda Kıbrıs’taki güvenlik sisteminde önemli değişiklikler yapılması gerektiğini söylediniz. Ne demek istediniz?
Eide: Her iki lider de, her iki toplumun güvende olması gerektiğini biliyor. Kıbrıs’ta geleneksel olarak, bir toplumun güvenlik arayışı diğer toplumun aleyhine işledi. Kıbrıslı Türkler Türkiye’nin ordusu ve garantisi ile kendilerini güvende hissettiler. Aynı Türk ordusu ve garantisi Kıbrıslı Rumların güvensizlik hislerinin kaynağı oldu. Aynı şekilde, darbe ve ENOSİS geçmişi Kıbrıslı Türklerin güvensiz hissetmelerinin kaynağıydı ve bu nedenle güvenlik arayışına girdiler. Kıbrıs’ta sadece can güvenliği değil, toplumların varlıklarını sürdürebilecekleri konusunda da kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacak bir güvenlik sistemi gerekiyor. Yani benim güvende olduğum, sizin güvende olduğunuz, ama siz güvende olduğunuz için benim kendimi tehdit altında hissetmeyeceğim, bir arada güvende olacağımız yeni bir güvenlik modeli bulmamız gerekiyor. Bu konuda iki taraf da mutabık. Bu ortak bir hedef. Bunu elde etmek için ne yapmalıyız sorusunun üzerinde çalışıyoruz. Ama hem müzakerelerdeki ilerleme ve giderek artmakta olan güven, ve hem de garantörler de dahil ilgili uluslararası aktörlerin yapıcı tavrı nedeniyle bu konunun en zor konu olmayacağını düşünüyorum.

“Birleşme durumunda adayı çok daha ciddi bir büyüme ve refah bekliyor”

Geçtiğimiz gün yaptığınız açıklamada çözüm maliyetinin “maliyet olarak değil, ileride daha çok kazanmak için şimdi konacak bir para” olarak görülmesi gerektiğini söylediniz. Çözümün kendi kendisini finanse edeceği yönündeki açıklamalar soyut. Bu nasıl olacak?
Eide: Çözümün kendi kendisini finanse edeceği argümanı benim uydurduğum bir argüman değil, bu konuda yapılmış olan tüm araştırmaların doğruladığı bir argüman. Kıbrıs’ın birleşmesi durumunda, adayı çok daha ciddi bir büyüme ve refah bekliyor. Bu soyut bir vizyon değil, çok somut bir şey aslında. Bunun da en az dört nedeni var: 1. Herkes tüm komşularıyla ticaret yapabilecek. Örneğin, Kıbrıslı Türkler AB’nin bir parçası haline gelecekler ve tüm AB pazarı ile ticaret yapabilecekler. Halihazırda AB ile ticaret yapabilen Kıbrıslı Rumlar artık Türkiye ile de ticaret yapabilecekler. Sadece bu bile, hellimden hizmetlere tüm sektörlerin ve dolayısıyla adanın ekonomik koşullarını önemli oranda iyileştirecek. 2. Gemicilik/taşımacılık endüstrisinin Türk limanlarına erişim problemi çözülecek. Bu sadece Türkiye’ye erişim demek değil, bölgedeki yoğun gemicilik/taşımacılık faaliyetlerinde Kıbrıs limanlarının doğal bir geçiş noktası olması demek. 3. Jeopolitik risklerin ortadan kalktığı bir ortamda hidrokarbon ekonomisini geliştirmek çok daha kolay olacak, çünkü bu sektördeki şirketler uzun vadeli yatırımlarını ne olacağı endişesi taşımadıkları istikrarlı siyasi ortamlara yönlendirmeyi tercih ederler. 4. Ve birleşik Kıbrıs’ın yabancı yatırımları çekeceğinden eminim çünkü prensipte çok stratejik ve cazip bir yerde ama bölünmüşlük ve jeopolitik riskler nedeniyle bu potansiyelini kullanamıyor.
Dolayısıyla, birleşik Kıbrıs’ın büyüme eğrisinin iki bölünmüş ekonomiye kıyasla çok daha yüksek olacağını hesaplamak zor değil. Bu da demek oluyor ki, 15-20 yıllık bir süreç içinde çözümün getirdiği ek gelir bugün çözüme harcanacak miktardan çok daha fazla olacak.

