Showing posts with label Cenevre. Show all posts
Showing posts with label Cenevre. Show all posts

Friday, 20 January 2017

HÜKÜMETİN -CENEVRE HALİ

Esra Aygın

Geçtiğimiz hafta en üst düzeyde ve uluslararası toplumun en önemli temsilcileri ile aynı anda Cenevre’de bulunan hükümetin orada ne yaptığını anlayan var mı?

UBP Genel Başkanı, Başbakan Hüseyin Özgürgün, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, ve DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, aile bireyleri, bürokratlar ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 25 kişilik bir ekiple gittikleri Cenevre’de ne yaptılar? Kimlerle temas ettiler? Müzakere sürecine, uluslararası toplumun Kıbrıslı Türklere bakış açısına, veya Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarına ne gibi bir katkı sağladılar?

8 Ocak günü kötü hava şartlarından dolayı tüm uçak seferlerinin iptal edilmesiyle Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için ayarlanan özel charter uçuşa katılmayarak farklı gün ve saatlerde ayrı ayrı yaptıkları Cenevre çıkarması kaç milyon TL’ye mal oldu? Hangi bütçeden karşıladı?

Bu sorular, sağcı/solcu, barış-yanlısı/barış-karşıtı, partili/partisiz her Kıbrıslı Türkün sorması gereken ve ısrarla cevap araması gereken sorulardır.

Hükümet temsilcileri süreç boyunca hem Kıbrıs’ta hem Türkiye ziyaretlerinde sürekli olarak bilgilendirilmiş olmalarına rağmen, Cenevre’de, masadaki hiç bir konudan haberleri yokmuş gibi davrandılar. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın her günün sonunda kendilerini de davet ettiği istişarelere ve bilgilendirme toplantılarına katılmayarak, elde çalakalem yazdıkları ve kapıların altından attıkları notlarla süreci protesto ettiler.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 12 Ocak günü Kıbrıs Konferansı’nın açılışı için verdiği ve Güvenlik Konseyi üyelerinden tutun garantör devletlere, Avrupa Komisyonu başkanından üst düzey temsilcilerine, ve  uluslararası finans kuruluşlarına kadar, uluslararası toplumun tüm önde gelen temsilcilerinin davet edildiği resepsiyona - Serdar Denktaş hariç – katılmadılar.

Bugüne kadar Kıbrıslı Türkler ve Rumların güvenlik ihtiyaçları ile ilgili yapılmış olan çok değerli, ve bu başlıktaki müzakerelere ışık tutan araştırmanın ayaklarına –kendi otellerine - kadar gelen sunumunu teşrif etmediler.

Sabahtan akşama otel lobisinde oturdular, çay-kahve, şarap-viski keyfi yaptılar,
BRT yayınlarına müdahale ettiler, Türkiye ile Akıncı’nın aynı çizgide olmadığı izlenimini yaratmaya çalıştılar.

Hazır uluslararası toplumun ve basının önde gelen temsilcileri ile aynı ortamdayken müzakerelere dair çekincelerini, endişelerini, Akıncı’nın masadaki pozisyonuna neden karşı olduklarını, alternatif olarak ne önerdiklerini anlatmak yerine, saklandılar. Bu fırsatı değerlendirerek, Kıbrıs Türk sağı olarak vizyonlarını, görüşlerini, Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi için ne öngördüklerini aktarmak, lobi yapmak yerine, küsüp kaçtılar. Tüm bunları yapsalardı eğer, görüşlerine katılmadığım halde kendilerine saygı duyardım. Ama tek bir temas, tek bir çaba, tek bir girişim görmedim.


... ve Fikri Toros
Hükümetin ve dışişlerinin yapması gerekeni, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros tek başına yaptı. Beş gün boyunca, bıkmadan, yorulmadan, sürekli olarak uluslararası toplumun, siyasetin ve basının temsilcileri ile görüşerek Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu mağduriyeti, fırsat kaybını, finansmana sınırlı erişimi, yatırım engellerini, rekabet edebilirlik sorunlarını, dış pazarlara erişim sıkıntısını, siyasi istikrarsızlığın getirdiği riskleri, iş dünyasının hassasiyetlerini ve beklentilerini anlatıp durdu.

İş dünyasının altında ezildiği ambargoların kaldırılacağı; Kuzey Kıbrıs'ın yasallaşacağı; ihtilaflı tapulardan kaynaklanan sorunların ortadan kalkacağı; yatırım iklimine istikrar sağlayacak; uluslararası finansa erişim ve yabancı sermaye ile joint venture ortaklıkların mümkün olacağı; Kıbrıslı Türklerin varlıklarının gerçek değerine kavuşacağı; Kıbrıslı Türklerin kendi vatanlarında siyasi eşitliklerini elde ederek gelecek nesillere güvenli bir Kıbrıs bırakmalarını sağlayacak bir çözüme KTTO olarak verdikleri desteği aktardı.

Hükümet kanadı ise her gün otel lobisinde Sarayönü siyaseti yaptı.

Bir Kıbrıslı Türk olarak hangisini utançla, hangisini takdirle izlerdiniz?



Sunday, 15 January 2017

TSİPRAS DEVREDE

BM’YE BİLDİRDİ: Yunan Başbakanı Alexis Tsipras, güvenlik ve garantiler ile ilgili önümüzdeki hafta yürütülecek teknik çalışmanın ardından Cenevre’de devam etmesi planlanan Kıbrıs konferansına katılmaya hazır olduğunu BM’ye bildirdi.

DÖRT FORMÜL: 18 Ocak’ta Mont Pelerin’de bir araya gelecek teknokrat ekip, BM'nin, tarafların pozisyon ve görüşleri ile harmanlandığı dört alternatif güvenlik formülünü ele alacak. 

EN AZ İKİ CENEVRE: Başbakan Tsipras’ın, Dışişleri Bakanı Kotzias’ı ne derece devre dışı bırakabileceğini ve Kıbrıs konusunda ne kadar güçlü bir irade gösterebileceğini zaman gösterecek. Ancak konuya yakın kaynaklar, her halükarda, teknik çalışmaların ardından üst-düzeyde en az iki Cenevre toplantısının daha gerçekleştirilmesini bekliyorlar.


ESRA AYGIN

Yunan Başbakanı Alexis Tsipras, güvenlik ve garantiler ile ilgili önümüzdeki hafta yürütülecek teknik çalışmanın ardından Cenevre’de devam etmesi planlanan Kıbrıs konferansına katılmaya hazır olduğunu Birleşmiş Milletler’e bildirdi.

Güvenilir Yunan kaynaklarından elde edilen bilgiye göre BM Genel Sekreteri Antonio Guiterrez ile telefonda görüşen Tsipras, söz konusu toplantıya Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım ile birlikte katılabileceğine dair güvence verdi.

18 Ocak’ta Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafı, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’tan gelen teknokratlardan oluşacak bir ekip, Kıbrıs Konferansı çerçevesinde Mont Pelerin’de bir araya gelerek federal Kıbrıs için olası güvenlik formüllerini değerlendirecek.

Müzakerelere yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre, teknik ekip, BM'nin tarafların pozisyon ve görüşleri ile harmanlandığı dört alternatif güvenlik formülü üzerinde duracak. Teknik uzman grubun çalışmasının olumlu geçmesi durumunda, sonuçlar Cenevre’de yapılacak siyasi düzeydeki toplantıda değerlendirilecek.

Uluslararası toplum, siyasi düzeyde gerçekleştirilecek söz konusu toplantıyı başbakanlar seviyesine yükseltmek için iki gündür yoğun bir çaba sarf ediyordu. Bu çabanın, 12 Ocak Perşembe günü Cenevre’de başlayan Kıbrıs Konferansı’nda olumsuz tutumu nedeniyle tepki çeken Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias’ı devre dışı bırakmaya yönelik olduğu anlaşılıyor.

Güvenilir bir kaynağın verdiği bilgiye göre, toplantının başbakanlar düzeyinde olmasına Türkiye de sıcak bakıyor.