Ama çözüm için hemen belli bir miktar paraya ihtiyaç var...
Eide: Evet ama tek ihtiyacınız olan bu. Yani sürekli olarak uluslararası sübvansiyonlar gibi katkılara ihtiyacınız yok. Sadece bir başlangıç yapabilmek için belli bir paraya ihtiyacınız var.

Önemli bir miktardan bahsediyoruz …
Eide: Muhtemelen ama ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Dillendirilen bazı rakamların aşırı yüksek olduğunu düşünüyorum...

20 milyar Euro gibi mi?
Eide: Evet. Bu bana fazla yüksek geliyor.

Size gerçekçi gelen miktar nedir?
Eide: Herhangi bir rakam dile getirmeyeceğim çünkü bunu yapmak için elimizde henüz yeterli veri yok. Mülkiyetle ilgili anlaşmanın nihai detayları ve toprak düzenlemeleri ile ilgili bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

Çözümün ilk aşaması için finansman bulma konusunda somut bir stratejiniz var mı?
Eide: İki tür uluslararası devlet desteğini ve uluslararası yatırımları kapsayan bir paket çözümden bahsediyoruz. İki tür devlet desteği, hibe/bağışlar ve uluslararası özel yatırımların buraya gelmesine yardımcı olacak teminatlardır.
Bugün dünya, özel sektörün elinde ve gidecek yeri olmayan sermaye ile dolu. Büyük ekonomilerin geleceği ile ilgili belirsizlikten dolayı yatırılamayan büyük miktarda özel sermaye. İstikrarlı birleşik bir Kıbrıs çok cazip bir destinasyon olur ve bu sermayenin bir kısmı buraya kanalize edilebilir. Bu sermayeyi buraya çekmenin en kolay yolu, hükümetlerin riski teminat altına alması. İngiltere Dışişleri Bakanı buraya geldiğinde Avrupa’nın finans merkezi olan City of London’da bazı görüşmeler yapmam için beni Londra’ya davet etti. Orada yaptığım görüşmelerde bu yöntemin işe yarayacağını teyit ettik. Ancak tabii ki, bir çözüme ulaşacağımızı ve bu çözümün güvenilir ve yaşayabilir olacağını, dolayısıyla insanların buranın yatırım yapılabilecek bir yer olduğunu düşüneceklerini varsayıyoruz. Bu, eski bilindik ‘bize para verir misiniz lütfen’ çağrısından çok farklı, yeni bir yaklaşım. Ve çok önemli çünkü Kıbrıs’ı desteklemek isteyen çok sayıda taraf olmasına rağmen, burası Suriyeli mülteciler, Yemen, Irak ve Sudan gibi dünyadaki diğer krizler ile rekabet ediyor olacak... yani donörlerin sadece Kıbrıs’ı bekleyen çok paraları var diye bir varsayımda bulunmamalıyız.

Aynen. Her gün insanlar ölüyor. Bu krizlerle kıyaslandığında neden Kıbrıs’a bağış yapsınlar. Burada kimse ölmüyor.
Eide: Kesinlikle. Ama belli donörlerden bir miktar bağış olacağını biliyorum.

İlk aşamada çözüm için gerekli olan parayı bulabileceğimiz konusunda ikna olmuş gibi görünüyorsunuz...
Eide: Geleneksel yardım muhtemelen Kıbrıs’taki mülkiyet sorunun çözümü yerine Suriyeli mültecilere gidecektir. Ama, hiçbir yatırımcı Suriye’ye yatırım yapmayacaktır. Burada ise, istikrarlı, demokratik, modern kurumlara sahip, organize, yatırımcılar için çok cazip federal bir devlet olacak. Dolayısıyla, devletlerden yardım almak konusunda şansınız daha düşük olsa da, özel sektörden para almak konusunda şansınız çok daha yüksek. Ve teminat vermeye istekli hükümetlerin desteği hayata geçerse, özel yatırımlar daha da güçlü bir olasılık haline gelir. Ama tüm bunlar devletlerden hiç para almayacağınız anlamına gelmiyor. Burada AB’nin büyük bir sorumluluğu var. Burası bölünmüş bir AB ülkesi. Ve buna neden olan çok özel bir geçmiş var. Dolayısıyla, AB Komisyonu en üst düzeyde buraya destek olacağını taahhüt etmiş durumda. Amerika destek olmak istediğini söyledi. Borçları affetmek isteyecek ülkeler olabilir. Yani yeterli katkıyı alabilmeniz için birçok yol var. IMF, Dünya Bankası ve AB Komisyonu artık sürekli olarak burada. Kıbrıs’ta artık neredeyse her hafta ekonominin farklı boyutlarını ele alan büyük bir heyet var. Bu pek fazla bilinmiyor ama sır da değil. Bu ekipler burada ve kuzeyin Euro’ya geçişi, bankacılık sektörü, sürdürülebilirlik, borçlar, emeklilik sistemi gibi ekonominin tüm boyutlarında çalışma yapıyorlar.

“Elinizde bir veya iki yıl daha olduğunu varsayamazsınız. Dünya bu kadar güzel bir yer değil”

Sürece baktığınızda en büyük endişeniz nedir?
Eide: En büyük endişem Kıbrıs’ın kendi içinden kaynaklanmıyor. Kıbrıs dışındaki bir gelişmenin süreci raydan çıkarmasından endişe ediyorum. Kastettiğim spesifik bir şey yok. Sadece uluslararası olarak çözümü çok zorlaştıracak bir gelişmeden bahsediyorum. Neredeyse dokuz aydır aralıksız müzakereler yürütülüyor. Gerçek bir kriz olmaksızın geçen dokuz ay... Aslında bu çok uzun bir süre. Elinizde bir veya iki yıl daha olduğunu varsayamazsınız. Dünya bu kadar güzel bir yer değil. Evet, ciddiyetle çalışalım, acele etmeyelim, ama aynı zamanda şu anda elimize geçmiş olan fırsatı da değerlendirelim. Tabii ki aceleye getirilmiş, eksik, zayıf bir çözüm istemiyoruz. Diğer taraftan, ihtiyacımız olandan daha fazla zaman harcayamayız. Önümüzdeki aylar çok iyi yapılandırılmış olmalı ki, gerçekleşebilecek olumsuz bir gelişme süreci raydan çıkarmasın. Burada Kıbrıs sorununa o kadar çok odaklanıyoruz ki bazen bunun dünyada iyi giden çok az şeyden biri olduğunu unutabiliyoruz. Dünyada neredeyse her şey paramparça oluyor. Suriye, Yemen, Irak, Libya... Stratejik açıdan bakarsak dünyanın büyük güçleri birbirinden giderek uzaklaşıyor. Ve bu güzel küçük ada birleşme lüksüne sahip. Tüm detaylara saygı duyuyorum ama bazen ortada büyük bir resmin de olduğunu ve bu tablonun sonsuza kadar sürmeyeceğini hatırlamak önemli.


Saturday, 20 February 2016

Give-and-take time for negotiations (The Cyprus Weekly, 10 January 2016)

By Esra Aygin
Progress achieved in the negotiations to reunify Cyprus under a federal umbrella means the sides are just a stone’s throw away from the final give-and-take stage, according to a senior Turkish Cypriot source.
The final give-and-take will involve painful political compromises across all the topics of the Cyprus problem, but mainly governance, power sharing, property, territory, security and guarantees.
According to a Turkish Cypriot source close to the UN negotiations, the sides have come a long way in the very complicated and sensitive issue of property, which they have been discussing intensively for the last two months.
Only a few details remain and the outstanding differences between the sides’ positions are bridgeable, the source said.
The sides are scheduled to meet again on January 14 and 29 to continue and possibly conclude talks on property.
The overall picture is hopeful and encouraging, with the two sides having reached understanding on most of the substantial issues, the senior source said.
“The process has reached a stage where it is not the political differences, but rather the technical details such as the writing of federal laws and preparation of the Turkish Cypriot side to the EU, that will be taking most of the time and effort,” the source said.
Even the highly controversial issue of guarantees does not seem to be a matter of huge concern, with the sides remaining optimistic that a breakthrough is possible.
In a recent interview, government spokesman Nicos Christodoulides said he did not expect the issue of guarantees to be difficult to solve.
Echoing this optimism, the Turkish Cypriot source said: “In this era, where Turkey, Greece, Cyprus are all part of the same alliance, it should not be difficult to formulate a security arrangement that makes both sides feel safe. One thing is for certain: This process will definitely not collapse because of the issue of guarantees.”
The year 2016 is widely seen as the last chance for the unification of Cyprus under a federal umbrella -providing benefits not only to the island but also to the broader region by improving security and stability in the Eastern Mediterranean and opening the way for regional cooperation.
Assuming that the status quo in Cyprus will continue undisturbed amid all the volatility and tensions in the region is irrational and unrealistic.
The fact that energy companies exploring hydrocarbons in the Exclusive Economic Zone of Cyprus plan to resume drillings in the second half of 2016 or 2017 at the latest is another source of concern as this will most certainly prompt a harsh reaction from Turkey and spell an end for the negotiations.
All these factors highlight the urgency for a federal solution, and the earlier the better, as these risks will become more and more imminent with the passing of time, the source said.
“2016 will be the year that will determine whether Cyprus becomes a unified, federal EU state or whether it spirals into the unknown.”

Tuesday, 15 September 2015

Rusya'nın Lefkoşa Büyükelçisi Osadchy: Federal Kıbrıs'ta NATO garantörlüğünü kabul etmeyiz (15 Eylül 2015)

Esra AYGIN


Rusya’nın Kıbrıs’ta yürütülmekte olan müzakerelerle ilgili  düşüncesi nedir? İki lider arasında olduğu söylenen “kimya” ve çözüm kararlılığına siz şahit oldunuz mu?

Osadchy: Ülkemiz Rusya Federasyonu, iki toplum arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşılamıştır. Her iki toplumun liderleri ile sürekli temas halindeyiz. Temmuz başında Sayın Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Türk müzakere heyetinin başındaki kişi olan Özdil Nami ile görüştüm. Umuyoruz ki, adadaki iki toplum, liderleri Nikos Anastasiadis ve Mustafa Akıncı önderliğinde yaşayabilir bir anlaşmaya ulaşmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Görebildiğim kadarıyla müzakere masasında önemli ilerlemeler var. Her iki lider de mümkün olan en kısa zamanda kapsamlı bir çözüme varmak için irade gösteriyor. İki lider arasında kişisel düzeyde çok olumlu bir hava oluşmuş durumda; ki bu, sizin de doğru şekilde belirttiğiniz gibi, sıklıkla "kimya” olarak adlandırılıyor. Şahit olduğumuz bu olumlu ilişki veya kimya, sürece çok büyük ölçüde katkı sağlıyor. Ancak tabii ki, daha fazla ilerleme sağlayabilmek için her iki tarafın da bazı tavizler vererek belli uzlaşmalara varmak zorunda olduğu açıktır.

Spesifik olarak hangi konulardan bahsediyorsunuz ve bu sürecin gerçekten geçmiş süreçlerden daha umut verici olduğuna inanıyor musunuz?
Osadchy: Müzakere süreci ile ilgili, başta BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’den olmak üzere, çok iyimser öngörüler alıyoruz. Ancak, tarafların, mülkiyet ve toprak düzenlemeleri gibi önemli konulardaki pozisyonlarını uyumlaştırabilmeleri için daha fazla çalışmaları gerekiyor. ‘Garantiler’ konusu ve ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’nın bazı yönleri henüz ele alınmış değil. Özellikle de dönüşümlü başkanlık konusu hala açık – bu konuda bir anlaşma yok. Kıbrıs’ın, dış güçlerin vesayeti altında olmayan çağdaş, bağımsız bir devlet olmasına imkan verecek çözümü Kıbrıslıların kendilerinin bulmaları çok önemli.

Bir süre önce yaptığınız bir açıklamada, federal Kıbrıs’ta herhangi bir garanti sisteminin olmaması gerektiğini söylemiştiniz. Bu, herhangi bir garanti sistemine sahip olması durumunda Rusya’nın, BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs’ta federal çözümü desteklemeyeceği anlamına mı geliyor?
Osadchy: Hayır, kesinlikle bu anlama gelmiyor. Rusya, her iki toplum tarafından ayrı ayrı referandumlarda onay alan herhangi bir çözümü kabul edecek ve destekleyecek. Garantiler sisteminin devam mı edeceği yoksa sona mı ereceği sorusu Kıbrıs sorununun dış boyutudur ve dolayısıyla, bu konuya doğrudan müdahil ülkelerin katılımı ile çözülecektir. Her halükarda, Kıbrıs’taki toplumlar tarafından varılmış herhangi bir nihai anlaşmaya saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Peki, örneğin NATO’nun garantörlüğünü kabul eder misiniz? Osadchy: Osadchy: Rusya’ya karşı olan saldırgan ve düşmanca tutumundan dolayı NATO’nun garantörlüğünü kabul etmemiz mümkün değil.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak bir süre önce Rusya’ya Kıbrıs’taki barış sürecinde daha aktif bir rol oynama çağrısında bulunmuştu. Sizce bu süreçte ülkenizin rolü nedir?
Osadchy: Rusya’nın Kıbrıs’ta çözüm ile ilgili istikrarlı bir tutumu vardır. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri olarak, iki toplumun Kıbrıs sorununu  BM Güvenlik Konseyi kararları ve 1977-1979 Doruk Anlaşmaları temelinde, adil ve kalıcı bir şekilde çözebilmesi için olumlu ve müsait dış koşullar yaratmayı ana görevlerimizden biri olarak görüyoruz. Bu konuda, BM Güvenlik Konseyi’ndeki diğer daimi üyeler başta olmak üzere, tüm partnerlerimizle yakın bir işbirliği yapabilmeyi umuyoruz.
Rolümüz, tarafların, ortak geleceklerine yönelik kabul edilebilir bir çözüm bulmalarına yardımcı olmak. Sürece müdahale edilmemesini ve çözümün ilgili BM kararları ile uyumlu olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Müzakerelerdeki her iki topluma eşit mesafede duruyoruz. Tüm diğer taraflara da, toplumlardan birine veya diğerine, herhangi bir koşul empoze etmemeleri çağrısında bulunuyoruz.

Çözümün Kıbrıslılar tarafından bulunması gerektiği ve hiçbir dış etkenin sürece karışmaması konusunda çok hassassınız. Şu anki müzakere sürecinin gerçek anlamda “Kıbrıslı” bir süreç olduğunu düşünüyor musunuz?
Osadchy: Şimdilik bundan şüphe duymamız için hiçbir neden yok. Mayıs ayında yeniden başlamış olan müzakere süreci, hem güneydeki hem de kuzeydeki çoğu Kıbrıslı tarafından destekleniyor. Her halükarda, tarafların, müzakereler sonucunda varacağı anlaşma, Kıbrıslılar – Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler - tarafından değerlendirilecek.