12 Ocak’ta BM Genel Sekreterinin gözetiminde Cenevre’de başlayan ve Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderlerin yanı sıra garantör devletler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın Dışişleri Bakanlarını federal Kıbrıs’ın olası güvenlik formüllerini tartışmak için bir araya getiren Kıbrıs Konferansı’na
Yunanistan Dışişleri Bakanı Kotzias’ın talebi ile ara verilmişti.


En az iki Cenevre daha

Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik durum ve kemer sıkma politikaları nedeniyle büyük bir baskı altında olan, hatta birçok siyasi analiste göre erken seçim tehdidi ile karşı karşıya olan Başbakan Tsipras’ın Dışişleri Bakanı Kotzias’ı ne derece devre dışı bırakabileceği ve Kıbrıs konusunda ne kadar güçlü bir irade ortaya koyabileceğini zaman gösterecek.

Ancak konuya yakın kaynaklar, her halükarda, teknik çalışmaların ardından üst-düzeyde en az iki Cenevre toplantısının daha gerçekleştirilmesini bekliyorlar.


12 Ocak’ta ne olmuştu?

BM Genel Sekreteri Guiterrez’in başkanlığındaki ilk oturumda, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye açılış pozisyonu olarak geleneksel “Türkiye’nin garantisinin devam etmesi” talebini ortaya koyarken, Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan  “garantilerin tamamıyla kaldırılması” gerektiğini savunmuşlardı. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise Kıbrıs’ta bir çözüm bulunması ihtiyacına odaklanmıştı.

Olumlu ve yapıcı bir havada  geçen resepsiyon ve öğle yemeğinin ardından başlayan ikinci oturumda, Genel Sekreter Guiterres, tüm tarafların pozisyonlarını içeren dört alternatif güvenlik formülü üzerinde somut bir çalışmaya geçilmesini önermişti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kotzias, tüm taraflar desteğini alan bu öneriye hazırlıklı olmadığını söyleyerek itiraz etmişti. Bunun üzerine Genel Sekreter, bu hazırlığın yapılabilmesi için tüm taraflardan teknik kişilerin hemen bir araya gelerek çalışmasını önermişti. Kotzias teknik ekibinin de hazır olmadığını, Yunanistan’a dönerek hazırlık yapabilmek için toplantının yeniden bir araya gelmek üzere dağılmasını talep ettiklerini söylemişti. 

Kıbrıs Rum tarafı da dahil olmak üzere tüm tarafların tepkisini çeken bu talebe, İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson “Hazırlık toplantısının hazırlığı için hazırlanmak istediğinizi mi söylüyorsunuz?” diyerek esprili bir şekilde karşılık vermişti.


Wednesday, 11 January 2017

SÜRECİN KADERİ BUGÜN BELLİ OLACAK

HARİTALAR BUGÜN: Cenevre zirvesinde bugün taraflar birbirlerine toprak düzenlemeleri ile ilgili haritalar sunacak. Her iki taraf da birden fazla alternatif harita ile masaya geliyor.

SİYASİ EŞİTLİKTE AL-VER: Dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılımda gerçek al-vere bugün tarafların birbirlerine haritaları sunması ile girilmesi bekleniyor.

BEKLENTİLER ARTTI: Cenevre zirvesinde tarafların ne kadar ilerleme sağlayabilecekleri bugün ortaya çıkacak. Liderlerin önemli ve hassas konulara odaklanarak irade göstereceklerine dair beklentiler artmış durumda.

ESRA AYGIN

Özellikle yönetim ve güç paylaşımı başlığında iki gündür zorlu görüşmelere sahne olan Cenevre zirvesinde, tarafların ne kadar ilerleme sağlayabilecekleri bugün haritaların karşılıklı olarak sunulması ile ortaya çıkacak.

Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis, dün, planlanan gündemin aksine gün boyunca yönetim ve güç paylaşımı başlığını görüştüler. Kıbrıs Türk tarafı için bu başlık altında dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusunda Rum tarafının net bir adım atması hayati önem taşıyor.

Geriye en zor ve hassas konuların kaldığı ve tarafların ellerindeki pazarlık kozlarını mümkün olan en son ana kadar tutmaya çalıştıkları zirvede Kıbrıs Rum tarafının beklentisi ise, toprak ve güvenlik ve garantiler başlıklarında yoğunlaşıyor.

Tarafların dün yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında federal yetkiler konusunda bir miktar ilerleme sağladıkları, ancak dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılımda henüz bir al-vere girmedikleri belirtiliyor. Bu konulardaki gerçek al-verin bugün tarafların birbirlerine toprak düzenlemeleri ile ilgili haritalarını sunmaları ile yapılması bekleniyor.

Her iki tarafın da masaya birden fazla alternatif harita ile geleceği bugün itibariyle liderlerin, artık en önemli ve hassas konulara odaklanarak irade göstereceklerine dair beklentiler artmış durumda.

Sürece yakın kaynaklara göre, liderlerin bugün açıkta kalan konularda mümkün olan en büyük ilerlemeyi elde ederek ‘sorunun sadece Kıbrıslılara bağlı olması halinde şimdiye çözülmüş olacağı’ mesajını vermesi sürecin başarısı açısından çok önemli.


Yarın Cenevre’de Kıbrıs konusundaki uluslararası konferansın başlamasıyla garantör devletler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık müzakere tarihinde ilk kez güvenlik ve garantiler konusunu masaya yatıracak.

Tuesday, 10 January 2017

AKEL Genel Sekreteri Kyprianou Esra Aygın’a konuştu: Kıbrıslılara borcumuz var

Esra Aygın 

AKEL Genel Sekreteri Andros Kyrprianou, Kıbrıs müzakerelerinin çok kritik bir aşamada olduğunu belirterek “Her iki lidere, belli pozisyonlar arasındaki farkı kapatmak için çok çalışmalarını tavsiye ediyorum... Kıbrıslılara, gelecek nesillere, ortak ülkemize, ortak anavatanımıza müreffeh bir gelecek borcumuz var,” dedi.

Kyprianou, AKEL genel sekreteri olarak bu hafta Cenevre’de olma nedeninin, liderlere bir anlaşmaya varmak yolunda, konuların çoğunda hatta hepsinde uzlaşmaları için yardımcı olmak olduğunu söyledi.

“Her iki lidere de, önemsiz konularla zaman kaybetmek yerine, dikkatlerini temel konulara vermelerini tavsiye ederim,” diye konuşan Kyprianou, tarafların belli konularda birbirlerinin pozisyonunu anlamaya ve sorunları sadece kendi açılarından değil, diğer topluma sorun yaratmayacak şekilde çözmeye çalışmaları gerektiğinin altını çizdi.

Siyasi iradenin önemli olduğunu, ancak varılacak çözümün işlevsel olması için de çözülmesi gereken birçok teknik detay olduğunu vurgulayan Andros Kyprianou, bu haftanın sonunda Cenevre’de bir anlaşmaya varılamasa bile sürecin Kıbrıs’ta devam edeceğini belirtti.

“Bu sürecin açık uçlu olduğu birçok kez söylendi. Ancak bu, uzlaşmaya varmak yerine zamanın geçmesine izin vermemiz gerektiği anlamına gelmiyor,” diyen Kyprianou, zamanın geçiyor olmasının kendisini çok fazla endişelendirdiğini, ama aynı zamanda, her iki toplumun da çoğunluğu tarafından kabul edilebilecek bir anlaşmaya ihtiyacımız olduğuna inandığını söyledi.

Kyprianou sözlerine, “Umutlu olmaya devam edelim ve bu hafta büyük bir ilerleme kaydetmek yönünde çalışalım,” diyerek son verdi.


TIKANIKLIĞI EŞ-ZAMANLI ADIMLAR AŞABİLİR

HENÜZ İLERLEME YOK: Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafından dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusunda adım beklerken, Kıbrıs Rum tarafı da toprak ve güvenlik başlıklarında açılım beklentisi içinde.

EŞ ZAMANLI ADIM GEREKİYOR: İlk günkü tıkanıklığın aşılması için, Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıcı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in sorumluluk alarak eş-zamanlı adımlarla birbirlerine uzlaşmaya varmak konusunda yardım etmesi gerekiyor.

GARANTİLERDE DİYALOG: Akşam saatlerinde gerçekleştirilen güvenlik ve garantiler görüşmesinde, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının oldukça yapıcı bir diyalog içine girdiği öğrenildi.

TÜRKİYE-YUNANİSTAN OLUMSUZ: Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, güvenlik ve garantiler konusunda Türkiye ve Yunanistan arasında son günlerde artmış olan diyalog olumlu seyretmiyor.

ESRA AYGIN

Kıbrıs müzakerelerinde son dönemeç olarak görülen Cenevre zirvesinin ilk gününde yaşananlar, Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıcı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in, bu aşamada sorumluluk alarak eş-zamanlı adımlarla birbirlerine uzlaşmaya varmak konusunda yardım etmeleri gerekliliğini ortaya koydu.

12 Ocak’ta garantör devletlerin katılımı ile uluslararası bir konferansa dönüşecek olan zirve, dün, taraflar arasında zorlu bazı görüşmelere sahne oldu. Gelinen aşamada siyasi eşitlik konusunda artık önünü net şekilde görebilmek isteyen Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafından dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusunda adım beklerken, Kıbrıs Rum tarafı da toprak ve güvenlik ve garantiler başlıklarında açılım beklentisi ile masaya oturdu.

Müzakereye başlayabilmek için ilk adımı birbirlerinden bekleyen taraflar zirvenin ilk gününde somut bir ilerleme kaydedemediler. Ancak müzakerelere yakın kaynaklar, tarafların önünde uluslararası konferans öncesinde daha iki tam gün olduğunu, ve bu tarz zirvelerde hemen ilk gün açılım beklenmesinin gerçekçi olmadığını vurguladı.

Tıkanıklık, tarafların eş zamanlı adım atması veya konuları daha sonra kesinleştirilebilecek şekilde ‘ad referendum’ ele alması ile aşılabilir. Kaynaklara göre, iki liderin Cenevre’de ciddi bir ilerleme kaydetmesi zor, ama mümkün.

Dün öğle saatlerinde bir basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide de, taraflara artık hassas konularda karar zamanının geldiği mesajını vermiş, ve “Bu tarz görüşmelerde taraflar belli konuları en son ana kadar elinde tutmak ister. Şimdi son andayız. Şimdi gerçekten karar anındayız” demişti.

Taraflar, dün mülkiyet başlığı altında duygusal bağ, esaslı inkişaf ve ‘mevcut kullanıcı’ ifadesinin tanımı konularını, yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında ise dönüşümlü başkanlık, federal yetkiler, ve kararlara etkin katılım konularını ele aldı.

Akşam saatlerinde gerçekleştirilen güvenlik ve garantiler görüşmesinde ise Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının oldukça yapıcı bir diyalog içine girdiği öğrenildi.

Ancak, Türkiye ve Yunanistan güvenlik ve garantiler konusunda dün medya üzerinden verdikleri mesajlarda katı bir tutum sergilediler.

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, katıldığı bir konferansta, dünyanın birçok yerinde kan dökülmeye devam ederken Kıbrıs’ta huzurun hakim olmasının nedeninin Türkiye’nin sağladığı etkin garanti olduğunu ve bu garantiden vazgeçilemeyeceğini açıkladı.

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras ise, Atina’da yaptığı açıklamada, müzakerelerin çözümle sonuçlanabilmesi için öncelikle Türk askerinin tamamıyla adadan çıkması ve garantilerin lağvedilmesi gerektiğini söyledi.

Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Türkiye ve Yunanistan arasında güvenlik ve garantiler konusundaki diyalog son günlerde artmış olsa da, pek olumlu seyretmiyor.

Özel Danışman Eide’nin basın toplantısında da vurgulamış olduğu gibi, Kıbrıs sorununda çözüm dinamiğinin oluşması iki faktöre bağlı: Kıbrıslı liderlerin ilk beş başlıkta üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi ve garantör devletlerin nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakere etmeye hazır olması... Bu faktörlerin bu hafta Cenevre’de çözüm dinamiğini oluşturacak şekilde bir araya gelip gelmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz...